Barış Can Sever Uzun Araya Eski Notlarla Bir Müdahale
Uzun Araya Eski Notlarla Bir Müdahale
Barış Can Sever

Uzun Araya Eski Notlarla Bir Müdahale

Advert

Bir süredir bu köşeye yazılarımı iliştiremedim. Uzun soluklu bir eğitim ve araştırma sürecinin önemli bir eşiğini aştıktan sonra evde birtakım düzenlemeler yaparken, raflardan karşıma beni farklı hayallere sevk eden irili ufaklı notlar çıktı. Bu notların dijital ortamda okuyucusuyla buluşma zamanı gelmişti belki de, benim de bu köşede kaldığım yerden devam etmemin…

Uzunca bir kağıtta, yerini ve zamanını not düşmediğim şu satırlar yer almaktadır:

Bir filmin toy karakteri şöyle diyordu: “İnsanlar aslında görünmez bağlarla, birbiriyle ilişkilenmiş bir şekilde var olmaktadır”. Bu cümle neden yüksek bir yere çıkıp karıncalara benzeyen insanları izlerken daha da açık bir hal alıyor. Her gün aynı ağacın yanından geçip giden, fakat iki kelime dahi laf etmemiş insanlar birbirlerine o bağlar aracılığıyla ile ne iletiyordu acaba? Ayaklı düşünceler ve yürüyen düşüncesizlikler, hepsi çıkış noktalarını sorgulatırcasına aynı sokakta ve aynı caddede hareket halinde var olmaya devam ediyordu…

Satırlar bir başka paragrafta devam etmektedir:

Bu yürüyen karıncalar arasında söz gelimi etrafına daha farklı bir gözle bakanlar vardı. Daha ziyade, farklı görenler. Kaldırım taşları üzerinde onlarca kağıdımsı nesne insanların ayak tabanlarıyla tanışırken kaç kişi o kağıdımsıyı görebiliyor, daha da ötesinde anlayabiliyordu? Bulunduğum yerden aşağıya bakınca ancak öyle fark ediyorum ben de… Yer değiştirmek, mekan değiştirmek veya sadece değiştirmek eylemi, bir anlamda boyut değiştirmek olabilir miydi? Rutinleşmiş döngüden çıkıp farklı bir açıyla bakabilmek, sosyal ilişkiler için kullanılmış bir klişeden çıkıp sokakları ve caddeleri anlamaya, daha doğrusu daha farklı bir süzgeçte anlamaya sebep olabilir mi? O kadar yükseklere çıkmaya da ne hacet! Sebepsizce bir banka oturuvermek ve sokağı gözlerle karış karış gezmek, daha önce fark edilmeyen bir şeyi yanındaki dünya dostuyla paylaşmak kimlere özgü acaba? Karıncalardan sıyrılıp seyre dalmak kısa bir süreliğine, başka bir aleme geçiş deseydiler, ve bunu da bir tepside sunsaydılar, neye benzerdi bu sokak? Tepsi başında bekleyen bir güruh mu çıkardı sokak sanatçısının resminden, hem de yağlı boya olanından…

Şimdi, tarihini ve yerini not düşmediğim bu satırların sonuna, ufak şiirimizi de bir ressam inceliğinde iliştirelim, hem de sadece tarihi belli olanından… (22.09.2019)

 

Masama düşen kuru yaprakları

Topladım

Koyduğum raflarda

Yeniden yeşermeleri umuduyla

Bir sonraki bahara kadar

Tren yollarında ömür tüketirken

Yeşermelerini bekledim

Raflara dönüşen ağaçlarla

Gün be gün kuruyan yaprakların

Asırlık dostluğunu izledim

Anlaşılmayan bir umutla…

 

Barış Can Sever

E-mail: bariscanseverrr@gmail.com

Mersin Kent Haber

DİĞER YAZILAR