Dr. Osman Sirkeci KRİZ GÜNLERİ VE ROMAN TOPLUMUNDA YENİ VİZYON
KRİZ GÜNLERİ VE ROMAN TOPLUMUNDA YENİ VİZYON
Dr. Osman Sirkeci

KRİZ GÜNLERİ VE ROMAN TOPLUMUNDA YENİ VİZYON

Advert

8 Nisan Dünya Romanlar Gününde de sokakların asli aktörleri Romanlar, diğer sokak esnafları gibi Korona salgını karşısında her türlü riske rağmen evde kalıp aç kalmakla sokağa çıkıp virüs kapmak arasındaki bir ikilemde hayata tutunmaktadır.

Korona Karşısında Romani Duruş Örneği

Romanlar tarih boyunca  her türlü baskı, ayrımcılık ve horlanmaya rağmen hayata tutunmayı başarmışlardır. Bugün bile birçok Roman, hala horlanma, dışlanma ve ayrımcılıkla karşı karşıyadır. Romanlar yaşadıkları ülkelerdeki hak ve hizmetlerden çok sınırlı olarak yararlanabilmektedirler.

Tüm Romanlar, kurumlar, STK’lar, politikacılarıyla ve belediyeleri, muhtarlıkları, resmî kurumları ile birlikte. Binyıllık göç tarihi deneyimleri ile korona krizi karşısında gönülden yardım kampanyaları ile birlikte. Diğer yoksul mahallerini de imrendirecek bir sahipleniş sergilendi korona felaketi karşısında. Bu kriz günlerinde yaşananların Roman toplumuna yeni vizyonlar kazandıracağı kuşkusuz.

Ağır sosyal ve ekonomik etkileri olan bir krizin ancak birlik, beraberlik ve sosyal dayanışma ile üstesinden gelinebileceği açıktır. Bu tür bir krizin bireyselleştirilmiş kendi hayatını idame ettirme paniğinin yerine sosyal dayanışma ve kolektif bir örgütlenme ihtiyacını ortaya çıkardığı kesindir.

Yeni Sosyal Ekonomik Hayatta Roman Rüzgârı; Kooperatifçilik

Krizlerde olduğu gibi mahrumiyetler ve mağduriyetler romanları ve romanların öncülerini sorumluluk almaya yeni arayışlara ve keşiflere yöneltti. Önceleri onların çok sayıda roman dernekleri oldu. Dernekler Romanların sesini soluğunu sayısını, kültürünü fark ettirdi.

Dünya Romanlar günüde yeni akım onların binyıllık varoluşlarının temeli olan yetenekleri, el becerileri, zanaatkarlıkları ve dahi hepsinden önemlisi sanatkarlıklarını öne çıkararak çok yönlü üretim süreçlerinde hak ettikleri yeri almalarını sağlamak.

Romanların Müzik grupları, koroları ve geri dönüşümcüleri, çiçekçileri, kestanecileri ve mısırcıları ile kooperatifleşmeleri yeni akım olarak sosyal ekonomide yerlerini almalarını güçlendiriyor ve kalıcılaştırıyor

Asırlar Boyu Romanca Hayata Tutun

Tarih notlarında Romanların ilk defa MS. 400’lerde Hindistan’ın Pençap bölgesinden Araplar tarafından esir alınarak Doğu Roma İmparatorluğuna ve sonra 11. Yüzyılda yine Araplar tarafından ön Asya’dan Balkanlara, Yunanistan’a, Romanya’ya, Sırbistan’a, Transilvanya’ya ve Polonya’ya köle olarak satıldıkları yazmaktadır. Osmanlı İmparatorluğunun kuruluşunda Yeniçeri ordusunun oluşumunda önemli rol oynayan Romanlar, derbentçiler, atların bakımını sağlayanlar olarak anılmışlardır. II. Beyazıt döneminde maden işlemedeki, el sanatlarındaki yeteneklerini devlet için daha verimli duruma getirmek amacıyla Romanlar vergiden-haraçtan muaf tutulmuşlardır.

