Prof. Dr. Ahmet Özer HAYATTAN DERSLER...!
Advert
HAYATTAN DERSLER...!
Prof. Dr. Ahmet Özer

HAYATTAN DERSLER...!

Advert
Yüzyıllar boyu tartışılmış, yaşamın amacı nedir diye. Sonunda  yaşamın anacının mutlu olmak olduğu üzerinde büyük çoğunlukla mutabakat sağlanmış. Buna karşı çıkanlar sa yok değil. Misal, mutluluk uzaktaki bir hayaldir, diyor Schopenhauer. Gerçek olan acı ve ızdıraptır. Yaşamın amacı çok mutluluk aramak yerine az acı veren bir yaşam sürmek olmalı. Bunun için dış zenginlikten ziyade iç zenginliğe önem vermeli insan; o yüzden kendi karakterine uygun amaç(lar) belirle ve kendini ona doğru gerçekleştir. 
 
Fakat bu yaklaşımlara rağmen mutlu olmak peşinde koşmayı hiç bir zaman bırakmamış insanoğlu. Mutluluğun panzehirleri olduğu gibi zehirleri de vardır. Ne mutlu ederden çok ne mutsuz edere biraz bakalım.
 
Misal kıskançlık. Kıskançlık mutluluğun en büyük düşmanıdır. Mesela başkasının mutlu olması sizi rahatsız ediyorsa asla mutlu olamazsınız.
 
Bir başka zehir, tatmin olmak için kamçılarıyla dizginlenemeyen bir atı sürer gibi sizi süren arzular. Arzuların esiri olmak da mutsuz eder insanı. Hayat arzunun peşinden oradan oraya sürüklenerek geçmemeli, yapabileceklerini isteyerek yapmalı insan, gerektiğinde acıyı da çekmeli. Dostoyevski acı yoksa mutluluk yok, der. 
 
Özellikle acıyı çocuklardan saklamak onlara yapılabilecek en büyük kötülüktür. Çünkü doğal seyri içinde acıyı öğrenmeyen çocuk daha sonra acıyla karşılaştığında büyük travmalar geçirir.
 
Karmaşık düşünme biçimi de mutsuz eder. Genelde bir çok şeyi bir arada düşünmek zihni bulandırır ve insanı mutsuz eder. O yüzden düşüncelerimizin çekmeceleri olmalı; birini açtığımızda diğerini kapatmalıyız.
 
Para pul, mevki makamla mutlu olmaya çalışmak konjonktürel bir şey, zamanla mutlu olmaktan çok mutsuzluk verirler insana. O yüzden dış değil iç zenginlikte aramalı mutlu olmayı, kendi içine dönmeli, kendisi ile hasbıhal etmeli arada insan. 
 
Hastalık mutsuzluktur. Bu Korona musibeti toplumu topyekün mutsuz etti. Mutluluğun onda dokuzu sağlıktan kaynaklanır, ve mutlu olmak büyük oranda kendine yetebilmektir. 
 
Geniş çaplı planlar, yüksek beklentiler de mutsuz eder. Beklenti(ler) azaldıkça mutlu olma şansı artar. Daha çok zenginlik, daha yüksek makam, daha fazla güç peşinde koşmak mutsuz eder. Bu manada var olmadan varlıklı olmaya soyunanları günün sonunda hüsran bekler.
 
Başka;
Yukarıda hep negatifleri vurguladık, şimdi biraz da pozitifler üzerinde duralım. Şimdi size bir yol haritası sunayım, bakalım beğenecekmisiniz. (Sizin de önerileriniz varsa katkıda bulunabilirsiniz)
 
Güne erken başlayın, sağlıklı beslenin, sosyal ilişkileri ihmal etmeyin, yaratıcı hobiler edinin, sağlıklı ve seviyeli iletişim kurun ve basitçe yaşayın. Ne demek istediğimi biraz açayım. 
 
Sondan başlayalım. Doğru insan geliştirir, yanlış insan dibe çeker. O yüzden kaliteli ilişkiler kurmak kaliteli bir yaşam için çok önemlidir.  
 
ZİYARET, ZERAFET, ZİYAFET
Dostlara “üç z“ diye formüle ettiğim bir tavsiyem var: Ziyaret, zarafet, ziyafet. 
 
İnsan dostlarını ve yakınlarını daima ziyaret etmeli, ilişkilerinde zarif olmalı ve dostlarına ziyafet vermeli, davetlerine katılmalı, dostlarıyla yiyip içmeli. Arkadaşlık güzeldir, yiyip içmekle daha güzelleşir derdi, rahmetli babam. 
 
Tabi yiyip içmekten bahsederken sağlıklı beslenmeyi elden bırakmamak gerekir. Sağlıklı beslenmek için, ben derim ki üç beyazdan (şeker, un ve tuzdan) uzak durun. (Belli bir yaştan sonra, çok yemek yeme, mümkünse sofradan biraz aç kalk, yerken su içme, sair zamanlarda çok su tüket, çok hareket et. Organik sebze ve meyveleri tercih et, sudan, ayrandan ve doğal maden suyundan vazgeçme.)
 
 
SEVGİ, SAYGI VE SOSYAL İLİŞKİ
Nitelikli sosyal ilişkilere gelince, mutlu bir yaşam için çok önemli. Sihirli “ 3S”; Sağlık, sevgi ve saygı, sosyal ilişki. Bunlar paylaşıldıkça azalan değil çoğalan şeyler. 
 
Yaşamda en önemli üçlü nedir diye sorarsanız, size sağlık, aile ve iş derim. Sağlık ilk sıradadır, aileden de önce gelir. Çünkü sağlıklı olmazsan ailene faydan olmadığı gibi onlara yük olur, mutsuz edersin. Aile mutluluğun temel kaynağıdır. İş de insanın kendini gerçekleştirmesi, topluma faydalı olması, ruhsal ve beyinsel tatmin için gereklidir. 
 
İlişkilerde seviye, sevgi ve saygı önemli. Saygı görmek istiyorsan saygı göstereceksin, tıpkı sevilmek için sevmen gerektiği gibi. Yaşamın iki menbaı bir madalyonun iki yüzü gibi olan sevgi ve saygıdır. İletişimin en önemli iki taşıyıcısı da bu iki kavramdır. 
 
SADELİK VE YARATICILIK
Dolu dolu bir yaşamın illa ki karmaşık olması gerekmez, basit de olabilir. Belki daha da güzel olur. Bir kere yaşama çok büyük değer yüklememek ve gereğinden fazla önemsememek gerekir. Böyle yaparsanız bu ağır yükün altından kalkamazsınız. Biraz kendinizle ve yaşamla dalga geçerek yaşayın.
 
Yaratıcı uğraşlarınız olsun. Kitap okuyun, sinemaya gidin. Okuduğunuz kitabın yazarı, seyrettiğiniz filmin yönetmeni hakkında bilgi sahibi olun. Değilseniz merak edin, araştırın. