Prof. Dr. Ahmet Özer ÇAĞRI.!
Advert
ÇAĞRI.!
Prof. Dr. Ahmet Özer

ÇAĞRI.!

Advert

BU ÇAĞRI HEM MERKEZİ   YÖNETİME HEM DE YEREL YÖNETİMLEREDİR...
(Not:Bu Çağrıya, lütfen önerilerinizi eleştirilerinizi ve yorumlarınızı belirterek katılın, katkıda bulunun)
 
Çetin bir dönemden geçiyoruz. İnsanlarımız ölüyor. Hasta ve ölü sayıları gün be gün artıyor.  Milyonlarca insan zorunlu olarak evlerine hapsolmuş durumda.

Bu noktada acil olarak müdahale edilmesi gereken üç unsur var.
 
1.Hastalığı ve dolaysıyla ölümleri durdurma,
(Bu görev doğrudan doğruya Sağlık Bakanlığına ait. Bakanlık başta Bilim Kurulu olmak üzere diğer kurum ve kuruluşlarla bu görevi yürütüyor. Dolaylı olarak da kurumlar ve yurttaşlar yardımcı oluyor/olamaya devam ediyor)
 
2. İkincisi,eve hapsolmuş insanların durumudur.
(Burada özellikle 65 yaş ve üzeri insanların durumu daha öncelik arz ediyor. Bununla birlikte bir ayı aşkın bir süredir eve hapsolmuş insanların yaşadığı ve yaşaması muhtemel sosyo psişik sorunları giderme huşusudur. Bu noktada öncelikli görev Sağlık Bakanlığınca oluşturulduğu söylenen Toplum Bilimleri Kurluna aittir.)

3. Yaşamın normale döndükten sonra yaşanacak ekonomik ve sosyal sorunlardır.
(Bu sorunu önleme görevi en başta hükümetindir. Beraberinde yerel yönetimler, ilgili kurum ve kuruluşlar da devreye girmelidir.

Çünkü bir sorun yaşanıyorsa eğer, bir yerde yaşanıyordur ve o sorunu kalıcı olarak ancak orada yaşayanlar çözüme kavuşturabilirler.

Yerelin de hem akçal hem soyal örgütlü gücü yerel yönetimlerdir. Hükümet böylesi zor bir dönemde bile işi siyasete döküp benden olamayanlar iş yapmasın, gözden düşsün diyemez, böyle davranamaz. Bu hem etik değil, hem insani, hem de vicdani..

Bir de şu var: İnsanlar bu dalga geçtikten sonra neyle karşı karşıya kalacaklarını merak ediyorlar haklı olarak.)
Sonuç olarak denebilir ki, bu gün itibariyle yaklaşık yüz on bin civarında tespit edilen hasta, üç bin civarında ölüm vakası var.  Hastalarla doktorlar ilgileniyor, hastalığın seyri ile ilgili de Bilim Kurulu ve yönetenler. Peki ya eve zorunlu olarak kapatılan milyonların durumuyla kim ilgileniyor?
 
TOPLUM BİLİMLERİ KURULU GÖREVE
Eve kapananların sayısı seksen milyonu geçiyor. Bunların yaşadığı sorunlara ilişkin neden kimse bir şey yapmıyor, bir şey önermiyor? Yaklaşık on gün önce Sağlık Bakanı tarafından kurulduğu ilan edilen Toplum Bilimleri Kurulu nerde ve neden bu konuda bir şey yapmıyor, bunun için neyi bekliyor?

Bu kurulun bugüne değin toplumsal yaşam, sosyolojik ve psikolojik duruma ilişkin bir öneride bulunmamış olması büyük bir eksikliktir. Bir yurttaş sorumluluğu ile bunu dile getiriyor ve gereğini bekliyoruz. Bu bizim en doğal hakkımız.
 
Değerli okurlar daha önce de yazdım. Covit 19 olarak adlandırılan pandeminin  bugün için karşı karşıya bulunduğumuz 6 boyutu söz konusu: Bunlar;1).Hastalık boyutu 2) Uluslararası (küreselleşme) boyutu 3)Korku ve Panik etkisi boyutu 4)Ekonomik etkileri 5) Dijitalleşme ve 6)Sosyal yaşam boyutudur.

