Abdullah Ayan İle Yenişehir'de Mersin’in Hafızası Tazelendi

Yenişehir Belediyesi’nin düzenlediği ‘Bellek Söyleşileri’nin Mart ayı konuğu Araştırmacı Yazar Abdullah Ayan oldu. Mersin’in küçük bir köyden uluslararası ticaret merkezine dönüşümünü tarihsel örnekler ve belgelerle anlatan Ayan, özellikle liman projeleri, Osmanlı dönemindeki planlamalar ve Cumhuriyet döneminde yaşanan siyasi kararların kentin gelişimini nasıl etkilediğine değindi.

KÜLTÜR - SANAT - 15-03-2026 13:10

Yenişehir’de Mersin’in tarihine yolculuk

Yenişehir Belediyesi tarafından kentin kültürel mirasını geleceğe taşımak amacıyla düzenlenen ‘Bellek
Söyleşileri’nin beşinci buluşması, Araştırmacı Yazar Abdullah Ayan’ın katılımıyla gerçekleşti. Mersin’in
bir iskele kasabasından metropole dönüşüm hikâyesinin anlatıldığı etkinliğe ilgi yoğundu.Atatürk Kültür
Merkezi’nde düzenlenen “Dünden Bugüne Mersin” konulu söyleşiye; Yenişehir Belediye Başkanı
Abdullah Özyiğit, DEVA Partisi Genel Başkan Yardımcısı ve Mersin Milletvekili Mehmet Emin
Ekmen,Büyükşehir Belediye Başkan Vekili Hülya Günel, Mersin Ticaret ve Sanayi Odası(MTSO)
Başkanı Hakan Sefa Çakır, MTSO Meclis Başkanı Hamit İzol ve çok sayıda Sivil Toplum Kuruluşu
temsilcisi katıldı.


BAŞKAN ÖZYİĞİT: “KÜLTÜR VE SANAT KENTİN BELLEĞİNİ GÜÇLENDİRİR”


Söyleşinin açılışında konuşan Yenişehir Belediye Başkanı Abdullah Özyiğit, kültür ve sanatın kent
yaşamındaki önemine dikkat çekti. Özyiğit, Yenişehir’i bir kültür ve sanat kenti haline getirmek için
çalıştıklarını belirterek, Bellek Söyleşileri’nin bu hedefin önemli bir parçası olduğunu ifade etti.
Pandemi nedeniyle etkinliklere bir süre ara verildiğini hatırlatan Özyiğit, yeniden başlayan
programlarda her ay farklı konukları ağırladıklarını söyledi. Kentin geçmişini anlatan en önemli
isimlerden birinin Abdullah Ayan olduğunu belirten Özyiğit, “Bugün Mersin’in 1900’lü yıllardan bu yana
geçirdiği evrimi en iyi anlatacak isimlerden biri olan Abdullah Ayan ile bir aradayız. Yenişehir bir kültür
ve sanat kentidir. Bellek söyleşileri de bu vizyonun bir parçası. Güçlü kültürel altyapısı ve bağları olan
ülkeler yıkılmıyor; onlar dayanmayı ve mücadele etmeyi biliyor. Kentimizin geçmişini öğrenmek,
temelleri sağlam bir topluluk oluşturmanın anahtarıdır” dedi.


MİLLETVEKİLİ EKMEN’DEN BAŞKAN ÖZYİĞİT’E TEŞEKKÜR


DEVA Partisi Mersin Milletvekili Mehmet Emin Ekmen ise, “İki hususa değinmek istiyorum. Birincisi
altyapı hizmetleri belediyelerin yasal sorumluluğu ama belediyelerde farkındalık yaratan, fark yatan
konuların başında kültür sanat işleri geliyor. Mersin siyasetini gözlemlediğim günden bu yana çok
rahatlıkla şunu ifade edebilirim ki Yenişehir Belediyemiz kültür ve sanat alanında yaptığı işlerde bir
adım öne çıkıyor ve bir farkındalık yaratıyor. Bu vesileyle hemşehrilerimiz adına Sayın Başkan'a
teşekkür etmek istiyorum. Üçüncü olarak eskiden kütüphanelerde başucu kitaplarımız olurdu. Çok eski
tarihlerde ansiklopediler, sonra özel yazılmış eserler. Şimdi de ChatGPT var. Benim Mersin'de açığa
düşmemek için başvurduğum birkaç referans kişi var. Birisi de Abdullah Ayan ağabey. Bir şeyi merak
ettiğim de geçmişe doğru nasıl olmuş, o günden bu yana nasıl gelmiş kendisini arayıp sorarım. Bir
konuda bir şey söyleyecek olduğunda yine son hali üzerine mutlaka görüşünü alırım. Mersin'in
yatırımları, kültürü, sanatı ve tarihi üzerine gerçekten büyük bir emek ile fikir işçisi kendisi. Sadece
benim değil bütün Mersin için bir ayaklı tarih ve anlatıcı olan ve bir başvuru referans kişisi olan
Abdullah Bey bugün bizimle buluşturduğu için bir kere daha Sayın Başkan'a teşekkür ediyorum”
ifadelerini kullandı.


