Ahmet Ümit Aloğlu Şiirli Mektup / Vasıf Şentürk Çağımızın Karacoğlanı
Advert
Şiirli Mektup / Vasıf Şentürk Çağımızın Karacoğlanı
Ahmet Ümit Aloğlu

Şiirli Mektup / Vasıf Şentürk Çağımızın Karacoğlanı

Advert

Sevgili Ünlemcim,

Değeri Tartıya Gelmez İnsan,

Yeryüzü Meleği,

 

Ne kadar kızsan, haklısın; ben de kendime kızdım; çünkü çok geciktirdim sana yazmayı.

Her geçen dakika uzatıyor bu gecikmeyi; bir an önce kurtarmalıyım kendimi bu aymazlıktan, bu tembellikten...

İşte yazıyorum:

Sana kıyabilsem "21.yy'da Halk Şiiri" başlığı ile bir makale yazardım bugün; ancak seni mektup yerine makale okumaya zorlamak cesaret ister; o da bende yok...Belki birkaç cümleye tahammül edersin:

İçimde böyle bir arzuyu doğuran bir şair, "21.yy'ın halk şairi" dediğim bir şair yaşıyor Mersin'de. . Üstelik bu şair benim hemşerim; yani aynı topraklara açmışız gözlerimiz, aynı ırmakta yüzmüş, aynı daldan dur yemişiz...Adı Vasıf Şentürk. O da bizim gibi Gazi mezunu, Sosyal bilgiler okumuş, yetinmemiş müfettişlik kurslarına katılmış, ilköğretim müfettişliğinden emekli. Meslek hayatı benimkine hiç benzemiyor; ben bir yere gittiğimde oraya çakılıp kalmayı sevdim. Sivas'ta dokuz sene çalıştım. Ondan sonra da Mersin. Oysa Vasıf Bey sürülmüş, mahkeme kararıyla dönmüş, bir daha, bir daha, bir daha...Sayısız sürgün, sayısız mahkeme kararı...Meslekte 25 yılını doldurduğunda Mersin'de ilköğretim müfettişi imiş; hemen enekliye ayrılmış; ama öğretmenlikten kurtulamamış. Kim öğretmenlikten kurtulabilir ki! Dershanelerde, özel eğitim kurumlarında, şoförlük kurslarında yöneticilik yapmış.... Şimdilerde Silifke'de kimi basın organlarının temsilciliğini, muhabirliğini yapıyor. Ben, kendilerini Mersin Haber Kent ailesinde tanıdım. İyi ki tanıdım. Şiirlerini topladığı bir dosyayı okumak şansına sahip oldum. (istersen, kendisinden izin alıp o dosyayı e-posta adresine gönderebilirim.) Dosyanın içindekilerin tümünü okumasan da şimdi okuyacakların benim ona boş yere 21.yy'ın Karacaoğlan'ı demediğimi anlamana yetecektir; eminim.

Yıllar önce Mersin'de Yelken adında bir edebiyat/ sanat dergisi yayımlanırdı. Orada bir akademisyen, "Kara'coğlan bir ekonomik yaşam biçiminin şairidir, o ekonomik yaşam biçimi öldüğünden Karacaoğlan da öldü" demişti. Kocaman bir unvanı bulunan bu arkadaş, nereden duymuşsa yaşamın belirleyicisinin ekonomi olduğunu; ekonomiyi, siyaseti, sosyolojiyi, sanatı düşünmeden, meydanı da boş bulunca öyle zırvalamıştı. O zaman bu arkadaşa bir yazıyla cevap vermiş, saçmaladığını anlatmaya çalışmıştım. Keşke o yıllarda tanıyor olsaydım Vasıf Bey'i. Al sana 21.yy'da, şiirlerindeki biçimsel özellikleriyle, içeriğin biçimi, biçimin içeriği etkilemesiyle, ses/ ritm, imge, sanat zenginliği ile bir Karacaoğlan derdim...

Halklar, sanatlarını elbette geliştirirler, elbette ki sosyal ve ekonomik hayat, sanatın biçimlenmesinde, gelişiminde ve bu gelişimin yönünün çizilmesinde belirleyicidir; ancak sanat ölmez, sanatçı ve eseri onu yaratan toplumun duygularını, duyarlıklarını, değerlerini yansıtma, taşıma özelliğine ulaşmışsa ölümsüzlüğe de ulaşmış olur. Öyleleri artık ölümsüzdür. Yunus Emre, Mevlana, Pir Sultan, Karacaoğlan gibileri bu kategoridedirler... Dilerim Vasıf Bey de zaman süzgecinden geçtiğinde bu kategoriye girer..

