Tuesday, Sep 23rd

Last update:05:28:11 PM GMT

Headlines:
Su Anda Buradasiniz: EKONOMİ
Hata
  • XML Parsing Error at 2:11. Error 4: not well-formed (invalid token)

Ekonomi

Başkan Adayı Sever,Kadınları Seçme Seçilme Haklarının Verilişinin 79. Yılını Kutladı

Kullanıcı Değerlendirmesi: / 2
ZayıfEn iyi 

AK Parti Mersin Büyükşehir Beldiye Başkan Adayı Mustafa Sever,"Kadınların seçme ve seçilme hakkının verilişinin 79. yılı nedeniyle yayınladığı kutlama mesajında: Değerli kadınlarımız, değerli hemşerilerim, Gazi Mustafa Kemal Atatürk'ün önderliğinde Türk kadınına seçme ve seçilme hakkının pek çok Avrupa ülkesinden önce verilişinin 79. Yılını en içten dileklerimle kutluyorum.

 

Büyükşehir Başkan AdayıSever,"Türk kadını özünde barındırmakta olduğu hasletleri, olgunluğu ve sağlam karakteri ile ülkemizin demokrasi mücadelesindeki müstesna yerini fazlasıyla hak etmektedir. Kadınlarımız, ekonomide, siyasette, eğitimde ve toplumun her alanında ülkemizin en büyük gücü ve dayandığımız en sağlam dayanağımız olmaya devam edecektir.Değerli kadınlarımızı bu vesileyle saygılarımla selamlıyorum." sözleriyle açıklamasını tamamladı.

MERSİN KENT HABER

4. Narenciye Festivali çalışmaları devam ediyor

Kullanıcı Değerlendirmesi: / 1
ZayıfEn iyi 

Narenciye emektir, festival emek iste

Bu yıl 16-17 Kasım tarihleri arasında düzenlenecek olan 4. Narenciye Festivali’nin hazırlıkları devam ediyor.

Adnan Menderes Bulvarı sahil şeridinde 1 kilometrelik alanda yaklaşık 10 gün önce başlanan süsleme çalışmalarında günde 60 işçi çalışıyor. Kızkalesi, Uzuncaburç, Side harabeleri gibi sabit imitasyon figürlerinin yer aldığı alanda süslemeler için 70 ton narenciye ürününün kullanılırken toplamda 10 bin saatlik çalışma gerçekleştirilmiş olacak.

Mersin Büyükşehir Belediyesi, Mersin Ticaret Borsası, Akdeniz, Yenişehir, Toroslar ve Mezitli İlçe Belediyeleri’nin birlikte yürüttüğü 4. Narenciye Festivali’ne 30 farklı ülkeden 700 amatör folklor sanatçısı yöresel dans gösterilerini sahneleyecek. Narenciye temalı defilenin de yapılacağı festival alanında çeşitli kurum ve kuruluşlar narenciye temalı stant açacak.

 

Coşku her geçen yıl artıyor

 

Çalışmaları yerinde inceleyen Mersin Narenciye Festivali İcra Kurulu Başkanı Abdullah Özdemir, narenciyenin Mersin’deki öneminin anlatıldığı festivalin her geçen yıl daha coşkulu ve eğlenceli geçtiğini söyledi. Organizasyonun ilk yıldan itibaren sağlam temellere oturtulduğunu ifade eden Özdemir, en büyük amaçlarının başta Mersin olmak üzere narenciyenin ve festivalin yurtdışında da bilinirliğinin arttırılması olduğunu kaydetti.

Festivalin hazırlık aşamasında büyük bir emek sarf edildiğinin altını çizen Özdemir, başta Mersinliler olmak üzere tüm Türkiye’den gelecek olan ziyaretçiler için hazırlanan bu festivale herkesi davet etti.

 

Tüm emekler narenciye için

 

Alan süslemelerinde çalışan işçiler de, Mersinliler ve yurtdışından festivale katılacak olan misafirler için görsel şölen hazırladıklarını belirterek, festivalin kente hem tarım hem de tanıtım anlamında büyük getirisi olacağını söylediler. İşçiler, böyle bir etkinlikte yer almaktan dolayı mutlu olduklarını dile getirdiler.

MERSİN KENT HABER

Medya Konseyi Yurt Geneline Yayılıyor

Kullanıcı Değerlendirmesi: / 1
ZayıfEn iyi 
Haber: Medya Konseyi Yurt Geneline Yayılıyor

Ankara merkezli faaliyet gösteren Medya Konseyi Derneği (MEDKO), il ve ilçelerde şube ve temsilcilikler açma kararını hayata geçirdi.

MEDKO Genel Yönetim Kurulu, Eylül ayında yapılan yönetim kurulu toplantısında dokuz ile şube açma kararı aldı. Medya Konseyi'nin Selim Bilge başkanlığında yapılan genel merkez yönetim kurulu toplantısında çıkan karar doğrultusunda illerden ve ilçelerden gelen taleplerin incelemeye alındığı ve alınan kararla birlikte Afyonkarahisar, Kilis, Kastamonu, Çorum, Muş, Bingöl, Siirt, Eskişehir, Kahramanmaraş'a, şube/temsilcilik açma yetkilendirilmesi yapılmış oldu. MEDKO Genel Başkanı Selim Bilge yaptığı konuşmada, "Türkiye'nin doğusundan batısına uzanan bir çizgide basın çalışanlarının haklarını korumak için yola çıkan bütün arkadaşlarımızı canı gönülden selamlıyorum. Medya Konseyi'nin basın çalışanlarının karşılaştıkları zorlukların önüne geçmek için el birliği ile çözme iradesini ortaya koyacak bir sivil toplum kuruluşudur. Şimdi Elele verip asıl faaliyetlerimizi yapma zamanıdır. Şimdi sırada Adana, Adıyaman, Ağrı, Aksaray, Amasya, Antalya, Ardahan, Artvin, Aydın, Balıkesir, Bartın, Batman, Bayburt, Bilecik, Bitlis, Bolu, Burdur, Bursa, Çanakkale, Çankırı, Denizli, Diyarbakır, Düzce, Edirne, Elazığ, Erzincan, Erzurum, Gaziantep, Giresun, Gümüşhane, Hatay, Iğdır, Isparta, İstanbul, İzmir, Karabük, Karaman, Kars, Kayseri, Kırıkkale, Kırklareli, Kırşehir, Kocaeli, Konya, Kütahya, Malatya, Manisa, Mardin, Mersin, Muğla, Nevşehir, Niğde, Ordu, Osmaniye, Rize, Sakarya, Samsun, Sinop, Sivas, Şanlıurfa, Şırnak, Tekirdağ, Tokat, Trabzon, Tunceli, Uşak, Van, Yalova, Yozgat, Zonguldak illerimiz var" dedi.

Bilge, ayrıca illerde bulunan gazete, TV, haber sitesi, radyo sahiplerinin, yazarların ve medya çalışanlarının eğitimleri ile ilgili çalışmalar başlatacaklarını belirterek, gösterilen ilgiden dolayı duyduğu memnuniyeti dile getirdi.

Medya Konseyi'nin yeni şubeleri ve başkanları şöyle:

"Afyonkarahisar: Mustafa Dağhan, Kilis, Kastamonu: Hamdi Kendirci, Çorum: Murat Öztürk, Muş: Fatih Çelik, Bingöl: Yunus Boztimur, Siirt: Ayhan Mengen, Eskişehir: Salih Güven, Kahramanmaraş: Mustafa E. Şirikçi."

İHA

Mersin, Vizyonu Bütçesinden Büyük Başkan İstiyor

Kullanıcı Değerlendirmesi: / 3
ZayıfEn iyi 
Haber: Mersin, Vizyonu Bütçesinden Büyük Başkan İstiyor

Mersin Ticaret ve Sanayi Odası'nın (MTSO), 2014 Mart ayında yapılacak yerel seçimler öncesinde gerçekleştirdiği ve belediye başkanından beklentileri içeren "Mersin Başkanlarından Ne İstiyor" konulu Arama Konferansı'nın sonuçları açıklandı. Sonuçlara göre Mersin, vizyonu bütçesinden büyük başkan istiyor.

'Mersin Başkanlarından Ne İstiyor?' konulu Arama Konferansı, MTSO'nun, İzgören Akademi desteğinde 7 Ekim ve 23 Kasım 2013 tarihlerinde 3 farklı oturumda MTSO Meslek Komiteleri, il genelindeki meslek kuruluşları, dernekler, sivil toplum kuruluşları, üniversiteler ve kültür-sanat kuruluşlarından yaklaşık 200 kişinin katılımıyla gerçekleştirildi. MTSO Konferans Salonu'nda düzenlenen toplantıda, Ahmet Şerif İzgören'in 'At Şu Adımı' konulu seminerinin ardından MTSO Başkanı Şerafettin Aşut, Arama Konferansı'nın sonuçlarını açıkladı.

Mersin'in stratejik alanlarının yönetim, ulaşım, kentsel dönüşüm ve altyapı, eğitim ve sanat, tanıtım-pazarlama olarak belirlendiği Arama Konferansı'nın sonuçlarına göre, yönetim alanında uzun vadeli planlama, 1/100.000'lik plan ve alt ölçekli planlarının yapılması, yatırım ve istihdamla ilgili nazım imar planının detaylı yapılması istekleri öne çıktı. Ayrıca, parti kimliğinden sıyrılabilen, herkese eşit mesafede, şeffaf bir belediye başkanı isteyen katılımcılar, tek başkan değil, fikir üreten beyin takımı olması, alt belediyeler, kamu kurumları, kurumlar, üniversiteler ve sivil toplum kuruluşlarıyla işbirliği ve koordinasyon içinde olması, kadınların yönetime katılımını sağlaması, kent için Ar-Ge ve inovasyon yapılması beklentilerini de dile getirdiler.

Arama Konferansı'na katılanlar, yatırımcı ilişkileri açısından belediye başkanından beklentilerini de şöyle sıraladılar: "Bürokrasinin azaltılması ve hızlandırılması, Ar-Ge ve üretime yönelik girişimciliğin desteklenmesi, seyyar satıcılarla mücadele, hallerin cazip hale gelmesinin sağlanması, Büyükşehir ve ilçe belediyelerince hazırlanan planların çelişmemesi."

