Advert
Advert

KADINLARIN EN BÜYÜK SORUNU ŞİDDET

Mersin Barosu Başkanı Av. Bilgin Yeşilboğaz ve Mersin Barosu Kadın Hakları Merkezi Başkanı Av. Şirin Güner, 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü nedeniyle basın açıklaması yaptı.

KADINLARIN EN BÜYÜK SORUNU ŞİDDET
KADINLARIN EN BÜYÜK SORUNU ŞİDDET Pala
Advert Advert

YEŞİLBOĞAZ: “CİNSİYET EŞİTLİĞİ İÇİN TOPLUMSAL VE HUKUKSAL DÖNÜŞÜME İHTİYAÇ VAR”Mersin Barosu yönetim kurulu, kadın hakları merkezi üyeleri ve avukatların katılımıyla Mersin Baro Odası’nda yapılan basın açıklamasında, 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Gününün, kutlamadan ziyade hak arayışı ve mücadele gününe döndüğünü belirten Mersin Barosu Başkanı Av. Bilgin Yeşilboğaz, “Çünkü kadınlarımız başta yaşam hakları olmak üzere, Atatürk tarafından birçok dünya kadınından çok daha önce tanınan, siyasal ve sosyal haklarını özgürce kullanabilmek için mücadele etmek zorunda bırakılmaktadır. Kadınlarımıza yönelik her türlü şiddet, istismar ve cinayetler artmakta, sıradanlaşmakta, kadınlar toplumsal yaşamdan soyutlanmaya çalışılmakta, çocuk anne sayısı ise her geçen gün artmaktadır. Kadına yönelik bakış açısında, öncelikle toplumsal zihniyet değişimine ihtiyaç vardır. Toplumda, kadın ve erkek eşitliği temelinde eğitim seferberliği başlatılmalıdır” ifadesini kullandı.

“KADINLARIN EN BÜYÜK SORUNU ŞİDDET”

Baro Başkanı Av. Bilgin Yeşilboğaz açıklamasında, “Toplumsal Cinsiyet ve Kadın Çalışmaları Merkezi tarafından her yıl gerçekleştirilen ‘Toplumsal Cinsiyet ve Kadın Algısı Araştırması’nın 2018 sonuçlarına göre; 2018 yılında kadının en büyük sorunu ‘şiddet. İkinci sırada ‘işsizlik’, üçüncü sırada ise ‘eğitimsizlik’ geliyor. Kadının toplumda yaşadığı en büyük dördüncü sorun ise ‘sokakta baskı ve taciz’. Kadına yönelik her türlü ayrımcılığın ve şiddetin önlenmesi için en kısa sürede radikal önlemler alınmalıdır. Kadın hakları, insan haklarıdır! Şiddete seyirci kalan da, şiddeti uygulayan kadar suçludur, sorumludur. Toplumsal cinsiyet eşitsizliği; yazılı ve görsel basından siyasilere, atasözlerimizden eğitim sistemimize kadar, toplumsal yaşamımızın her evresinde var olduğu sürece, kadınlar günü buruk kutlanacaktır. İçinde bulunduğumuz toplumun değer yargıları kadından yana olmalıdır. Çünkü güçlü kadın, güçlü toplum ve gelecek demektir. Özgür kadın, özgür toplumdur” şeklinde konuştu.

“KADINLAR TOPLUMSAL KALIPLARI YIKMALI”

Mustafa Kemal Atatürk’ün, ‘Dünya yüzünde gördüğümüz her şey kadının eseridir’ sözüyle, kadının toplum ve medeniyet içindeki yerini takdir ettiğini ve kadınlarımızın toplumda hak ettiği yere gelebilmesi için öncü reformlara imza attığının altını çizen Baro Başkanı Av. Bilgin Yeşilboğaz, “Günümüzde de, kadınlarımıza yönelik pozitif ayrımcılık, gerçek anlamda uygulanabilmelidir. Ancak kadınlara tanınan pozitif ayrımcılığın temelinde, cinsiyet ayrımcılığı yatmamalıdır. Pozitif ayrımcılıkla ilgili hukuki düzenlemelerde, cinsiyet eşitliği esas alınmalıdır. Cinsiyet eşitliğinin sağlanması için toplumsal ve hukuki dönüşümlere ihtiyaç vardır. Cumhuriyetin kadınlarımıza tanımış olduğu insanca ve eşitçe yaşama hakkını, kadınlarımızın gerçek anlamda kullanacağı güne kadar, Mersin Barosu olarak mücadelemiz sürecektir. Dünyanın yarısı kadınlardan oluşuyorsa, bu mücadelenin

yarısını da kadınlarımız oluşturmalıdır. Kadınlarımız biat kültüründen sıyrılıp; özgür, güçlü ve bağımsız birey olduklarının bilincine varmalı, toplumsal kalıpları yıkmalıdır. Ataerkil yapıyı kabullenen hiçbir kadın, onun gölgesi altında özgürlüğüne kavuşamaz. Bu duygu ve düşüncelerle; tüm kadın meslektaşlarımızın ve tüm kadınlarımızın Dünya Emekçi Kadınlar Günü’nü kutluyorum” şeklinde konuştu.