Bizim açımızdan bugün için acil olan yukarıda da özetlediğimiz gibi salgın hastalığının bertaraf edilmesi; korku, panik ve belirsizliğin yol açtığı ya da yakın gelecekte yol açması muhtemel sosyal ve davranışsal sorunlar ve nihayet işin ekonomik boyutudur.
 
Çağrımız bütün muhataplaradır.
Bu noktada;
1). Sosyal Devlet Yüzünü Göstermeli Yurttaşların Sağlığını Temin Görevini Yerine Getirmelidir.

Bir devletin en temel görevi, yurttaşlarının sağlığını temin etmek ve güvenliğini garanti altına almaktır. Devlet kendi sınırları içinde yaşayan insanların/yurttaşların niteliği ile ilgilenmek zorundadır. Yurttaşların nitelikli olmaları için öncelikle sağlıklı olmaları gerekir. Sonra, eğitim, iş ve barınma gelir. Çünkü ölmekte olan biri ya da hasta biri için bunlar önemini yitirir. (Lakin, sağlığı olanın umudu, umudu olanın her şeyi vardır.) Sağlık olmazsa güvenlik ne işe yarar !?
 
Karantina elzem, ama ihtiyaç sahiplerine de ulaşıp ihtiyaçlarını karşılanması bundan daha elzem. Yoksa insanlar korona yerine açlığın yarattığı başka hastalıklardan mı ölsün.

İhtiyaç sahiplerine yardım yapılmalı: Geçimini günlük olarak sağlayan insanlara devlet mutlaka yardımda bulunmalı. Aile yardımı yapmalı, işine son verilen insanlara işsizlik sigortasından ücretlerinin ödenmesine devam etmeli. Muhtaçlara ilaç, iaşe sağlanmalı.. Bunların yapıldığı söyleniyor; belki de kısmen yapılıyor, ama bizim aldığımız bilgiler ve yaptığımız gözlemler bunun yeterli olmadığı yolunda.

O halde bu noktada Yerel Yönetimler devreye girmeli. Halka en yakın birim olan, başta halkın sağlığı olmak üzere beşikten mezara bütün sorunlarla görevli olan başta Belediyeler olmak üzere Yerel Yönetimler bu gün değil de ne zaman devreye girecek, söyler misiniz? Bu zaten yasayla düzenlenmiş görevleri arasında. Merkezi hükümet bu nevi girişimleri engellemek yerine desteklemeli..
 
Dar Günde Değil Ne Zaman El Uzatılacak? Devletin muhtaçlara yardım yapması  bir lütuf değil, toplumun vergileriyle oluşan kaynağın dar günde ihtiyaç sahiplerine ulaştırılmasıdır. Hükümetin zaten en temel görevlerinden biri budur. Toplum olmanın bilinci budur; dayanışmanın gereği budur. Devlet, yardım toplamak yerine, topladığı vergileri adil kullanan kurumun adıdır. Yönetenlerin bir görevi de bunun adil dağılımını sağlanması için aracılık etmektir.
 
2). Bu Süreçte Yerel Yönetimlere Önemli Görevler Düşüyor
 
Yerel yönetimlerin de bu arada ihtiyacı olan ailelere ulaşarak imkanları dahilinde hizmetler başta olmak üzere ayni ya da nakdi yardımda bulunmaları görevleri gereğidir. İkinci olarak merkezi düzeydeki kurulların muadilinin kente oluşmasına, çalışmasına ve sürece ilişkin işler yapmasına öncülük etmeliler. Liderlik kriz günleri için gereklidir. Aydınlık günde herkes yolunu kendisi bulur zaten.
 
3) Toplum Bilimleri Kurulu Ne Yapmalı
 
Ne ki, kendini her şeye muktedir sananlar; insanı ve doğayı yok ederken teknolojiyi kullanmada gösterdikleri gayrı insanı mahareti, onun getirdiği musibetleri önlemede aynı ustalıkla kullanamıyor, bu hususta başarı gösteremiyorlar. Covit 19 belası bunu bütün dünyaya ayan beyan gösterdi.

Devletler topluluklar üzerindeki egemenlik güçlerini kullanarak kendilerince önlem alıyorlar: “Dışarı çakma”, “sokakta gezinme”, “sosyal mesafeyi koru”, “evde kal”, “bir yerden bir yere gitme” gibi.
 