Çok mu uzattım. Sıkıldınsa bağışla. Çoğunlukla böyle yapıyorum, uzatıyorum sözü. Haydi, artık Vasıf Şentürk şiiri okuyalım. Onun taşlama, şathiye, destan, güzelleme, semai türünde gerçekten okunası şiirleri var; ama ben sana mektuplarımdaki geleneğe uyan şiirlerinden birkaç tanesini göndereceğim:

 

GÜLÜM–2-

Aşkının ateşi yakar bağrımı

Hasretin artırır yürek ağrımı

Kulak verip dinlemedin çağrımı

Ben sana sesimi yükseltmem gülüm

 

Yolluk olsam ayağına serilsem

Şerbet olup ellerine verilsem

Tespih olup ipliklere dizilsem

Başka duaları hissetmem gülüm

 

Varlığın ruhuma hayat veriyor

Sensiz yaşam öylesine sürüyor

Hasretin kalbimde her an büyüyor

O yüzden Allaha şükretmem gülüm

 

 

Halı olup yollarına döşensem

Nakış olup gömleğine bezensem

Berber olsam saçlarına özensem

Ben onlara makas değdirtmem gülüm

 

 

Bana kıyıp yâd ellere atsan da

Sabah akşam başkasıyla yatsan da

Vasıf’ını bir kuruşa satsan da

Bu nedenle sana kin gütmem gülüm

 

GÜLÜM -3-

Açılsan gönlümün bahçelerinde

Toprağın elimle eşerim gülüm

Dolaşsan ömrümün caddelerinde

Yollarına halı döşerim gülüm

 

Girecek olsaydın denizlerime

Alırdım seni ben omuzlarıma

Güneş oluverdin son yazlarıma

Aşkın ateşiyle pişerim gülüm

 

Sen benim canımsın gönül sultanım

Ben senin yoluna veririm canım

Kurbanın olayım kes aksın kanım

Senin için candan geçerim gülüm

 

Yolluk diye yollarına serilsem

Peşin sıra koşa koşa yorulsam

Dostum olsan Vasıf’la görülsen

Ben seni kendime seçerim gülüm

 

BENİ

Kement atıp peşin sıra sürüme

Al götür kapına köl’eyle beni

Senin için her kılığa girerim

Bas da geç sineme yol eyle beni

 

Saçını boynuma kement et dola

Seninle giderim her türlü yola

Bunun için düşsem bile ben dile

Mezatta satarsın kul eyle beni

 

Aşkına esirim delirdim inan

Sevda ateşiyle yanıyor sinem

Atlas libas olsa sırtıma giymem

Kız sen ayağına çul eyle beni

 

Vasıf senin için deli oluyor

İnan gideceği yolu biliyor

Senin için tüm kıymetler eriyor

Altın akçe iken pul eyle beni

 

BENİM İLE İŞİN NEDİR

 

Dertlerim var sıra sıra

Bir yuvam var o da kira

Adımız zaten fukara

Benim ile işin nedir

 

Şöyle tatlı dilim mi var

Sevip okşar elim mi var

Miski amber tenim mi var,

Benim ile işin nedir

 

Bankalarda hesabım yok

Bir makamım bir adım yok

Senden gayrı muradım yok

Benim ile işin nedir

 

Vasıf’ıyım bahtım kara

Yüreğime açtın yara

Yaşamım benzer kumara

Benim ile işin nedir

 

Çok uzadı bu mektup, bağışla...

Uzun süredir yazamayınca, sana yazmayı da özlemişim.

Hoşça kal,

Sağlıcakla kal,

Şiirde kal,

Şiir kal.

İmza yerine: hüzünlendiğim eve

yitik bir gülüşle gel

bizden kalan şeylere

kıtlığı bolluk eyle...(Mehmet Hameş, Uçarak Uyur Ebabil)

 

Ahmet Ümit Aloğlu

11Aralık 2016 Mersin/Mezitli

DİĞER YAZILAR