SEVR’DEN LOZAN’A TÜRKİYE CUMHURİYETİ

İstanbul Gedik Üniversitesi İnsan Hakları Uygulama ve Araştırma Merkezi (İHUAM) ve İktisadi, İdari ve Sosyal Bilimler Fakültesi tarafından Hilton İstanbul Bosphorus’ta düzenlenen “Sevr’den Lozan’a Türkiye Cumhuriyeti Devleti Değerleri” konulu Konferans, farklı üniversitelerden Akademisyenleri bir araya getirdi.

SEVR’DEN LOZAN’A TÜRKİYE CUMHURİYETİ
SEVR’DEN LOZAN’A TÜRKİYE CUMHURİYETİ Salih Abidin Pala
Advert

Dört oturumda düzenlenen Konferans’ta Sevr ve Lozan Antlaşmaları, konuşmacılar tarafından farklı yönleriyle ele alındı.

Açılış konuşmalarını İstanbul Gedik Üniversitesi Mütevelli Heyet Başkanı Hülya GEDİK, Rektör Prof. Dr. Zafer UTLU, İHUAM Müdürü Prof. Dr. Berin ERGİN ile Rektör Yardımcısı ve İİSBF Dekanı Prof. Dr. Şaduman OKUMUŞ’un yaptığı Konferansın ilk oturumunda “Sevr Antlaşması’na Giden Yolda Osmanlı İmparatorluğu” konusu ele alındı.

Moderatörlüğünü Prof. Dr. Berin Ergin’in yaptığı İlk oturumda “Osmanlı’nın Çöküşündeki İç ve Dış Sebepler, 1. Dünya Savaşını Sonlandıran Antlaşmalar ve Osmanlının Toprak Kaybı” başlıklı konuşma yapan İstanbul Gedik Üniversitesi Uluslararası İlişkiler Bölümü Öğretim Üyesi Dr. Selim Sezer, Sanayi Devrimi sürecini yaşayan Batı Avrupa’nın ilerleme hızının gerisinde kalan Osmanlı devletinin, 19. yüzyılda dünyayla eşitsiz bir iktisadi entegrasyona yönelme sonrasında bir periferileşme sürecine girdiğini ifade etti. Dr. Sezer, aynı yüzyılda Sırp İsyanı’ndan başlayarak çeşitli etnik sorunların ve isyanların da devleti zayıflattığının altını çizdi. Osmanlı Devleti’nin I. Dünya Savaşı’na ayakta kalabilmek ve savaş sonrası düzende bir yer sahibi olabilmek için girdiğini, ancak yeni düzenin savaştan galip çıkan İtilaf Devletleri tarafından oluşturulduğunu söyleyen Dr. Sezer, bu galip devletlerin Almanya’ya kabul ettirdiği Versailles Antlaşması’nın bir benzeri olan Sevr Antlaşması’nı da İstanbul hükümetine imzalattırdığını vurguladı.

Prof. Dr. Feroz Ahmad ise yaptığı “İttihat ve Terakki Döneminin Politik Durumu” başlıklı konuşmasında; Osmanlı İmparatorluğu için 20. yüzyılın 1876 Anayasanın İttihat ve Terakki Cemiyeti’nin (İTC) sürüklediği bir devrimle yeniden yürürlüğe sokulduğu 1908 İkinci Meşrutiyet ile başladığını belirterek, 1908 Devrimi’nin, Haziran ayında Reval’deki İngiltere-Fransa görüşmesi sonrasında yaşandığını açıkladı. Yusuf Akçura ve birçok diğer gözlemcinin, Reval’deki bu görüşmeyi, Osmanlı’nın iç işlerine karışılması ve İmparatorluğun paylaşılması konusunda bir kıyamet alameti olarak yorumladığını belirtti. Prof. Dr. Ahmad, 1908 seçimleri sonrasında zayıf bir muhalefet oluştuğunu, buna karşın İTC karşıtı Kamil Paşa’nın Sadrazam olduğunu, Kamil Paşa’nın 1909 yılı Şubat ayında Savaş ve