Dikkat edilirse bu tedbirlerin hiç biri doğrudan hastalığın özüne yönelik tedbirler değil, daha fazla yaygınlaşarak, sağlık sistemlerini çökertmeyi durdurmaya yönelik tedbirler. Bilim Kurulunun da tavsiyeleri şimdilik bunlarla sınırlı. Şu ilacı bulduk, şu aşı bu hastalığı yok ediyor diyemiyorlar.  Dolaysıyla alınan kararalar tıbbi olmaktan ziyade ekonomik ve psikolojik sonuçları da olacak siyasal, sosyolojik, toplumsal ilişkililerle ilgili.
 
Geç de olsa Toplum Bilimleri Kurulu oluşması iyi oldu. Çünkü hem içinden geçtiğimiz sürecin yarattığı bireysel ve toplumsal tahribatlar, hem de bu bela sona erdikten sonra da yaşanacak bireysel ve toplumsal travmalar belki daha da şiddetli kendini hissettirecektir.
 
Uzun süre evde kalmanın yaratacağı psikolojik patolojilerin yanı sıra asıl tusunami ekonomide yaşanacak ve onun sonuçlarının yol açacağı sorunlarda kendini gösterecek. Bu süreçte ve sonrasında bireysel patolojik sorunlara, iflaslara, intiharlara ve davranış bozukluklarına hazırlıklı olmalıyız ve bu geçiş sürecini en az kayıplarla atlatmak için çalışmalıyız. Bu da Toplum Bilimleri Kurulu’nun görevidir. Bu kurulların yerelde de muadillerinin oluşmasını öneriyoruz. Çünkü bu sorun sağlık boyutunun yanı sıra toplumsal bir sorundur artık
 
Bu noktada içinde sosyologların, psikologların, sosyal psikologların, antropologların, felsefecilerin, hukukçu, iktisatçı ve iletişimcilerin bulunması gereken Toplum Bilimleri Kurulu kısa orta ve uzun vadede yapılması gerekenlerle ilgili öneriler geliştirmelidir.
 
-Öncelikle eve tıkılmanın yarattığı psikolojik ve sosyal sorunlar ele alınmalı ve bu sıkıntılı günleri en az zararla atlatmak için öneriler geliştirmelidir. Bu noktada Sosyal Psikologlara büyük görevler düşüyor.
 
-İkinci olarak yalnızlık duygusu, ölüm korkusu ve sonrası için endişe ve kaygıların yol açacağı sosyo psikolojik sorunlar için öneriler sunulmalıdır.
 
-Aile içi ilişkiler, içerdeyken boş zaman kullanımı ve etrafla, konu komşuyla, uzaktaki sevdikleri ile insanların geliştireceği ilişkiler bu süreçte önem kazanıyor. Bu konu ele alınmalı.

-Alış veriş, tıbbi ihtiyaçlar, hastalık durumu ya da ailede biri hasta olması durumunda davranış biçimleri..
 
-Sağlıklı ilişkiler geliştirilmesi noktasında bu ve benzeri soru(n)lara bütün açıklığı ile cevaplar verilmeli ve toplum belli periyotlarla aydınlatılmalı ve bilinçlendirilmelidir.
 
-Orta vadede, bu musibet inişe geçtikten ve bizi terk ettiğinde başta ekonomide yaşanacak sıkıntılar olmak üzere sosyal ve kültürel bir çok sorunla karşı karşıya kalacağız. Bınlar için şimdiden tedbirler geliştirilmeli.

-Pandemi sonrası İflaslar, intiharlar, sosyo psikolojik bir çok sorun yaşanacaktır. Devletin, toplumun ve bireyin bu günden bunlara hazır olması bunu en az zararla atlatmak için çözümler üretmesi lazım.

-Yanı sıra uzun süre evde kaldıktan sonra dışarıyla yeniden bağ kurmanın güçlükleri üzerinde durulmalıdır..
Bu çağrımızın ilgililerce dikkate alınmasını özellikle yerel yönetimlerce gereğinin yapılmasını en içten duygularla bekliyoruz..

Prof. Dr. Ahmet Özer

DİĞER YAZILAR