Kentin ulaşım sorunun çözümü için ulaşım master planının yapılmasını isteyen katılımcılar, Çukurova Bölgesel Havaalanı için yeni yolların açılması, D-400 karayolunun Tarsus ve Erdemli yönünde düzenlenmesi ve yan yollar yapılması, otoyolun Taşucu'na bağlanması, limandan otoyola direk bağlantı sağlanması, çevreye duyarlı toplu taşımacılığın teşvik edilmesi, D-400'e paralel Erdemli-Silifke, Mersin-Tarsus güzergahında yeni yol inşası, trafik sinyalizasyon sisteminin düzenlenmesi, kruvaziyer turizmi için yeni iskele yapılması beklentilerini de sıralarken, şu istekler de öne çıktı: "Genel ve büyük çok katlı otoparklar, caddelerin doğu-batı istikametine doğru uzaması, kaldırım ve trafik ışıklarının engellilere göre düzenlenmesi, bisiklet yolları ve park yerleri, kadınlar için güvenli ulaşım."

"NEFES ALAN ŞEHİR PLANLARI YAPILSIN"

Kentsel dönüşüm ve altyapı konularında çarpık yapılaşmanın önlenmesi ve nefes alan şehir planları yapılması beklentileri aktarılırken, yeni üretim alanları ve ekonomik bölgeler oluşturulması, şehir giriş-çıkışlarının yeniden planlanması, kent merkezinin turizm altyapısına yönelik yeniden tasarlanması, elektrik ve telefon direklerinin yer altına indirilmesi, yeşil alanlar ve parkların artırılması, kanalizasyon, elektrik, su, internet ve doğalgaz altyapılarının uzun vadeli planlanması, yolların 25 yıl dayanacak şekilde ve tamiratlarının uluslararası normlarda yapılması, alanlar imara açılmadan önce tüm altyapı çalışmalarının tamamlanmış olması, kentsel dönüşümün uygulanacağı mahallelerin tespiti ve koordinasyon içinde projelendirilmesi, Estetik Kurul oluşturulması (bina renklerinin uyumu, totem, reklam tabelalarının boyutu ve bilbord yerlerinin tespiti gibi ), sahil yapılarının Akdeniz mimarisini yansıtan tarzda olması da belediye başkanından yapması beklenen maddeler oldu.

Eğitim ve sanat alanında Kent Müzesi kurulmasını isteyen katılımcılar, seçilecek belediye başkanının farklı kültürlerin bir arada yaşama alışkanlığını pekiştirmek için çalışma yapmasını ve sosyal uyum projelerine ağırlık vermesini de istediler. Eski Mersin evlerinin restorasyonu ve kent kültürü için halka açılmasının da beklentiler arasında yer aldığı Arama Konferansı sonuçlarında, gençlerin kendini ifade edebileceği alanlar oluşturulması da istendi.

Belediye başkanından kentin tanıtımı ve pazarlama için Mersin lobisi oluşturması isteyen katılımcılar, şehir markalaşması için çalışmalar yürütmesini, turizm potansiyelini canlandırıcı çalışmalar yapmasını ve yerel medyayı desteklemesini de beklentileri arasında sıraladılar.

MTSO Başkanı Aşut, Arama Konferansı'nın sonuçlarını anlattıktan sonra sunumu şöyle tamamladı: "Benim başkanım; Mersin'i temsil eden, bilgili, ilgili, işini takip eden, ilkeli ve dürüst, öncesi ve sonrası mal beyanı eşit, adil, cesur, babanın evladına davrandığı gibi davranan, halkından kaçmayan, bisiklete binen, esnafın arasında, ulaşılabilir, yenilikçi, paylaşımcı ve katılımcı, şeffaf, tarafsız, şehri birleştiren, vizyonu bütçesinden büyük olmalı."

İHA

KKTC 30. Kuruluş Yıldönümünü Kutluyor

Kullanıcı Değerlendirmesi: / 1
ZayıfEn iyi 

KKTC Mersin Konsolosu Zalihe Erden, 15 Kasım 1983 tarihinin, Kıbrıs Türk halkının siyasi yaşamının önemli bir dönüm noktası ve mücadelelerini devlet olgusuyla dünyaya ilan ettiği bir gün olduğunu söyledi.

Erden, yaptığı açıklamada, Kıbrıs Türklerinin onurlu ve bağımsız olarak yaşamalarının timsali Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'nin 30. kuruluş yıldönümünü, Mersin'de de gurur ve sevinçle kutlamaya hazırlandıklarını belirtti. Kıbrıs Türk halkının, bundan 30 yıl önce, kendi kaderini tayin etme hakkını kullanarak KKTC'nin kuruluşunu tüm dünyaya ilan ettiğini hatırlatan Erden, "15 Kasım 1983 tarihi, Kıbrıs Türk halkının siyasi yaşamının önemli bir dönüm noktası ve mücadelelerini devlet olgusuyla dünyaya ilan ettiği bir gün olmuştur. Kıbrıs Rumlarının, 'Kıbrıs Hükümeti' olarak tüm dünyada tanınmalarının rahatlığı içinde hiçbir anlaşmaya yanaşmamaları ve Kıbrıs Türklerini her gün biraz daha fazla köşeye sıkıştırmak yönünde çabalarını yoğunlaştırmaları karşısında Kıbrıs Türk halkı, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'ni ilan etmiştir" dedi.

