CANİKLİ'NİN KATILIMIYLA AK PARTİ MERSİN İL DANIŞMA MECLİSİ TOPLANDI

Başbakan Yardımcısı NUrettin Canikli, AK Parti Mersin İl Teşkilatı’nın Şubat ayı Genişletilmiş İl Danışma Meclisi'ne katıldı. AK Parti Mersin Milletvekilleri Yılmaz Tezcan, Ali Cumhur Taşkın ve AK Parti Mersin İl Başkanı Cesim Ercik ’in de katıldığı toplantıda konuşan Canikli, Türkiye olarak çok ciddi bir süreçten geçtiklerini, Mersinliler ve parti teşkilatı ile birlikte "Daha güçlü bir Türkiye için, daha güçlü bir millet için Evet" dediklerini açıkladı.

SİYASET - 15-02-2017 13:47

Başbakan Yardımcısı Nurettin Canikli, AK Parti Mersin Genişletilmiş Danışma Meclisi Toplantısına katılmak üzere Mersin’e geldi. Kongre ve Sergi Sarayı’nda gerçekleştirilen toplantıda, partililerin sevgi gösterileri ile karşılanan Canikli, anayasa değişikliğine ilişkin 16 Nisan’da gerçekleştirilecek referanduma ilgili önemli açıklamalarda bulundu. Türk Siyasi Tarihinin en önemli reformlarından bir tanesi için millet olarak 16 Nisan’da sandığa gideceklerini duyuran Canikli, “Bugüne kadar 14-15 yılda Türkiye gerçekten inanılmaz işler yaptı. Bu milletle birlikte hep birlikte çok güzel işler yapıldı. Çok önemli ve sıkıntılı badirelerden geçildi. Bunu milletimizle hep birlikte yaşadık, şahit olduk ve hep birlikte yolda yürümeye devam ettik. Şimdi Allah’ın izniyle önümüzdeki 16 Nisan’da yine bu milletin çok daha güçlü bir şekilde ileriye taşınmasında büyük katkı sağlayacak, Türk siyasi tarihinin en önemli reformlarından bir tanesi için millet olarak sandığa gidiyoruz. 16 Nisan çok önemli bir tarih” dedi. 


“16 Nisan’da halk oylamasıyla referanduma götürdüğümüz o düzenlemelerin başlangıcı esasında ana düzenlemesi 2007 yılında millet tarafından onaylandı” diyerek konuşmasını sürdüren Canikli, “Yürürlüğe girdi ve ilk uygulaması da 2014 yılında Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan’ın doğrudan halk tarafından seçilmesiyle hayata geçirildi. O nedenle 16 Nisan’da getirilmesi önerilen cumhurbaşkanlığı hükümet sistemi anlamak için 2007’deki değişikliğe mutlaka ayrıntılı bir şekilde bakmak gerekiyor” diye konuştu.

 

BU SİSTEMİN PARLEMENTER SİSTEM İLE ALAKASI YOK


1982 Anayasası’yla getirilen mevcut sistemin parlamenter sistemle uzaktan yakından hiçbir alakası olmadığına da dikkat çeken Canikli, “Çünkü parlamenter sistemlerde cumhurbaşkanlarının yetkileri semboliktir. Yürütme yetkisinin tamamı başbakanlar tarafından kullanılır. Ama 1982 Anayasası’na baktığınızda hiçbir parlamenter sistemde gündeme gelmeyen, söz konusu olamayacak şekilde cumhurbaşkanını çok güçlü yetkiler veriyorlar. Kurulacak olan hükümetin onaylanmasından tutun da bakanlar kurulu kararının yürürlüğe girmesinden, üst düzey yöneticilerinin atanması için bütün bu aşamalarda ve başka konularda cumhurbaşkanına hiçbir parlamenter sistemde olmayan yetkiler veriyorlar. Aynı yetkiler başbakana da veriliyor. Bir işin yetkinin tamamlanabilmesi için başbakanın ya da cumhurbaşkanının iradelerinin aynı anda buluşması gerekiyor. Tek başına bir tanesi karar veremiyor. Mesela hükumetin kuruluşunu ele alalım. Seçimler yapıldı diyelim 1 Kasım seçimleri. Hükümet kurulacak. Kabinenin oluşumu için cumhurbaşkanına listeyi kim hazırlıyor, öneriyor? Başbakan. Ama hükümetin göreve başlaması için başbakanı, başbakanların önermesi yetmiyor. Bir de cumhurbaşkanı tarafından onaylanması gerekiyor. Yani hükumet kurulabilmesi için hem başbakan önerecek, cumhurbaşkanı da onaylayacak. Bu iki iradenin herhangi bir tanesinde aralarında bir çelişki, farklılık ortaya çıktığı anda bu bir hükumet krizidir. Böyle bir şey söz konusu olduğunda bunun anlamı hükumet krizidir. Yani başbakan seçildi geldi görevlendirildi, kabinesini hazırladı cumhurbaşkanına götürdü. Eğer cumhurbaşkanı oradaki isimlerden bazılarına itiraz ederse, edebilir çünkü cumhurbaşkanı onaylamadan hükumet göreve başlayamıyor. Hükumet icraata başlayamıyor, hükumet kurulamıyor. Tek başına başbakanın önermesi de yetmiyor. Tek başına cumhurbaşkanının onaylaması da yetmiyor. Yani cumhurbaşkanının önerme yetkisi yok. Başbakanın onaylama yetkisi yok. Önerme yetkisi başbakanda onaylama yetkisi cumhurbaşkanında. Her iki iradenin aynı yerde buluşması gerekiyor. Eğer bir tanesi farklı düşünüyorsa bu bir krizdir”