Deniz Bakanlarını İTC-karşıtı kendi adamlarıyla değiştirdiğini, İTC Merkez-i Umumisinin ise bu durumu Cemiyet karşıtı bir darbe olarak değerlendirdiğini düşünerek Kamil Paşa’yı istifaya zorladığını belirtti. Sultan’ın destekçilerinin, Liberaller ve İngiltere Kamil Paşa hükümetinin devrilmesini hoş karşılamadığını. İngilizlerin, Kamil Paşa’nın yerine gelebilecek güçlü bir hükümetin Hindistan ve Mısır’da da anayasal reformlar istemesinden endişe ettiğini bu nedenle de, İstanbul Garnizonunun 31 Mart-14 Nisan 1909 sürecindeki isyanını desteklediğini belirtti.Prof. Dr. Ahmad Hükümetin, 1914 yılında -yıl boyunca süren- ciddi bir ekonomik krize girdiğini, buna rağmen reformların devam ettiğini, 3 Ocak’ta Enver Paşa’nın orduyu yeniden düzenlemesi için Savaş Bakanı olarak atandığını, bundan itibaren 1918 yılındaki Osmanlı-Alman yenilgisine kadar Cemiyetin iktidarda kalacağını belirterek konuşmasını sonlandırdı.

Konferansın, moderatörlüğünü Beykoz Üniversitesi Siyaset Bilimi Bölümü Öğretim Üyesi Doç Dr. Birsen Talay’ın yaptığı ikinci oturumunda ise “Osmanlı İmparatorluğu’nun Yıkılışı Mondoros ve Sevr” başlığı masaya yatırıldı. Oturumun ilk konuşmacısı Tarihçi Akademisyen Dr. Orhan Çekiç yaptığı “Osmanlı İmparatorluğu Politikası ve Mondoros Ateşkes Antlaşması ve Sevr Barış Antlaşması’nın Anlamı ve Önemi” başlıklı konuşmasında Mondros Ateşkes Antlaşması'nın imzalandığı dönemin zor koşulları, Mustafa Kemal Atatürk’ün bu antlaşmanın bazı maddelerine gösterdiği tepki ve bunun üzerine görevinden alınıp İstanbul'a getirtilmesi konusuna değindi. Atatürk’ün Sultan Vahdettin ile bir araya gelip uyarılarda bulunduğunu, Samsun'da yaptığı başarılı müdahaleleri ve İngilizlerin Karadeniz’i işgal planlarını boşa çıkardıktan sonra, İstanbul'a dönmesi yönünde verilen emirlere uymayıp, kongreler yoluyla halkı aydınlatarak, ulusal direnişi başlatma sürecini anlattı.

Oturumun ikinci konuşmacısı Uşak Üniversitesi Tarih Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Mehmet Karayaman ise “Türkiye’de Parlayan Yıldız Misak-ı Milli’yi Hazırlayan Kongreler ve Meclis Kurulumu” başlıklı konuşmasında, Mondros Mütarekesi’nin imzalanmasından sonra ülkenin içinde bulunduğu koşullar, vatanın işgallerden kurtarılması için Mustafa Kemal Paşa’nın izlemiş olduğu milli iradeye, halk egemenliğine dayalı strateji planının sebep ve sonuçları, Misak-ı Milli kararlarının hazırlanması, Meclis-i Mebusan’da kabul edilmesi, Misak-ı Milli karalarının içeriği ve günümüze etkisi ile 23 Nisan 1920 tarihinde TBMM açılmasını sağlayan koşullar hakkında bilgi verdi.

Konferans’ın “Türkiye Cumhuriyeti’ne Giden Yol” Başlıklı üçüncü oturumunda moderatörlüğü İstanbul Gedik Üniversitesi Rektör Yardımcısı ve Tarihçi Prof. Dr. Adnan Şişman gerçekleştirdi. Oturumun ilk konuşmacısı Dr. Orhan Çekiç, “Kurtuluş Savaşı, Lozan Konferansı ve İç Siyasi Çekişmeler” başlıklı konuşmasında, Ankara'da TBMM açıldıktan sonra kurulan ordularla kazanılan zaferlerin sonucu olarak, işgalcilerin dayattığı Sevr Antlaşması'nın yırtılıp atılıp, yerine Lozan Antlasması'nin getirilmesi sürecinde yaşanılan olaylar zincirinden ve Cumhuriyetin kurulmasından bahsetti.