82 HANELİ KÖYDEN DÜNYA LİMANINA


Sunumunda Mersin’in tarihsel kökenlerine değinen Ayan, 17. yüzyılda Osmanlı gezgini Evliya
Çelebi’nin kayıtlarında “Mersinoğlu” adıyla geçen 82 haneli bir köy olarak yer aldığını söyledi. Mersin’in
büyümesinin en önemli nedenlerinden birinin, Tarsus’un liman özelliğini kaybetmesi olduğunu ifade
eden Ayan, Berdan Irmağı’nın taşıdığı alüvyonların Tarsus Limanı’nı doldurduğunu ve yeni bir liman
ihtiyacının ortaya çıktığını belirtti. Başlangıçta Kazanlı’da liman kurulmasının düşünüldüğünü, ancak
bölgenin yeterince korunaklı olmadığı için Karaduvar ve Mersin çevresinde karar kılındığını dile getirdi.
Ayan, Osmanlı yönetiminin 19. yüzyılda Mersin’i Anadolu’nun dünyaya açılan kapılarından biri olarak
planladığını söyledi. O dönemde Anadolu’nun uluslararası ticarete açılan iki ana limanının
bulunduğunu belirten Ayan, bunların İzmir ve Mersin olduğunu ifade etti. İzmir’in daha çok Ege
bölgesine ve sınırlı tarım ürünlerine dayalı ihracata sahip olduğunu söyleyen Ayan, Mersin’in ise
Anadolu’nun çok geniş bir hinterlandına hitap edecek şekilde tasarlandığını vurguladı. Bu süreçte

Osmanlı’nın Nafia Nazırı olan Ermeni kökenli devlet adamı Hallaçyan’ın Mersin Limanı için önemli bir
proje hazırladığını belirten Ayan, söz konusu projenin Deliçay ile Müftü Deresi arasında bir liman
tasarımı içerdiğini anlattı.


LİMAN PROJESİ SAVAŞLARA TAKILDI


Hazırlanan liman projesinin uygulanma aşamasına geldiği sırada Osmanlı’da yönetim değişikliği
yaşandığını belirten Ayan, göreve gelen Maliye Nazırı Mehmet Cavit Bey’in de Mersin’i ziyaret ettiğini
ve limanın yapılacağına dair büyük bir umut yarattığını söyledi. Cavit Bey’in Mersin’de yaptığı
konuşmada limanın kısa sürede yapılacağını ifade ettiğini anlatan Ayan, o günlerde kentin büyük bir
heyecan yaşadığını söyledi. Ancak I. Dünya Savaşı’nın başlaması nedeniyle proje hayata
geçirilemedi. Ayan, Cumhuriyet’in ilanından hemen önce TBMM’de Mersin Limanı’nın yapımıyla ilgili
uzun tartışmalar yaşandığını da anlattı. Bir Fransız şirketinin limanı inşa etmek için teklif sunduğunu
ancak Kurtuluş Savaşı’nın hemen ardından yabancı bir şirkete imtiyaz verilmesine karşı çıkıldığını
belirtti. Bunun üzerine limanın devlet tarafından yapılmasına karar verildiğini ancak ekonomik sıkıntılar
nedeniyle projenin ertelendiğini söyledi. 1924 yılında liman için bütçe ayrıldığını ancak kısa süre sonra
çıkan Şeyh Said İsyanı nedeniyle devletin kaynaklarını farklı alanlara yönlendirmek zorunda kaldığını
ifade eden Ayan, bu nedenle liman projesinin yeniden ertelendiğini belirtti. Ayan, limanın yapım
sürecinin asıl olarak 1950’li yıllarda hız kazandığını söyledi. Özellikle dönemin başbakanı Adnan
Menderes ve TBMM Başkanı Refik Koraltan’ın projeye büyük önem verdiğini belirten Ayan, limanın
inşaatına 1954 yılında başlandığını ve 1958’den itibaren gemilerin yanaşmaya başladığını ifade etti.
Ayan, Mersin Limanı’nın uzun süre Türkiye’nin en derin, en geniş arka sahaya ve en uzun rıhtımlara
sahip limanı olduğunu da vurguladı.


KENT PLANLAMASINDA JOHNSON PLANI


Sunumunda kent planlamasına da değinen Ayan, 1930’lu yıllarda hazırlanan Johnson Planının
Mersin, Adana ve Tarsus için önemli bir vizyon ortaya koyduğunu söyledi. Bu plana göre Adana sanayi
kenti, Mersin dış ticaret merkezi, Tarsus ise dinlenme ve yaşam alanı olarak düşünülmüştü. Ancak
Ayan’a göre planın uygulanmasını zorlaştıran en önemli unsur Türkiye’de hızlanan iç göç oldu. Plan
hazırlanırken Mersin’in nüfusunun 1975 yılında 75 bin olacağı öngörülürken, gerçek nüfusun göçlerle
birlikte 350 bine ulaştığını belirten Ayan, bu nedenle kentin plansız büyüdüğünü ifade etti. Ayan,
Mersin’in tarih boyunca farklı bölgelerden göç alan kozmopolit bir şehir olduğunu belirterek, bu
özelliğin kentin kültürel yapısını zenginleştirdiğini söyledi. Kentleşme sorunlarının önemli ölçüde hızlı
göçten kaynaklandığını ifade eden Ayan, buna rağmen Mersin’in Türkiye’nin en önemli ticaret ve liman
kentlerinden biri olmayı sürdürdüğünü vurguladı.


Bellek Söyleşileri, her ay ülkenin ve kentin geçmişine tanıklık etmiş isimleri ve uzmanları Mersinlilerle
buluşturmaya devam edecek.

Günün Diğer Haberleri