 

CUMHURBAŞKANI İLE BAŞBAKAN ARASINDA UYUM YOKTU


Geçmiş dönemlerde Başbakan ile Cumhurbaşkanı arasında hiçbir uyumun olmadığını bunun da ciddi problemleri beraberinde getirdiğine dikkat çeken Canikli, “Rahmetli Turgut Özal’ın cumhurbaşkanı olduğu dönemi hatırlayın. O dönemde başbakan rahmetli Demirel’di. Aradaki sürtüşmeyi, kavgayı, çatışmayı hatırlarsınız. İnanılmaz bir şekilde. Hiçbir zaman bir uyum yoktu. Yani cumhurbaşkanlığı ile başbakanlık arasında hiçbir zaman hemen hemen bir uyum yoktu ve ciddi çatışmalar meydana gelmişti. Daha sonra rahmetli Demirel cumhurbaşkanı oldu. Rahmetli Erbakan ile yine çok ciddi kavgalar yaşandı. Daha sonra Ahmet Necdet Sezer cumhurbaşkanı oldu. Rahmetli Ecevit başbakandı sürekli kavga vardı. İşin garibi de şu; Ahmet Necdet Sezer’i rahmetli Ecevit’in başkanlığındaki koalisyon hükumetinin oluşturduğu siyasi partiler seçmiştir. Cumhurbaşkanlığı görevine o getirmiştir. Ama sürekli kavga vardı aralarında. Bunun bir kısmı yansıyordu bir kısmı yansımıyordu. Hatta öyle bir kavga oldu ki hatırlarsınız Şubat 2001’de bir bakanlar kurulu toplantısında o zaman Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer’in anayasa kitapçığını başbakana fırlatmasıyla bunu nereden biliyoruz. Çünkü toplantıdan sonra Ecevit çıktı kamu oyuna açıklamalar yaptı. Hatta çok ağır kelimeler kullandı cumhurbaşkanı için. Ve o kavga çatışma yani cumhurbaşkanıyla ile başbakan arasındaki o çatışma, Türkiye Cumhuriyeti tarihinin en büyük ekonomik krizini beraberinde getirdi” şeklinde konuştu.

 

ÇOK GÜÇLÜ BİR LİDERİMİZ VAR

 

 


Recep Tayyip Erdoğan’ın çok güçlü bir lider olduğunu bunun için de Türkiye’nin şanslı bir ülke olduğunu söyleyen Canikli, “Çok güçlü bir liderlik milletin inanılmaz şekilde sevgisini kazanmış bir lider ve bu liderlik altında aynı davaya gönül vermenin hazzını her icraatında yüreğinde hisseden başbakanla birlikte yürütülüyor sorun yok. Çıkmadığı zamanda geçmiş örneklerini verdiğim gibi kesinlikle yönetim krizi çıkar. Bugün başımızda Recep Tayyip Erdoğan var. Bu sistem devam ettiği sürece 15-20 yıl sonra Recep Tayyip Erdoğan olmadığı zaman tıpkı Rahmetli Özal ile Demirel’in arasındaki kavga gibi, tıpkı Demirel ile Erbakan’ın arasındaki çatışma ve kavga gibi, tıpkı Ahmet Necdet Sezer ile rahmetli Ecevit arasındaki kavgalar hiç eksik olmaz. Bu tür kavgaların yaşandığı bir ortamda güçlü siyasi irade ortaya çıkmaz. Böyle yerlerde ülkenin birlik bütünlüğü, güçlenmesi kesinlikle tehlikeye girer. Bu gibi dönemlerden en çok bu ülkenin birliğini, bütünlüğünü hedef alan terör örgütlerinin işine yarar. En çok fayda sağlayan yani yönetimin ve yürütmenin kendi içinde kavga ettiği, cumhurbaşkanıyla başbakanın sürekli çekiştiği ortamlarda, zayıf dönemlerde ülkeyi güçlendirmek, ülkeyi ileriye götürmek her alanda savunma alanında ekonomi alında söz konusu olamaz. Çok ciddi tehlikelerle karşı karşıya kalırız. O nedenle PKK şu anda cumhurbaşkanlığı hükumet sistemine karşı çıkıyor. Hayır diyor. Niye çünkü onun istediği zayıf hükumetler kurulsun. Zayıf siyasi irade olsun ve o da hain emellerini böyle bir ortamda rahatlıkla geliştirebilsin. Hedefleri için uğraşabilsin amacı o. O nedenle PKK terör örgütü halk oylamasına gidilecek olan sisteme hayır diyor” şeklinde konuştu.

 

 

MERSİN KENT HABER

Günün Diğer Haberleri