Ahmet Ümit Aloğlu Devlet Yöneticisinin Özellikleri Üstüne
Advert
Devlet Yöneticisinin Özellikleri Üstüne
Ahmet Ümit Aloğlu

Devlet Yöneticisinin Özellikleri Üstüne

Advert

Şu Man Adası tartışmalarında tarafları dinledik.

Kılıçdaroğlu, içinde ironi hissedilse de, "Sevgili, Sayın" sözcükleriyle hitabetti muhatabına.

Erdoğan, "müptezel, aşağılık, beyni sulanmış, Fetoperest, borazan, sıkıysa gel, müfteri, yüzsüz" sıfatlarını kullandı muhatabı için.

Bu tartışma özü itibariyle üzücüydü benim için. Gün boyu ara sıra düşündüm, bu dil bu düzeylere gelmiş kişilere yakışır mı tarzında fikirler zihnimi meşgul etti. Akşam bizde devlet dili ve devlet geleneği üstüne düşündüm, sırayla Siyasetname, Kabusname, Garipname, Pendname, Kelile ve Dimne, Divan- Lügat-it Türk, Kutadgu Bilig gibi eserler zihnimi meşgul etti. Bir ara da "Neden çağdaşlarımızı düşünmüyorum ?" dedim, aklıma Halil İnalcık geldi. O büyük insan bana elbette yardımcı olur diye düşündüm, yatağımdan kalktım, "Osmanlı Tarihinde İslamiyet ve Devlet "ini aldım, okurken şu paragrafı sizlerle paylaşmaya karar verdim:"

"Kutadgu Bilig'de idare edenin başta gelen vasıflarından biri"HİLM" dir. Tebasına karşı yumuşak ve bağışlayıcı olmasıdır. "Kim halka hâkim olursa onun tabiatı yumuşak, tavrı ve hareketi asilâne (tüzün) olmalıdır. Onun dili ve sözü tatlı olmalı, kendisi tevazu göstermelidir."

Kutadgu Bilig böyle diyorsa diğer kaynaklar ne diyor diye merak etmemek mümkün mü?

Kelile ve Dimne'ye baktım, o da şöyle diyor:

""Hükümdara gerekli hasletler, yani "hilm" (yumuşaklık) sahavet( eli açık olma) ve şecaat arasında en önemlisi "hilm"dir. Hilm yöneticinin şahsını "mehîb ve mükerrem" (heybetli ve saygıdeğer) kılar. asker ve raiyet kendisinden hoşnut olurlar, kendisine şükrederler, "mülk ve devlet" sarsılmaz."

Kabusname ne diyor acaba? Baktım:

Beyliğin özelliklerini şöyle sıralıyor: "Adl, kerem, heybet gösterme, meşru olmayan işlerden sakınma, aceleciliği terk etme, her işin kolayını gözetme, gerçek söyleme, sözüne sadık olma."

Siyasetname'ye bakmamk olmaz: O da sayıp döküyor: "Hayâ ve hüsnü-l-hulk ve hilm, af, tevazu, sahavet ve sıdk, sabr ve şükr, "ilm ve akl ve adl."

Bu konu böyle bitmeyecek, kısa kesmek için de Yusuf Has Hacip'e sığınıyorum:

"Bey iki şey ile kendi beyliğini bozar

"Eğri yola girer ve adaletten şaşar" (2024'üncü beyt.)

Ahmet Ümit Aloğlu

DİĞER YAZILAR