AV. ŞİRİN GÜNER: “KADININ EŞİT TEMSİLİNİ ENGELLEYEN HER TÜRLÜ GİRİŞİME KARŞIYIZ”

Daha sonra Mersin Barosu Kadın Hakları Merkezi adına açıklama yapan Merkez Başkanı Av. Şirin Güner, 8 Mart eşit işe eşit ücret talep eden, insanca koşullarda yaşamak için mücadele eden, grev örgütleyen kadınların yazdığı bir tarih olduğunu söyleyerek, “Uzun mücadeleler sonucunda edinilen kadın kazanımlarının ve kadın haklarının geriye götürüldüğü bugünlerde, kadınların sessiz kalmaması gerektiğini düşünüyoruz. Kadının insan haklarını ihlal eden, toplumsal cinsiyet ayrımcılığına yol açan, kadının her alanda eşit temsilini engelleyen, kadına fırsat eşitliği sağlamayan her türlü girişime, zihniyete karşı çıktığımızı, Cumhuriyet devrimlerinin kazanımlarından ödün vermeyeceğimizi belirterek; kadına karşı her türlü ayrımcılığın ortadan kalktığı, kadının eşit ve özgür bir birey olarak var olduğu bir Türkiye ve Dünya için mücadelemizi ve dayanışmamızı sürdüreceğiz.

Ülkemizde; toplumsal cinsiyet eşitsizliği her alanda var olmaya devam ederken; kadına ve çocuklara yönelik şiddet ve cinsel istismar sistematik olarak artarken; kadına - çocuğa karşı şiddetin önlenmesindeki etkisini çok önemli bulduğumuz 6284 Sayılı Yasanın, İstanbul Sözleşmesi’nin ve nafakanın kaldırılmasına yönelik yasal değişikliklere gidilme taleplerinin yoğunlaşmasını endişeyle izlemekteyiz. Bu nedenle son aylarda tartışmaya açılan nafaka, 6284 sayılı yasa ve İstanbul Sözleşmesi konularında geri adıma yol açacak yasal düzenlemeler yapılmamalıdır. Kadına yönelik şiddete ve aile mahkemelerinin görevli olduğu alanlarda ve davalarda, arabuluculuk ve uzlaşma gibi alternatif çözüm yöntemleri kabul edilmemelidir” diye konuştu.

 

“YASALARIN UYGULANMASINDAKİ EKSİKLİKLER GİDERİLMELİ”

 

Hak savunucusu olarak, yasalarımızın uygulanması noktasındaki eksikliklerin giderilmesini talep eden Av. Şirin Güner, “Kadına yönelik şiddet ve istismarın artmasında var olan yasal düzenlemelerin hiçbir olumsuz etkisi yoktur. Tam tersi yasal düzenlemelere rağmen, uygulamaya geçirilmeyen toplumsal değişim politikalar; eğitim müfredatındaki toplumsal cinsiyet rollerindeki eşitsizlikler, dini referanslarla yasal düzenlemeler yapılmaya çalışılması, 12 yıllık kesintisiz zorunlu eğitimden vazgeçilmesi, kadına yönelik haberlerde medyanın kullandığı eril dil, kadının asıl görevinin annelik olduğu, yerinin ev olduğu ve sadece aile içinde yer alması gerektiği yönündeki dil ve baskının, kadına karşı şiddeti ve kadın sorunlarını arttırdığı ortadadır.

 

“KADINI İSTİHDAM DIŞINDA TUTMAYA YÖNELİK YASAL DÜZENLEMELERDEN VAZGEÇİLMELİ”

 

Kadınların çalışma yaşamında var olmasını, esnek ve güvencesiz çalışma koşuluna bağlayan, asıl olarak kadını istihdam dışında tutmaya yönelik olarak çıkarılan yasal düzenlemelerden vazgeçilerek, her krizde önce kadınları işten atmayı, güvencesizliği, düşük ücreti dayatan, işyerinde kadınlara özel çalışma koşullarını ısrarla sağlamayan erkek

egemen yapıya karşı yasal düzenlemelerin bir an önce hayata geçirilmesini istiyoruz. Bu anlamda, akademide ve yaşamın her alanında kadını, bilimi, iş güvencesini yok sayan karanlığın katlettiği Ceren Damar'ı ve iş cinayetlerinde kaybettiğimiz tüm emekçi kadınlarımızı saygı ile anıyoruz. Mersin Barosu Kadın Hakları Merkezi, fabrikada, okul yolunda, evde, işte, sokakta kısacası yaşamın her alanında tacize, tecavüze, sömürüye uğrayan tüm kadınların yanında olmaya devam edecektir. Eşit, özgür, laik, demokratik bir ülkede barış içinde birlikte yaşamak için kadına karşı şiddete, ve kadın emeğine karşı yapılan her türlü ayrımcılığa DUR diyoruz. Kadın avukatlarımızın, Baromuz personeli ve Mersin Adliyesinin emekçi kadın çalışanlarının ve tüm kadınların emekçi kadınlar gününü kutluyor, dünyanın güzelleşmesi için attıkları her atım için yüreklerine sağlık diyoruz” dedi.

 

Daha sonra Mersin Cumhuriyet Başsavcısı Mustafa Ercan, Mersin Adalet Komisyonu Başkanı Mustafa Kahveci, Mersin Barosu’nu ziyaret ederek, tüm kadın avukatların gününü kutlayarak; Baro Başkanı Av. Bilgin Yeşilboğaz, yönetim kurulu ve avukatlarla birlikte, kadınların yapmış olduğu ‘Kadın’ temalı resim sergisinin açılışını yaptı. Açılışın ardından Baro Başkanı Av. Bilgin Yeşilboğaz, konuklarıyla birlikte resim sergisini gezerek, ressamlardan bilgi aldı.

MERSİN KENT HABER

Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500