Barış Can Sever Öteki, Üzerine Birtakım Düşünceler
Advert
Öteki, Üzerine Birtakım Düşünceler
Barış Can Sever

Öteki, Üzerine Birtakım Düşünceler

Advert

İçinden geçtiğimiz bu zaman diliminde “öteki” kavramı daha bir ilgimi çeker oldu. Buna galiba birtakım olaylar dizisi de neden olmuş olabilir. 2017’nin son günlerini avuturken, Poedat Kolektifi’nin Şirince’deki “Etik Buluşmaları: Sınır ve Öteki” adlı çalışmasına katılmıştım. 2018’in yeni doğmuş çocuk misali ilk günlerinde ise; “öteki” temalı çeşitli anlatımlar önüme çıkıyor ve ben de sabırla altlarını çiziyordum. Bu yazının temeli böyle bir süreçte atıldı; fakat temel atılmadan önce harcı oluşturan deneyimler de unutulmadı hiçbir zaman…

Harç demişken hemen Attila İlhan’ın dizelerine kulak verelim: “Ben bir duvarım hiç güneş görmedim / Sen hiç güneş görmemiş bir başka duvar / … / Biz de duvarız dinleyen duyan düşünen duvarlar / Bizim kucağımız terk edilmiş bir yatak gibi kirli soğuk / ve bizim kucağımızda kasırgalı insanlar / … / çığlıklarını değil kırbaç sesini duyduk / biz duvarız neyleyelim gözlerimiz ağlamayı bilmez / … / ya biz idam duvarıyız karşımızda çok insan öldürdüler / temelimiz kanla beslendi ama nedense uzamadık / … / elimizden ne geldi de yapmadık / ah öyle bakmayın utanırız kahroluruz.” (Duvar)

Dizelerin etkisinden çıkmak zor ancak “öteki” mevzusunda, daha derdini anlatmak ve anlamak isteyenler var. Yine de bu dizelerden tam anlamıyla kopmayacağız. Jale N. Erzen, “Üç Habitus: Yeryüzü, Kent, Yapı” isimli kitabında yazdıklarıyla “Duvar”ı biraz olsun anlamamızı isteyecek belki de: “Sanat, “öteki”nin öznelliğinin farkında olmaya ve algılanan şeyi, cansız bile olsa, bir varlık olarak görmeye imkan tanır. (…) Doğaya ve çevreye estetik olarak yaklaşan bir anlayış varlığın sürekli oluşum içinde karşılıklı ve iletişimsel bir süreç olduğu inancı ile hareket eder. (…) “Öteki” ya da algılanan; yaşamı ve varlık alanı olan bir olgu olarak görülürse suistimal ve sömürü yerine özne ve nesne arasında ya da algılayan ve algılanan arasında karşılıklı bir iletişim kurulur. Herhangi bir varlığın layık olduğu gibi algılanana saygı ile yaklaşmak, sömürücü ilişkiye engel olarak algılananın kendi varlık dinamiğini sergilemesine izin verir.”

Özellikle son cümlede, belki de kelimelerin yarattığı etkiyle, içimi hareketlendiren bir anlatım vardı. Sömürücü ilişkiye engel olabilmek… Algılananın kendi varlık dinamiğini sergileyebilmesi… Sahi ya, algılananın karşılaştığı davranışların aslında algılayana da sergilenebileceğini ne zaman unuttuk? Cumhuriyet Gazetesinin Pazar Ekinde yazısı yer alan Osman Elbek’in deyişiyle: “‘Öteki’ni görme, duyma, anlama, hissetme aynı zamanda “öteki”nde kendini görme, duyma, anlama ve hissetmedir. İnsan görür, duyar, anlar ve hissederse güvendedir. Sağlık, “öteki” ile koşulsuz dayanışmadadır.”

Tüm bunların ardından Voltaire’in elimin altındaki Küçük Felsefe Sözlüğünü karıştırdım. Alfabetik düzenle ilerleyen kavramların içinde “Öteki” yer almıyordu. Özgürlük ve Önyargı kavramları ilişti gözüme gezinirken. Voltaire’in Küçük Felsefe Sözlüğünde yok ama belki bizlerin zihninde bir “öteki” dolaşmaya başladı şimdiden…

Barış Can Sever

DİĞER YAZILAR