30 yıl önce kurulan KKTC'nin demokratik, laik ve sosyal hukuk devleti olarak tüm çağdaş kurumlarıyla kökleştiğini kaydeden Erden, şöyle devam etti; "Halkımız dünyada hak ettiği konuma ulaşma hedefi doğrultusunda kararlılıkla ilerlemekte, örnek demokrasisi, gelişen ekonomisi ve sosyal yapısı ile geleceğe umutla bakmaktadır. Kıbrıs Türk halkının adada adil ve kalıcı bir anlaşmaya varılması hususundaki iradesi henüz Kıbrıslı Rumlardan karşılık bulamamış olmasına rağmen, çözüm yönünde iyi niyetli ve yapıcı tutumumuzu sürdürmekle beraber, bizlere düşen, ülkemizin gelişiminin sürdürülebilir kılınması için elimizden geleni yapmaktır. Bunlardan en önemlisi de birlik ve beraberlik içinde olmaktır."

Açıklamasında, KKTC'nin ve Kıbrıs Türk halkının bugünlere ulaşmasında maddi ve manevi her türlü yardımda bulunan Türkiye Cumhuriyeti Devleti ve halkına teşekkür eden Erden, "Başta Ulu Önder Mustafa Kemal Atatürk olmak üzere silah arkadaşlarına ve özgürlük mücadelemizin lideri Dr. Fazıl Küçük ile kurucu Cumhurbaşkanı Rauf Raif Denktaş ve aziz şehitlerimize Allah'tan rahmet dileyerek hayatta olan gazilerimizi sevgi, saygı ve minnetle anıyorum" diye konuştu.

iha

Cenkcimenoğlu: "Mersin ekenomisi baltalanıyor"

Kullanıcı Değerlendirmesi: / 1
ZayıfEn iyi 
MESİAD Sanayi ve Yatırımlardan Sorumlu Yönetim Kurulu Üyesi Cenk Cenkcimenoğlu, D-400 Karayolu'nun artık tıkanma noktasına geldiğini ifade ederek, 'Okan Merzeci Bulvarı, Tarsus Hal Yolu'na bağlanarak altarnatif bir yol oluşturulmalı' dedi.
Okan Merzeci Bulvarı'nın Tarsus Hal Yolu'na kadar bağlanmasının 1/100.000 ve 1/25.000'lik planda bulunduğunun altını çizerek konuşmasını sürdüren MESİAD Sanayi ve Yatırımlardan Sorumlu Yönetim Kurulu Üyesi Cenk Cenkcimenoğlu, 'Bu yolun hizmete sokulmaması Mersin'e ihanettir. Hem sanayiciye hem de vatandaşa ızdırap çektiriyorlar. Her gün binlerce aracın geçtiği Mersin-Tarsus-Adana yolu olarak bilinen D-400 Karayolu'nda artık trafik bazı saatlerde durma noktasındadır. Özellikle akşam mesai bitiminde Organize Sanayi Bölgesi'nden çıkan araçların da bu yola katılımları ile Tarsus'tan Mersin'e gelmek işkenceye dönüşmüş, yaklaşık 1 bazen 1.5 saati bulan tıkanmalar yaşanmaktadır' dedi.
'Kimsenin vatandaşa zulm etmeye hakkı yok'
MESİAD Yönetim Kurulu Üyesi Cenkcimenoğlu, Mersin-Tarsus Organize Sanayi Bölgesi'nin her geçen gün geliştiğini, bununla birlikte de artan potansiyelin alternatif yol gereksinimi ortaya çıkardığını belirtti. Cenkcimenoğlu, 'D-400 Karayolu sanayicinin liman ile arasındaki köprü olmaktan çıkmış, adeta tıkaç görevi görmektedir. Alternatif bir yol hizmete açılmadığı sürece bu yolda trafik kazalarının önü kesilemez. Ayrıca sadece sanayici değil, sanayici ile birlikte de vatandaşlarımız da aynı çileyi çekiyor. Kimsenin vatandaşa zulm etmeye hakkı yok. Yetkililerin bir an evvel bu konuda gerekli çalışmayı yapması ve Okan Merzeci Bulvarı'nın Tarsus Hal Yolu'na bağlaması gerekmektedir' dedi.
'Yıllardır sürekli gündemde'
Cenk Cenkcimenoğlu son olarak, 'Bu yol yıllardan bu yana gündemde. Ve belediyede projesi hazır. MESİAD başta olmak üzere bir çok kurum ve kuruluş bu konuyla ilgili çalışma yapılmasını istediği halde neden bu yol ulaşıma açılmıyor merak ediyoruz. Ayrıca bölgeyi sadece sanayi bölgesi olarak düşünmemek lazım. Başta Kazanlı olmak üzere bölgede bir çok tarım alanı bulunmakta. Bu sadece sanayiciye vurulmuş bir darbe değil, aynı zamanda kentin tarım üretimine de vurulmuş bir darbedir. Resmen Mersin ekonomisi baltalanıyor' dedi.
MERSİN KENT HABER

Asiad, 17 Ülkeden 230 İşadamını Mersin'de Ağırlayacak

Kullanıcı Değerlendirmesi: / 2
ZayıfEn iyi 
Haber: Asiad, 17 Ülkeden 230 İşadamını Mersin'de Ağırlayacak

Akdeniz Sanayici ve İşadamları Derneği (ASİAD), düzenlediği Uluslararası Ticaret ve Yatırım Forumu organizasyonuyla 17 ülkeden 230 işadamını Mersin’de ağırlayacak.

