Ahmet Ümit Aloğlu Şiirli Mektup Yorgo Yannopoulos Şiiri
Advert
Şiirli Mektup Yorgo Yannopoulos Şiiri
Ahmet Ümit Aloğlu

Şiirli Mektup Yorgo Yannopoulos Şiiri

Advert

Sevgili Ünlemcim,

Sabrın ve Hasretlerin Ecesi,

Vefanın Piri,

 

Mersin çok sıcak.

Ortadoğu çok sıcak.

Bu sıcakların, Dünyamızın ısınmasının başlangıcı olduğunu söyleyenler var.

Her halde sana sıcaklardan söz edecek eğilim, bu hava durumundan söz etmemin nedeni, sana yazamayışımın nedenlerinden birinin bu havalar olması... İnan, insan kolunu kıpırdatamıyor, beynini pelteleşmiş gibi duyumsuyor...

Cancağızım,

Bu mektupta sana Dünya şiirinden, ünü ülkesini aşmış bir Yunan şairinden söz etmek istiyorum.

Bizde, edebiyatla profesyonelce ilgilenenler dışında hemen kimse Dünya şiirine ilgi göstermez. Yabancı dili olanlar bile bildikleri silde yazılan şiiri izlemez. Ciddi bir Dünya Edebiyatı dergisi ya da Dünya edebiyatını da içeren dergimiz de yoktur. Kaç tane doyurucu antolojiden söz edebiliriz, bilmiyorum. Sevgili Ataol Behramoğlu ile Sevgili Özdemir İnce'nin hazırladığı iki ciltlik, yaklaşık 1500 sayfadan oluşan Dünya Şiiri Antolojisi ile ömrünü bu işe adamış Cevat Çapan Usta da olmasa Dünya şiirine hepten yabancı kalacağız. Bu nedenle ikide bir de sana yabancı dil bilmediğimden yakınıyorum...Keşke bilseydim, yakından izleyebilseydim Dünya şiirini...

Sadede geleyim,

Bugün uzunca bir şiirini okuyacağız, Yunanlı şair Yorgo Yannopoulos'un.

Şairimiz, bizden genç. 1961 doğumlu. 1995'ten beri ENEKEN dergisini yayımlıyor. Aynı adlı yayınevini de yönetiyor. İki şiir kitabı, bir de romanı var. Şiirleri seslendirilmiş, CD'leri yayımlanmış. İlginçtir daha çok düzyazıları yabancı dillere çevrilmiş. Bu, bütün dünyada şiire ilgini azaldığını mı gösteriyor ?

Yine konudan uzaklaştım, sözü uzattım...

Yorgo'nun şiirine dönelim hemen:

 

ÖLÜM VE SEVDA SÖZLERİ

 

Biz şiiri sevdadan üstün

tutmadık sevgilim,

kadere ve çocukların bakışına

biraz yer bıraktık sadece

 

sonra sözlerimizi

taşa oydu ellerimiz

 

taşa yazmanın

zahmetini bilirsin

önce çöl kumunda

ya da suda çalışman gerekir

 

Biz şiiri sevdadan üstün

tutmadık sevgilim

 

yok oluşta

feri sönmüş gözlerinde

Kastalia Pınarı'nın her şeyi unutturuşunda

Eridanos Nehri'nin asgariliğinde

Kaisariani mezarının çiçeklerinde

deniz esintisinin kırılganlığında

elini tutuyor, sana sesleniyordum.

 

 

bunca ıstırap ve bunca güzellikte

seni seviyorum duyuyor musun

seni seviyorum duyuyor musun

ve her şey enkazla yıkıntıydı

 

Biz şiiri sevdadan üstün

tutmadık sevgilim

 

Usturlaplar yok

kullanma kılavuzları yok

Senin kelimelerini okuyup kan damlıyorum

ada gibi kaldırarak, vücuduna

ve acına dokunuyorum

 

her kelime ağzında bir bıçak darbesi

her kelime, bakışlar,

dokunuş ve ölünün varlığı

 

her kelime sevdanın bakışı

dünyanın kucağı

her kelime

tanımlanamayan

acıya bir vaat

 

Biz şiiri sevdadan üstün

tutmadık sevgilim

 

sana kelime kelime ulaştım

bütün yollarını patikalarını yürüdüm

çaresizliğin bütün ay

ve güneşlerini gördüm

ıstırabın göğsüne uçtum

 

kızgın güneşin altında

kelimeleri bire birer biriktirdim

hiçliğin ortasında

sana bir ev yapayım

bir ağaç dikeyim

serinlemen için bir kuyu

ve ikindiler için bir avlu

bulayım istedim.

 

Biz güzelliği sevdadan üstün

tutmadık sevgilim

 

öğretmeni istemiştim sadece

bir şiiri nasıl kapatacağımı.

 

Çeviren: ARİ ÇOKONA

 

 

 

Sevgili Ünlemcim,

Bilirsin, şiir çevirisi çok zordur; çünkü şiir sadece sözcüklerden ibaret değildir. Sözcükler, yazıldıkları dilin ritmine ulaştığında şiirleşir. Ritim ise çevrilemez. Ancak çevrildiği dilde yazıldığı dilden daha güzel hale gelmiş şiirler de vardır; ne var ki böyle şiirleri çevirenler, artık birer şiir çevirmenin ötesine geçmişler, çevirdikleri şiiri kendi dillerinde yeniden inşa etmişlerdir.

Şiirin tadını kaçırmayayım.

Sana sağlıklı ve mutlu günler diliyorum,

Hoşça kal,

Şiirde kal,

Şiir kal.

SEVGİLERİMLE...

 

Ahmet Ümit Aloğlu, 14.08.2016, Mersin.

DİĞER YAZILAR