Barış Can Sever İklim Değişikliğinin Yerel Topluluklara Etkisi: Mersin’e Güncel Bir Bakış
Advert
İklim Değişikliğinin Yerel Topluluklara Etkisi: Mersin’e Güncel Bir Bakış
Barış Can Sever

İklim Değişikliğinin Yerel Topluluklara Etkisi: Mersin’e Güncel Bir Bakış

Advert

Problem Nedir?

İnsan kaynaklı küresel iklim değişikliğinin yarattığı etkiler gün geçtikçe artıyor. Özellikle Anadolu ve Mezopotamya coğrafyasındaki canlıların, gelecek yıllarda ciddi kuraklık problemleriyle karşılaşacağı pek çok raporda dile getirildi. Ekosistemi derinden sarsacak kuraklık problemi, sosyal ve siyasal tartışmaları da beraberinde getirecek gibi gözüküyor. Bunun yanı sıra, öngörülemeyen şiddetli iklim olaylarındaki artış, aşırı hava kirliliği, orman yangınları, (kötü şehirleşme modellerinin de etkisiyle oluşan) seller vb. durumlarda da ciddi bir yükseliş bekleniyor.

Nasıl Etkiliyor?

Yapılan araştırmalar ve bu araştırmaların sonuçları doğrultusunda oluşan beklentilerin yanı sıra, dünya aslında uzunca bir süredir iklim değişikliğinin etkilerini hissediyor. Özellikle dünyanın farklı bölgelerinde, coğrafi konum gereği ve kırılgan yapıdaki birtakım ülkeler ve topluluklar, adaletsiz karbon salımının kurbanı olarak iklim değişikliğinin etkilerini daha derinden hissedecek. Önümüzdeki yüzyıl içerisinde artacağı belirtilen iklim mültecileri daha şimdiden yollara düşmüş durumda. Böyle bir atmosfer içerisinde ben de yaşadığım şehir Mersin ve civarı bağlamında kısa bir etki değerlendirmesi yapmak istedim. Aslında bu değerlendirme geleceğe dönük bir prova niteliği taşıyacak. Neden mi? Çünkü birazdan bahsedeceğim olayları, ilerleyen yıllarda sistematik olarak daha fazla gözlemleyeceğiz. Şimdi birkaç örnek üzerinden bu provaya bir göz atalım.

Hepimizin bildiği üzere 2016 ve 2017 yılları, atmosferdeki sıcaklık ortalaması ölçeğinde rekor yıllar oldu. Biz de bu durumu bire bir yaşadık aslında. İçinde bulunduğumuz kış ayı, sıcaklık ortalamalarının üzerinde seyretmeye devam ediyor. Geçtiğimiz haftalarda yerel basında gündeme oturan olay ise Silifke’de erik ağaçlarının meyve vermesiydi. Sadece bununla kalmadı. Şehrin farklı bölgelerinden gözlemlerini aktaran dostlarım, limon ve badem gibi ağaçların hiç alışılmadık bir şekilde çiçek açmasından bahsediyordu. Yine aynı hafta; uzun zamandır yağmayan yağmur (ki bu da bir işaret), iki günde resmen Mersin ve civarına boşalıverdi. Tarsus’un çeşitli mahallelerinde yer alan sebze-meyve seralarındaki görüntü, bir süre sonra arazide balıkçılığın başlayacağını gösterir nitelikteydi. Zira, çiftçiler mahsüllerine kayıklarla ulaştılar. Tabii, burada tek etken aşırı yağışlar olmadı. Aşırı yağışlarla birlikte bölgedeki altyapı yetersizlikleri de önemli bir paya sahipti. Etkiye adaptasyon ve etkiyi hafifletme anlamında ise altyapının uygun hale getirilmesi çok mühim bir konu. Nitekim Mersin şehir merkezinde de, şehrin yeterli olmayan altyapısı, dere yataklarındaki yapılaşmalar ve aşırı betonlaşmadan kaynaklı seller daha önce yaşandı ve yaşanmaya devam edecek.

Çözüm Önerileri

Bu noktada, geniş resme belki kısa vadede etki etmeyecek ama uzun vadede yaşam pratiklerimizi değiştirecek birtakım önlemler alabiliriz. Bu önlemleri alırken

unutulmaması gereken en önemli şeylerden bir tanesi, yerelde ve küresel çapta tüm aktörlerin sürece aktif katılımı olacaktır. Tüm aktörlerin katılabildiği bir mekanizmada herkesin sesinin duyulması, bizlere yeni dünyaların kapılarını açacak ve kapsamlı çözümler üretmemizi sağlayacaktır. Aksi halde, sesi duyulmayan ve duyulmak istenmeyen bireyler veya topluluklar iklim değişikliğinde en çok etkilenen grupta yer almaya devam edeceklerdir. Özellikle karbon salımını bir an önce azaltması gereken ve endüstriyel çalışmalarda başı çeken ülkelerin acilen yükümlülüklerini yerine getirmesi gerekiyor.

Konuya biraz daha yerelden yaklaşırsak, daha önceki yıllarda yerel yönetimler tarafından gerçekleştirilen hatalar zinciri, yeni hataları da bünyesine katma gibi bir lükse sahip değil. Zaten var olan etkiyi azaltmak için hatadan ziyade olumlu adımlar atarak, etkiyi hafifletme ve yeni koşullara adaptasyon mekanizmasını iyi çalıştırmak gerekiyor. Aynı şekilde, bireylerin ve toplulukların da tüketim alışkanlarını sorgulaması ve “karbon salımı en az olacak şekilde” yaşam pratiklerini şekillendirmesi çok önemli. Bunun en basit reçetesi ise; fazla lükse eğilim göstermeden, hayatı daha sade yaşamak olabilir. Karbon salımı yüksek evlerde oturmadığımızda, trafikteki araba sayısını arttırmadığımızda veya AVM yerine daha lokal yerlere gittiğimizde inanın değişimin ilk adımını atmış oluyoruz.

Barış Can Sever

DİĞER YAZILAR