27- 28 Kasım tarihlerinde CNR Yenişehir Fuar Alanı’nda Mersin Ticaret ve Sanayi Odası (MTSO) ve Mersin Tarsus Organize Sanayi Bölgesi (MTOSB) işbirliğiyle gerçekleştirilecek programla ilgili bilgi veren Dernek Başkanı Emin Rıdvan Oğuz, organizasyonun Mersin’de bir ilk olacağını ve bölgesel ekonomiye büyük bir hareketlilik kazandıracağını ifade etti.

İhracat anlamında Mersin’i önemli noktalara taşıma gayretinde olduklarını anlatan Oğuz, "Bu kapsamda işadamlarımızın özellikle üretim ve ihracat ağırlıklı faaliyet gösteren firmalarımızın önünü açabilmek, onlara yeni ve önemli pazarlar oluşturabilmek amacıyla girişimlerimize hızla devam ediyoruz. Bu amaçla yaptığımız çalışmalar neticesinde 17 ülkeden 230 işadamının katılacağı Uluslararası Ticaret ve Yatırım Forumu’nu organize ediyoruz. Yurt dışından katılan bu işadamlarının tamamı gıda, tarım, hızlı tüketim ürünleri ve ilgili makine sektörlerinde faaliyet gösteriyor. Programımız içerisinde yerli firmalar açtıkları stantlarda ürün ve hizmetlerini tanıtırken ikili iş görüşmeleri bölümünde de iş bağlantıları gerçekleştirilecek.” diye konuştu.

Programa bölgesel anlamda önemli firmaların katılacağını vurgulayan Oğuz, Ukrayna, Kırgızistan, Kazakistan ve Sudan gibi birçok ülke ile ticaret yapma fırsatının elde edileceğini vurguladı. İhracatını artırmak, geliştirmek, ürününü tanıtmak ve yeni pazarlara açılmak isteyenler için organizasyonun kaçırılmaz bir fırsat olduğunu dile getiren Oğuz, ikili iş görüşmelerinin önemine değinerek, yabancı ithalatçılarla birebir görüşme fırsatını işadamlarının ayağına getirdiklerini belirtti. Oğuz, “Yabancı firmalar Türkiye’den ithalat potansiyeli ve hedef sektörden olma kriterleri açısından değerlendirilerek programa dahil edildi. Bu nedenle programa katılan yerli firmalarımız referanslı alıcılarla görüşme imkanına sahip olacak.” açıklamasında bulundu.

CİHAN

Türkiye, Kivi Üretim Artışında Dünya Birincisi Oldu

Kullanıcı Değerlendirmesi: / 1
ZayıfEn iyi 
Haber: Türkiye, Kivi Üretim Artışında Dünya Birincisi Oldu

Türkiye Ziraat Odaları Birliği (TZOB) Genel Başkanı Şemsi Bayraktar, Türkiye'nin kivi üretimini 1995-2011 döneminde 406 kat, 2000-2011 döneminde 21 kat, 2005-2011 döneminde yüzde 265,4 artırarak dünya birincisi olduğunu bildirdi.

Bayraktar, yaptığı açıklamada, 1994 yılında 7 tonla başlayan, 1995'te 72, 2000'de bin 400, 2005'te 8 bin, 2011'de 29 bin 231, 2012'de 37 bin 247 tona yükselen kivi üretiminin 2013 yılında yüzde 11,2 artışla 41 bin 420 tona çıkacağını belirtti. Şemsi Bayraktar, üretimdeki artışa rağmen kivide iç talebin henüz karşılanmadığını, üretimin hala artırabileceğini, bunun da üretici için olumlu bir durum olduğunu vurguladı. Birleşmiş Milletler Gıda ve Tarım Örgütü'nün (FAO) 2011 verilerine göre dünya kivi üretiminin 1 milyon 490 bin ton olduğunu bildiren Bayraktar, şunları kaydetti:

"Dünya kivi üretiminde İtalya, 431 bin 558 tonla birinci, Yeni Zelanda 420 bin 231 tonla ikinci, Şili 237 bin 104 tonla üçüncü, Yunanistan 140 bin 400 tonla dördüncü sıradadır. Fransa, 73 bin 480 tonla beşinci, ABD 34 bin 200 tonla altıncı, İran 31 bin 576 tonla yedinci durumundadır. Ülkemiz 2011 yılı için 29 bin 231 tonla 26 bin 100 ton üreten Japonya'nın önünde sekizinci sıradadır. Yalnız, 2011 yılından 2013 yılına Türkiye kivi üretimini yüzde 41,7 gibi yüksek bir oranda artırmıştır. Buna göre Türkiye, İran ve ABD'nin 2011 yılı üretimlerini geçmiş durumdadır. Diğer önemli üreticiler içinde Portekiz, İspanya, Güney Kore, İsrail ve Avustralya bulunmaktadır. Dünya kivi üretiminin yüzde 28,96'sını İtalya, yüzde 28,2'sini Yeni Zelanda, yüzde 15,91'ini Şili, yüzde 9,42'sini Yunanistan, yüzde 4,93'ünü Fransa, yüzde 2,30'unu ABD, yüzde 2,12'sini İran, yüzde 1,96'sını Türkiye yapmaktadır."

