Ahmet Ümit Aloğlu İki Sultan, İki Hitabe
Advert
İki Sultan, İki Hitabe
Ahmet Ümit Aloğlu

İki Sultan, İki Hitabe

Advert

Kim ne derse desin, artık biz bir Osmanlıyız.

Adımız, hâlâ Türkiye Cumhuriyeti olsa da fiilen Başkanlık/sultanlık sistemini uyguluyoruz.

O ki biz, "Ayinesi iştir kişinin, lafa bakılmaz" demişiz, devlet idaresinde de lafa değil uygulamaya bakılsın, isteriz... Devletimizi yöneten kadro, Osmanlı hayranıdır, bizi yeniden Osmanlı İmparatorluğu yapmak niyet ve kararlılığındadır.

Zaten gerek yönetimimiz, gerek devletimizin başı, ordumuzun başkumandanı  Cumhurbaşkanımızın tavır, hareket ve beyanları giderek iyice Osmanlılaştı. Bu her vesile ile hemen her gün iradettikleri nutuklarında da açıkça görülmektedir. Bir mukayese yapasınız diye iki hitabe alıyorum buraya; benzerliği göremiyorsanız ya beyniniz dumura uğramıştır ya da gönül gözünüz körelmiştir.

Birinci hitabe bir mektuptur, Kanuni Sultan Süleyman Han Cennet mekân  tarafından França kralı Françuva'ya hitaben yazılmıştır.

 

 Allah'ın yardımı, Peygamber efendimizin mucizelerinin bereketi ve onun dört arkadaşı olan Ebubekir, Ömer, Osman ve Ali hazretlerinin yol arkadaşlığıyla...

 

 

 

Allah onu daima muzaffer eylesin

Ben ki, sultanların sultanı, hakanların başı, krallara tac giydiren, Allah'ın yeryüzündeki gölgesi ve atalarımın fethettiği Akdeniz'in, Karadeniz'in, Rumeli'nin, Anadolu'nun, Karaman'ın, Rum'un (Sivas ve doğusu), Zülkadriye Vilayeti'nin, Diyarbakır'ın, Kürdistan'ın, Azerbaycan'ın, Acem'in, Şam'ın, Haleb'in, Mısır'ın, Mekke'nin, Medine'nin, Kudüs'ün, bütün Arap memleketlerinin, Yemen'in ve daha nice ülkelerin ki, büyük atalarımın Allah kabirlerini nurlu etsin karşı konulmaz kuvvetleriyle fethettikleri ve benim muhteşemliğimle de ateş saçan mızrağımın ve zafer getiren kılıcımın gücüyle fethettiğim nice memleketlerin sultanı ve padişahı olan Sultan Bayezid Han oğlu Sultan Selim Han oğlu Sulan Süleyman Han'ım...

Sen ki, Fransa vilayetinin kralı Françesko'sun!

Sultanların sığındığı kapıma yarar adamın Frankiyan ile mektup yollayıp ve ağzıyla da bazı şeyler ısmarlayıp, düşmanın topraklarınızı işgal ve sizi de haps ettiğini bildirip kurtulmanız hususunda bu taraftan yardım ve imdat dilemişsiz.

Her ne dediyseniz benim "dünyanın karargâhı" olan tahtımın katına arz edilmiş ve bütün tafsilatıyla malumum olmuştur.

Şimdi, padişahların yenilmeleri ve hapse konulmaları şaşılacak bir şey değildir. Gönlünüzü hoş tutunuz. Üzülmeyiniz.

Öyle olsa bizim şerefli babalarımız ve büyük atalarımız Allah onların kabirlerini nurlandırsın devamlı olarak düşmanı defetmek ve ülkeler fethetmek için sefere gitmeden geri durmadılar.

Biz de onların yolundan gidiyoruz. Her zamanda memleketler, çetin ve sağlam kaleler fetheyledik.

Gece gündüz atımız eyerlenmiş ve kılıcımız kuşanılmış vaziyetteyiz.

Allah teala  hayırlar nasip eylesin. Onun arzusu ve isteği ne ise meydana gelir.

Diğer durum ve haberleri ise adı geçen adamınızdan sorup öğreniniz.

Şöyle bilesiniz.

15 Ocak 1526

 

İkinci hitabe, bir söylevden alınmıştır. Söylev, Asrın Lideri, Sayın Cumhurbaşkanımız  Recep Tayyip Erdoğan tarafından "Avrasya'da İslam: Din İstismarına Karşı Birlik, dayanışma ve Gelecek Perspektifi" temalı 9. İslam Şurasında irad edilmiştir. Buraya, yerimizin darlığı nedeniyle, ancak bir kısmını alabiliyoruz:

 

Bismillahirramanirrahim:

 

Şu anda Irak'ta, yakında da Musul'da yapılacak operasyonlara aynı anlayışla, nasıl Cerablus'ta katıldıysak, nasıl Rai'de katıldıysak, evet şimdi yine söylüyorum:

 

 Şahsıma hakaretler ediyor, sen benim zaten muhatabım değilsin, seviyemde değilsin, kıratımda değilsin, kalitemde değilsin, Irak'tan senin bağırman çağırman bizim için hiç de önemli değil, biz bildiğimizi okuyacağız, bunu böyle bilesin. Kim bu? Irak'ın Başbakanı. Önce haddini bil... Şu anda kendileri Başika üssünü kurmamız için Sayın Davutoğlu döneminde bizlere talepleri var, bunların hepsinin canlı kayıtları var ve bugün yarın bunların hepsi televizyonlarda yayınlanacak. Buna rağmen Başika üssüne girilmiştir, şimdi diyor ki; 'Buradan çekilin.' Türkiye Cumhuriyeti'nin ordusu sizlerden talimat alacak kadar kalitesini kaybetmiş değildir. Gereği neyse bunu biz gerektiği şekilde bugüne kadar nasıl yaptıysak yapmaya devam edeceğiz.

 

11.10.2016

 

Hamdolsun.

Ahmet Ümit Aloğlu

DİĞER YAZILAR