Acı Reçete değil, Vergiden Muaf İnsanca Yaşayacak Asgari Ücret İstiyoruz
EMEK Partisi Mersin İl Başkanı Yusuf Kaya " asgari ücretle" ilgilşi basın açıklamasında, "Asgari ücret tespit komisyonu bugün ikinci toplantısını yapıyor. Çalışma Bakanı Zehra Zümrüt Selçuk ilk görüşmede “hakem rolü üstlendiklerini” söyleyerek işçiden yana olmayacağını ilan etmiş oldu. Böylece 15 kişilik Asgari ücret tespit komisyonunda 5 patron temsilcisine 5’te hükümet temsilcisini ekleyerek hükümetin patronlardan yana saf tutacağını açıkça ifade etmiş oldu.
DİSK araştırma dairesinin 2019 yılında yayınladığı rapora göre yaklaşık 10 milyon kişi (toplam çalışanların % 43’ü) Asgari ücret civarında ücret alıyor. TÜRK-İŞ’e bağlı TES-İŞ ve TEKSİF sendikalar, Kasım ayı itibariyle açlık sınırını 2520 TL, Yoksulluk sınırını ise 8198 TL olarak açıkladılar. Demek ki; asgari ücretle çalışan 8 milyon işçi, ailesiyle birlikte açlık sınırının bile altında yaşıyor. Bankalar, en çok ihtiyaç kredisini asgari ücretliler kullanıyor diyor. Yani asgari ücretli işçiler, ihtiyaçları için sürekli borçlanıyorlar.
Elektrikten suya, sebzeden meyveye her şeyin fiyatı katlandı. Önümüz kış ayakkabıdan bota, kazaktan kabana kadar her şey ateş pahası. Elektrik ve su faturaları her ay zamlı geliyor. Su faturasında geçtiğimiz yıl Ekim ayında 1 ton için 5,08 TL öderken bu yıl Ekim ayı faturasında 6,1 TL ödüyoruz. Mersinde hiç zam olmadı denilen su, bir yılda % 20 zamlandı. Elektrik deseniz % 32 zamlandı. Ocak ayında 1,75 TL’ye dolmuşa binen vatandaş bugün 3 lira 25 kuruşa binmektedir. Yıl içinde % 46 zam gelen toplu taşımaya işçi emekçilerin cebinden daha çok para çıkmaktadır. Dalında 1,5 TL’ye satılan mandalina markette 5 ile 8 TL arası. Her yıl sefalet ücretine mahkum edilen milyonlarca asgari ücretli, bırakalım bir nebze rahat yüzü görmeyi, mutfağı çevirme ve kışı geçirme kaygısıyla yaşıyor. Hal böyleyken işçilerden “fedakarlık” bekleyen siyasi iktidar ve işverenlere buradan sesleniyoruz: Fedakarlığı ekonomik kriz ve salgın süreci boyunca servetine servet katan patronlar yapsın!
Salgını ve krizi fırsata çevirenler işçiye acı reçeteyi reva görüyor!
Pandemi sürecinin başından beri açıklanan paketlerden işçiye bir şey çıkmadı. İşçileri, işsizlik nedeniyle; açlıktan ölümle, salgınla; hastalıklan ölüm arasında tercihe zorlayarak, kısa çalışma yada işsizlik ödeneği adı altında aylık 1160 ile 1580 liraya mahkum ederek asgari ücretin bile altında yaşamı dayatıyorlar.
İşçiler ise salgın koşullarında sokağa çıkma yasağında bile çalıştırılıyorlar. Serbest bölgede pek çok iş yerinde artan salgın vakalarına rağmen işçilerin sağlığı ve canı pahasına tekstil patronları üretimi devam ettiriyor. İşçi emekçilere “acı reçeteyi ödemeye hazır olun” diyen Cumhurbaşkanı Erdoğan patronlara teşvik üzerine teşvik veriyor. Bu da yetmezmiş gibi bir yandan yandaş şirketlerin vergi borcunu silerken diğer yandan da 156 ülkeye yardım etmekle övünüyor. Bir yanda vergi dilimine giren işçiler, diğer yanda vergi borcu silinen patronlar, bu düzen değişmeli.
Bu gidişe dur demezsek, daha ağır faturalar ödemek zorunda kalacağız. İnsanca yaşayacak, vergiden muaf tutulacak bir asgari ücret için birleşelim, mücadele edelim.
Sadece asgari ücretle çalışan işçiler değil sendikalı olup Toplu sözleşme yaparak çalışan işçi kardeşlerimize de çağrımızdır. Asgari ücretin artırılması Toplu İş sözleşmesi yoluyla alacağımız zamların da artırılması demektir. Çünkü patronlar toplu iş sözleşmelerinde düşük zam dayatmasında asgari ücreti de bir koz olarak kullanmaktadır. O nedenle asgari ücretin insanca yaşayacak bir seviyeye yükseltilmesi için sendikalı işçilerin de mücadele etmesi gerekmektedir. Fabrikalarda, işyerlerinde, oturduğumuz mahallelerde bize reva görülen “Acı reçeteyi” ödememek için her yerde sesimizi yükseltelim.
Asgari ücret, insanca yaşayacak bir seviyeye yükseltilsin, Vergi dışı bırakılsın! " ifadeleri yer aldı.
MERSİN KENT HABER