Türkiye'nin kivide üretim artışında dünya birinciliğini aldığını belirten Bayraktar, şu bilgileri verdi:

"1995-2011 döneminde Türkiye, üretimini 406 kat ya da yüzde 40 bin 498,6 artırırken, üretim artışında ikinci sırada bulunan İran yüzde 952,5 artırabilmiş. Artış oranı Yunanistan'da yüzde 245,4, İsrail'de yüzde 190,9, Portekiz'de yüzde 165,1, İspanya'da yüzde 151, Şili'de yüzde 106,2, Kırgızistan'da yüzde 100, Yeni Zelanda'da yüzde 88,4, İsviçre'de yüzde 38,9, İtalya'da yüzde 37,4 arttı. Bu dönemde üretim Fransa'da yüzde 1,4, ABD'de yüzde 0,3, Japonya'da yüzde 46,5, Güney Kore'de yüzde 17,4, Avustralya'da yüzde 30, Kıbrıs Rum Kesimi'nde yüzde 66,4, Kanada'da da yüzde 80 düştü. 1995 yılında 48 bin 800 ton kivi üretimiyle dünya beşincisi olan Japonya'da üretim, 2011 yılında 26 bin 100 tona geriledi ve Türkiye'nin ardından dokuzunculuğa indi. Türkiye, 2000-2011 döneminde yüzde 1987,9, 2005-2011 döneminde yüzde 265,4 kivi üretim artış oranlarıyla da dünya ülkeleri içinde ilk sırayı aldı."

Türkiye'nin kivi üretiminde çok uzun bir geçmişi olmasa da üretimini hızla artırıp sekizinciliğe yükselmesinin önemli bir başarı olduğuna dikkati çeken Bayraktar, "Bu durum, Türk çiftçisinin yeniliklere ne kadar açık olduğunu, üretim artışında sınır tanımadığını gösteriyor. Bizdeki sorun üretim değil, pazarlama. Üretimimizi hızla artırabiliyoruz ama ürünümüzü örgütlenmemiz yeterli olmadığı için değerlendiremiyoruz" dedi.

KİVİ ÜRETİMİNDE Yalova YÜZDE 35,19 PAYLA BİRİNCİ

2012 yılı verilerine göre 37 bin 420 ton olan Türkiye kivi üretiminin yüzde 35,19'unu Yalova, yüzde 18,01'ini Ordu, yüzde 16,14'ünü Rize'nin ürettiğini bildiren Bayraktar, şöyle devam etti:

"Yalova 13 bin 107 ton üretimle birinci. Bu ili 6 bin 707 tonla Ordu, 6 bin 11 tonla Rize izliyor. Bu üç il Türkiye üretiminin yüzde 69,33'ünü gerçekleştiriyor. Üretimde Samsun 2 bin 729 tonla dördüncü, Giresun 2 bin 547 tonla beşinci, Trabzon 2 bin 181 tonla altıncı, Kocaeli bin 12 tonla yedinci, Bursa 935 tonla sekizinci, Artvin 765 tonla dokuzuncu, Mersin 215 tonla onuncu, Antalya ve Kastamonu 194 tonla 11 ve 12'inci, Sakarya 128 tonla 13'üncü, Zonguldak 117 tonla 14'üncü, Adana 101 tonla 15'inci sırayı alıyor."

Özellikle İran'dan gelen düşük kaliteli ve ucuz ürün girişinin üretici açısından sıkıntılı bir durum olduğuna dikkati çeken Bayraktar, "Nitekim, 2013 yılında 606 bin 606 dolarlık ihracata karşılık 2 milyon 777 bin 616 dolarlık ithalat yapılmıştır. Bu ithalatın 1 milyon 890 bin 750 doları (toplam ithalatın yüzde 68,1'i) İran, 779 bin 6 doları (yüzde 28,05) Şili kaynaklıdır" dedi.

TZOB Genel Başkanı Bayraktar, 5 Kasım 2013 tarihli Resmi Gazete'de yayınlanan tebliğ ile kivide ton başına 700 ABD Doları ithalatta gözetim uygulaması başlatıldığını, bunun yerli üretimi koruyacağını belirtti. Bayraktar, şunları kaydetti:

"Kivideki önemli sorunlardan birisi soğuk hava depolarının ve ambalajlama tesislerinin yetersiz oluşudur. Bu sorundan dolayı kivi hasat edilmesinden sonra kısa zamanda tüketime sunulması gerekiyor. Böyle olunca da ürünün fiyatını satıcı değil alıcı belirliyor ve üreticimiz mağdur oluyor. Daha sonraki süreçte de ithalat yoluna gidiliyor. Bir zamanlar tane işi satılan ve fiyatı oldukça yüksek olan kivi şimdilerde üreticinin elinden kilogramı 1,35 liradan alınıyor. Bu durum ürün fazlalığından değil, arzın kontrol edilememesi, pazarlama eksikliği ve talep yapısından kaynaklanıyor. Yaşanan sorunların çözülmesi için kivi ürün bazında desteklemelere dahil edilmeli, Türkiye Kivi Merkez Birliği kurulmalı ve kiviyle ilgili desteklemeler Kivi Üretici Birlikleri kanalıyla yapılmalı, tarım havzaları modelinde kivi yer almalı, 15 Eylül-1 Nisan tarihleri arasında kivi ithalatını engelleyici önlemler alınmalı, kivinin tüketiciye tanıtılması amacıyla tanıtım filmleri hazırlanmalı ve kivi tanıtım grubu oluşturulmalı, kivi üretiminin artırılmasına yönelik teşvik edici destekler verilmeli, ziraat fakülteleriyle işbirliği yapılmalı, kivi konusunda uzman teknik personel yetiştirilmeli, yüksek kalite fidan üretimi için Kivi Üretim İstasyonları kurulmalı, kivinin depolanabilmesi için soğuk hava deposu ile sınıflandırma-paketleme yapabilen entegre tesisler kurulmalı."