Almanya’da Zırh ve Keman Zanaatkarları ve Otonom Romanlar

Alman Kralı Sigismund’un 1423'teki Romanların Korunması ve Kısmi Otonomluğu hakkındaki Fermanı ile Romanlar başka kabilelerin saldırılara karşı korumaya alınmış ve kendi toplulukları içindeki anlaşmazlıkları kendi geleneklerine göre çözmeleri hakkı tanınmıştır. Sokakların ve kamusal yaşamın birçok alanının asli aktörleri olan Romanların, demiri ve madeni işlemekteki

becerileri, el sanatlarındaki hünerleri ve herkesin yapmakta zorlandığı işleri yapmaları sayesinde sorun olarak görülmeleri engellenmek istenirken sonuç yine de değişmemiştir.

Herkesin Yapmakta Zorlandığı İşleri Yapan Romanlar

Romanlara tanınan bu özel haklar sayesinde, soylular Roman müziklerinin özgünlüğünün farkına varmışlardır. Bu dönemde, Romanların özellikle altın ve demir işlerinde, müzik aletleri, özellikle keman yapımında ve silah üretimindeki yetenek ve ustalıkları anlaşılmıştır.

Sokakların ve kamusal yaşamın birçok alanının asli aktörleri olan Romanların, demiri ve madeni işlemekteki becerileri, el sanatlarındaki hünerleri ve herkesin yapmakta zorlandığı işleri yapmaları sayesinde sorun olarak görülmeleri engellenmek isteniyordu. Böylece, onların başıboş ve işsizlikleri ile ortaya çıkan toplum içinde yabancı ya da öteki konumunda kalmalarının önüne geçilebilecekti.

Romanlara Ata Binmek Yasak

Romanlara tanınan bu haklar yerel halkın ve kilisenin onları rakip görmesine yol açmış ve 1497 yılında Lindau ve Freiburg krallıkları Sigismund’un fermanını yürürlükten kaldırmıştır.

Osmanlı İmparatorluğunda da benzer bir uygulamaya maruz kalmışlar ve Üçüncü Murad 6 Haziran 1585 tarihli fermanında, şehir içinde ata binmeleri ve belli mahallelerin dışına çıkmaları yasak olan Romanların bu yasaklara uymamaları üzerine, “Ata binen Kıptî’yi öldürün” diye buyurmuştur.

Roman Soykırımı Porajmos

Romanların uğradığı en yıkıcı zulüm, II. Dünya Savaşı sırasında, Nazi zulmünün ilk hedefleri olduklarında meydana gelmiştir. Roman araştırmacı ve aktivist Ian Hancock’un araştırmalarına göre, Porajmos (Roman kıyımı veya Çingene soykırımı) toplama kamplarında ve diğer imha yollarıyla bütün Avrupa’da tahmini 1,5-2 milyon Roman katledilmiştir.

4 Nisan 1980’de, Holokosttan kurtulan Jakob Bamberger, Hans Braun, Ranco Brandtner ve Franz Wirbel'in de aralarında bulunduğu on iki Sinti, Roman Soykırımının tanınması için Evanjelik Kilisesi'nde açlık grevine başladı. "Şansölye Helmut Schmidt'in 17 Mart 1982'de Sinti ve Roma soykırımını tanıması önerisini Almanya Federal Hükümeti kabul etti.

Uluslararası Roman Günü 8 Nisan 1971

İlk Uluslararası Roman Günü, 8 Nisan 1971'de Londra'da toplanan ilk Uluslararası Romanlar Birliğinin gerçekleştirdiği sivil haklar hareketinin başlangıcını anmak amacıyla 1990 yılında 14 ülkeden (Arnavutluk, Bulgaristan ve birçok Sovyet Cumhuriyeti) 23 temsilcinin katılımıyla Polonya'nın Serock kentinde Romanlarla ilgili kültürel ve sosyal konuları tartışmak üzere toplanan Dünya Romani Kongresinde ilan edildi. Bu kongrede ilk Roman Kongresinin toplandığı tarihi gün olan 8 Nisan (1971) Dünya Roman Eylem Günü olarak kabul edildi.

Dr. Osman Sirkeci

Sokak Ekonomisti

Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500