Barış Can Sever İklim Değişikliğinin Olası Sınıfsal Sağlık Sonuçları
Advert
İklim Değişikliğinin Olası Sınıfsal Sağlık Sonuçları
Barış Can Sever

İklim Değişikliğinin Olası Sınıfsal Sağlık Sonuçları

Advert

Adını yeni öğrendiğim 15 yaşında bir bilge, geçtiğimiz yıllarda New York’ta düzenlenen iklim değişikliği yürüyüşünden önce şunları söylemiş: “İklim değişikliğinden en çok etkilenecek olan benim kuşağım ve benden sonra gelecek olanların kuşağı. Büyükler gezegende bir parti verdiler, şimdi de biz çocuklara ‘ortalığı silip süpürmek size kaldı’ dediler… Ama bu, insanı duraklatacak bir şey değil. Aksine, tam bir fırsat aslında: Şu çağda doğmuş olmaktan daha büyük nimet olur mu? Çünkü bu kuşağın, bu salondakilerin, yandaki komşuların …. hepimizin önünde tarihi yeniden yazmak, tüm toplumun temel inanışlarını değiştirmek için önemli bir fırsat var.” (kaynak: “Büyük Dönüşüm” Başladı Bile!..., Ömer Madra). Xiuhtezcati Martinez’in inandığı ve dile getirdiği düşünceleri ben de destekliyorum. Yalnız, bireylerin ve toplumların hep birlikte bu işi başarmak için ortak gayreti gösterip gösteremeyeceği soru işareti. Bizler, doğanın ve toplumun bireyleri olarak, çevremizde etkileşim ve paylaşım içinde olduğumuz diğer bireylerle beraber elimizden geleni yaparsak neden olmasın ama değil mi?

Şimdi işin soru işareti boyutuna geliyoruz. Bu boyutu yansıtmama sebep olan satırları henüz okudum. T24’de yer alan haberin ('İlk insanın' çene kemiği fosili bulundu – T24) ufak bir bölümünde şöyle yazıyor: “BBC Türkçe'de yer alan habere göre, ilk insan türünün 2 milyon 350 bin yıl önce ortaya çıktığı düşünülüyordu. Kemikler Etiyopya'da bulundu. Uzmanlara göre bu tarihten 450 bin yıl öncesine ait bir kemiğinin bulunması iklim değişikliğinin ilk insanların ağaçlardan inip ayakta durma sürecini hızlandırdığına işaret ediyor. Araştırma ekibinin başkanı, Las Vegas'taki Nevada Üniversitesi'nden Prof. Brian Villmoare, BBC'ye yaptığı açıklamada bu keşfin 'insan evrimindeki en önemli geçiş sürecine dair ilk ipuçlarını verdiğini' söyledi.” Haberde yer aldığı üzere; iklim değişikliğinin insanlar üzerinde ne derecede bir etkiye sahip olduğunu anlayabiliyoruz. İnsanın evrimsel süreç içerisinde unsuru olduğu psikolojinin, sosyolojinin, siyasetin, arkeolojinin, antropolojinin vb. pek çok insana dair yaşamsal özelliklerin, iklim değişikliği ile keskin bir dönüş yapabileceği ve farklı bir tarihsel yol izleyebileceği açıkça gözüküyor. Bu noktada maalesef günümüz insanının, çıkara meyilli ilişkileri doğal yaşamsal ilişkilerin üstünde tutan güncel tutumları aklıma gelince, iklim değişikliğinin sınıfsal sağlık sonuçlarını sorgulamak da kaçınılmaz oluyor.

İnsanın ağaçtan inip ayakta durma süreci nasıl hızlandıysa, bizim çağımızda da kendisini hissettirmeye başlayan iklim değişikliğinin yaşam pratiklerimiz üzerinde bir etki yaratacağı mümkündür. Sınıfsal açıdan incelediğimizde; sosyo-ekonomik olarak orta sınıfa mensup bir kesimin ve üst sınıfların, etkisi artan dondurucu soğuklarda doğalgaza, klimaya vb. yenilenemeyen enerji kaynaklarına yüklenip her geçen gün artan masrafları yine alt sınıfların emek gücüne dayanarak karşılaşması yüksek bir ihtimaldir. Aynı şekilde aşırı sıcaklarla beraber su kaynaklarının da günden güne azaldığını düşünürsek, sıcak dönemlerde yaşanacak klima vurgunlarıyla gelen elektrik harcamaları dünyanın pek çok bölgesinde yeniden alt sınıfların omuzlarına binecektir. Üst sınıflar için özel mülkiyetin eskisinden daha değerli olduğunu hissettiren sosyolojik ve psikolojik davranışları çoğu kez gözlemleyebiliriz bu süreçte. Bir müddet sonra evrimsel gelişim nedeniyle sınıflar arasında bariz sosyolojik ve biyolojik farklılıklar da görmeye başlayabiliriz. Bu sosyolojik ve biyolojik farklıların, sosyo-ekonomik endekste aşağıda yer alan insanları sağlık açısından olumsuz yönde etkileyeceğini söylemek yanlış olmaz. Bunlara benzer pek çok ihtimali olan örnekler ekleyebiliriz. Bir müddet düşünüp, siz de katkıda bulunabilirsiniz…

Burada dile getirdiklerim daha çok şehir yaşantısına odaklanmış durumda. Bir başka yazıya söz vermiş olayım ve dünyanın farklı yerleşim yerlerine odaklanalım. Uzun dönemli düşünüp, sonuçlara engel

olabilmek için kısa sürede toparlanmamız gerekiyor. Bireysel ve toplumsal olarak inceleyip, sorgulayıp, gereğini yerine getirebilmeliyiz. Ekoloji politikalarını takip edip, başımıza bu doğal yarayı açanları ciddi anlamda sorgulamalıyız. Daha fazla kâr için elinden geleni yapan bazı küresel şirketlerle birlikte kemikleşmiş devlet yapılarının işbirliği doğrultusunda devam eden doğa tahribine ve sorumsuzluklarına sivil bireyler olarak bir şekilde dur diyelim. Okuyarak, doğal gerçekliklerin farkına vararak; dur dedikten sonraki süreçleri de yönetebilecek kıvama gelelim, bütün canlıları kapsayarak…

Barış Can Sever / bariscanseverrr@gmail.com

Mersin Kent Haber

DİĞER YAZILAR