Bayraktar, kivide sorunların çözülmesi halinde kivi üretiminde iyi kalite ve standardın sağlanacağını, fiyat istikrarının oluşacağını, üretimin artacağını, ithalata gerek kalmayacağını, hatta önemli miktarda ihracat imkanları doğacağını vurguladı.

İHA

Baklagil Ekim Alanları Artırılmalı

Kullanıcı Değerlendirmesi: / 1
ZayıfEn iyi 

Haber: Baklagil Ekim Alanları ArtırılmalıTürkiye Ziraat Odaları Birliği (TZOB) Genel Başkanı Şemsi Bayraktar, beslenmedeki öneminin yanı sıra toprağın biyolojik ve fiziksel yapısının iyileştirilmesine sağladığı katkı da dikkate alındığında baklagil ekim alanlarının artırılması gerektiğini belirterek, "Kurak ve yarı kurak alanlarda nohut ve mercimeğin, sulu alanlarda ise fasulyenin ekim nöbetine girmesi, gerek birim alanda elde edilen verimin artırılması, gerekse nadas alanlarının azaltılması açısından önemlidir" dedi.

Bayraktar, nohutta Mersin, Antalya ve Kırşehir, yeşil mercimekte Çorum, Ankara ve Yozgat, kırmızı mercimekte Şanlıurfa, Diyarbakır ve Mardin, kuru fasulyede Konya, Karaman ve Niğde ilk üçü oluşturduğu bilgisini verdi.

Şemsi Bayraktar, yaptığı açıklamada, yağ oranı düşük, karbonhidrat oranı yüksek ve besleyici, beslenmede bitkisel proteinin ana kaynağını oluşturan kuru baklagillerin dünyadaki 2 milyardan fazla insan için protein kaynağı olduğunu belirtti.

Dünyada üretimi gerçekleştirilen baklagiller arasında fasulyenin ilk sırada yer aldığını, bu ürünü nohut, bezelye ve mercimeğin izlediğini bildiren Bayraktar, şunları kaydetti:

"Ülkemizde, baklagiller içinde en fazla nohut üretimi yapılmaktadır. Bu ürünü mercimek ve fasulye takip etmektedir.

Birleşmiş Milletler Gıda ve Tarım Örgütü (FAO) verilerine göre dünyada 2012 yılı itibariyle 23,1 milyon ton fasulye, 11,3 milyon ton nohut, 4,5 milyon ton mercimek üretimi gerçekleştirilmiştir. Dünya ortalama baklagil verimlerine bakıldığında, dekarda verimin fasulyede 80 kilogram, nohutta 93 kilogram, mercimekte 107 kilogramdır. Ülkemizde kuru fasulye üretiminde dekarda 215 kilogram verim ile dünya ortalamasının yüzde 169 üzerine çıkmaktadır. Benzer şekilde mercimekte yüzde 46,7, nohutta yüzde 33 oranında daha fazla verim almaktayız.

TÜRKİYE NOHUTTA ÜÇÜNCÜ, MERCİMEKTE DÖRDÜNCÜ SIRADA

Ülkemizde üretim payı en fazla olan fasulye, nohut ve mercimek üretiminin dünyadaki durumu incelendiğinde, fasulye üretiminde Myanmar'ın, nohut üretiminde Hindistan'ın, mercimek üretiminde Kanada'nın ilk sırada yer aldığı görülmektedir. Türkiye dünya nohut üretiminde üçüncü, mercimek üretiminde ise dördüncü sırada yer almaktadır. Hindistan önceki yıllarda mercimek ve fasulye üretiminde de ilk sırada yer alırken ekim alanlarını azaltması ve verim düşüklüğü nedeniyle önceliğini kaybetmiştir. Dünya mercimek üretiminde ilk sırada yer alan Kanada, 2005 yılında 554 bin hektar olan mercimek ekim alanını 2012 yılına kadar yüzde 667 oranında artırarak 4 milyon 249 bin 725 hektara çıkarmıştır."

BAKLAGİL ÜRETİMİNDE GÜNEYDOĞU, İÇ Anadolu VE AKDENİZ ÖNDE

Türkiye'de baklagil üretiminin ülke geneline yayılmış olmakla beraber, Güneydoğu Anadolu, İç Anadolu ve Akdeniz Bölgesi'nin üretimin en yoğun olduğu bölgeler olduğunu vurgulayan Bayraktar, şu bilgileri verdi:

"Genel olarak; kırmızı mercimek Güneydoğu Anadolu bölgesinde, yeşil mercimek, İç Anadolu Bölgesinde, bakla Ege ve Güney Marmara Bölgesi'nde, nohut ve kuru fasulye ise birçok bölgemizde yetişmektedir.

Türkiye baklagil üretiminde yüzde 44'lük payla nohut ilk sırada yer almaktadır. Ülkemizde başlıca üretimi yapılan illerimiz sırasıyla Mersin, Antalya, Kırşehir, Yozgat, Karaman, Konya, Uşak, Kütahya, Adıyaman, Çorum, Balıkesir, Ankara illerimizdir. Bu illerimizin toplam nohut üretimimizde aldıkları pay yüzde 61,5'dir.