Üçüncü oturumun ikinci konuşmacısı Arel Üniversitesi İİBF Siyaset Bilimi ve Kamu Yönetimi Bölüm Başkanı Prof. Dr. Cüneyt Akalın ise “Sancak Meselesi ve Hatay’ın Anavatana

Katılması” başlıklı konuşmasında Hatay’ın, Misak-ı Milli, Sivas Kongresi kararları, TBMM’nin açılışı ve Sakarya Savaşı gibi, milleti oluşturan değerlerden olduğunu ifade etti. Hatay’ın, 1916’da Sykes-Picot ile başlayan Sevr’le devam eden bir süreçte anavatandan koparıldığını anlatan Prof. Dr. Akalın, Lozan’da çözüme kavuşturulamayan sorunun 1936’dan itibaren yapılan çeşitli diplomatik girişimlerin sonucunda çözümlendiğini ve Hatay’ın yeniden Anavatana katıldığını anlattı. Prof. Dr. Cüneyt Akalın Hatay’ın tek bir kurşun atılmadan Anavatana katılmasının, Cumhuriyet tarihinin büyük bir diplomasi zaferi olduğunu belirtti.

Konferansın dördüncü ve son oturumunda Prof. Dr. Şaduman Okumuş’un moderatörlüğünde “Türkiye ve Dünya Siyaseti” konuşuldu. Prof. Dr. Adnan Şişman, oturumda yaptığı “1923-1938 Dönemi Türkiye Cumhuriyeti Devleti Politikası’nın Çağdaşlık Bağlamında Değerlendirilmesi” başlıklı konuşmada 1923 – 1938 yılları arasında dış politikada “yurtta sulh, cihanda sulh” prensibiyle sorunların çözümlendiğini ifade etti. Konuşmasında “Tevhid-i Tedrisat Kanunu, Türk Medeni Kanunu’nun kabulü, Türk Tarih ve Türk Dil Kurumu’nun kurulması ve 1937 yılında Laiklik’in kabul edilmesi” konularından örneklere yer veren Prof. Dr. Şişman, kılık kıyafetteki değişiklik, tekke ve zaviyelerin kapatılması, Soyadı Kanunu’nun kabulü, saat ve ölçülerde değişikliklere de değindi. Ulaşım, sağlık ve milli savunmadaki gelişmelerin Türkiye Cumhuriyeti’nin çağdaşlaşmasının önemli olayları olduğunu belirten Prof. Dr. Adnan Şişman, “Hâkimiyet, kayıtsız şartsız milletindir!” prensibinin Türkiye Cumhuriyeti’nin temelini teşkil ettiğini, milli iradenin üstünlüğü ve egemenlik prensibinin çağdaş devletin temel dayanağını oluşturduğunu ifade etti.

 

Konferansın son konuşmacısı İstanbul Gedik Üniversitesi Uluslararası İlişkiler Bölüm Başkanı Prof. Dr Süha Atatüre “Montrö Boğazlar Sözleşmesi ve Günümüze Etkileri” konulu konuşmasında; Montrö Boğazlar sözleşmesini nasıl değerlendirmemiz gerektiği sorusunu değerlendirdi. Bu soruyu Montrönün Özelliği, Önemi ve Anlamı şeklinde üç bölüme ayırarak açıklayan Prof. Dr. Atatüre, Montrö’nün Lozan Barış Antlaşmasını tamamlayan bir özellik içerdiğini, egemenliğin bütünleştirilmesi gibi bir önemi olduğunu ve son derece hassas bir dengede kurulmuş bir Sözleşme olduğu için de bu dengenin titizlikle korunmasının hayati bir anlamı olduğunu belirtti. Prof. Dr. Atatüre Türk Dışişlerinin Stalin, Roosevelt (daha sonra Truman) ve Churchill gibi dünya devleri ile bir yandan denge diplomasisi yürütürken diğer yandan da direnme iradesi göstererek Savaşa girmemeyi nasıl sağladığını anlattı. Tarihten örnekler vererek yaptığı analizlerle özellikle savaşın hemen sonrasında Stalin’in Boğazlarda Üs kurma ve Kars ve Ardahan’dan toprak talebinin diplomasi ile nasıl bertaraf edildiğinin altını çizdi.

MERSİN KENT HABER

Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X
İş Kazalarına Dur Demenin Etkili Yolu
İş Kazalarına Dur Demenin Etkili Yolu
MYSO Başkanı Kızıltan,Üretmek Zorundayız…
MYSO Başkanı Kızıltan,Üretmek Zorundayız…