Ülkemizde 2012 yılı rakamlarına göre 438 bin ton olan toplam mercimek üretimimizin yüzde 94'ünü kırmızı, yüzde 6'sını ise yeşil mercimek oluşturmaktadır. Yeşil mercimek ile kırmızı mercimek üretiminin yapıldığı iller farklılık göstermektedir. Kırmızı mercimek üretiminin yüzde 75,7'si sırasıyla Şanlıurfa, Diyarbakır ve Mardin illerinde yapılmaktadır. Yeşil mercimek üretimi ise daha çok İç Anadolu Bölgemizde yapılmakta olup üretimin yüzde 43,4'ü sırasıyla Çorum, Ankara ve Yozgat'ta yapılmaktadır.

Toplam baklagil üretiminden yüzde 17 pay alan kuru fasulye ülkemizin hemen hemen bütün bölgelerinde yetiştirilmektedir. En fazla üretim yapılan illerimiz Konya, Karaman, Niğde, Erzincan, Nevşehir, Kahramanmaraş, Aksaray, Balıkesir'dir. Adı geçen illerimizin toplam kuru fasulye üretimimizden aldıkları pay yüzde 71,5'dir."

Bayraktar, Türkiye'de baklagiller 2013 yılı üretim dönemi, 2012 yılı Ekim ayı itibariyle kırmızı mercimek ekimiyle başladığını, hasadın ise kırmızı mercimekte Temmuz ayında tamamlandığını, diğer ürünlerde Ekim ayı sonuna kadar tamamlanacağını bildirdi.

TOPLAM ÜRETİM 1,2 MİLYON TON

Türkiye İstatistik Kurumu 1. tahmin sonuçlarına göre, 2013 yılında nohut, kırmızı mercimek, kuru fasulye, yeşil mercimek, bakla, bezelye, börülceyi kapsayan toplam baklagil üretiminin 1 milyon 202 bin 623 ton olarak beklendiğini belirten Bayraktar, şunları kaydetti:

"2012 yılında 518 bin ton nohut, 410 bin ton kırmızı, 28 bin ton yeşil mercimek, 200 bin ton kuru fasulye üretildi. Baklagiller içinde üretimi ve tüketimi en fazla gerçekleştirilen ürünlerin 2013 yılı üretim rakamlarına bakıldığında; nohut 2012 yılına göre yüzde 2,1 oranında azalarak 507 bin ton, kırmızı mercimek yüzde 1,2 oranında artarak 415 bin ton, kuru fasulye yüzde 12,5 oranında artarak 225 bin ton, yeşil mercimek yüzde 10,7 oranında azalarak 25 bin ton olarak beklenmektedir.

2013/2014 yılı üretim dönemi kırmızı mercimek ekimi ile Kasım ayı itibariyle başlayacak, diğer ürünlerin ekimi ile devam edecektir.

Beslenmedeki öneminin yanı sıra toprağın biyolojik ve fiziksel yapısının iyileştirilmesine sağladığı katkı da dikkate alındığında baklagil ekim alanlarının artırılması sağlanmalıdır. Kurak ve yarı kurak alanlarda nohut ve mercimeğin, sulu alanlarda ise fasulyenin ekim nöbetine girmesi, gerek birim alanda elde edilen verimin artırılması, gerekse nadas alanlarının azaltılması açısından önemlidir."

Bayraktar, bu yıl baklagil ekim alanlarının artırılması, üreticilerin baklagil üretimine yönelmesi için alınması gereken tedbirleri ise şöyle sıraladı:

"Üretici ekim zamanında hangi ürünü ekeceği kararını kolay pazar imkanı olan ürün ve elde edeceği gelire göre vermektedir. Bu amaçla öncelikle baklagil ekimi fiyat açısından cazip hale getirilmelidir. Üretici ürettiği ürünün elinde kalmayacağını veya maliyetinin altında pazarlamayacağını bilmelidir.

Dünya piyasalarındaki fiyat düşüşlerinin yaşandığı veya ürün arzının fazla olduğu aylarda geçmiş yıllarda olduğu gibi fiyat düşüşlerini önleyecek, devlet adına alım yapan bir müdahale kurumu oluşturulmalı.

Son yıllarda ucuz fiyatla piyasaya giren ithal ürünler karşısında ülkemizde fiyatlar düşmüş verilen prim miktarı da üretici gelirini korumada yetersiz kalmıştır. Bu nedenle özellikle üreticinin ürün hasadı döneminde tarife dışı engellerle ithalat kesinlikle önlenmelidir. Koruma tedbirleri alınırken geç kalınmamalıdır.

Baklagil üretimini canlandırmak amacıyla baklagillere prim desteği verilmeye başlanmıştır. 2008 yılında baklagiller için başlatılan prim desteği ödemesi üreticilerin tekrar üretime dönmelerinde etkili olmuştur. 2008 yılında kilograma 9 kuruş olarak başlatılan destek, 2009 yılında 10 kuruşa çıkarılmış ve halen tutar üzerinden destek devam etmektedir. Destek ilk yıl ekim alanlarının artmasında etkili oldu. 2014 yılında üreticilerin baklagil ekimine yönlendirmesi için kilograma 10 kuruşluk destek artırılmalıdır."

İHA

JPAGE_CURRENT_OF_TOTAL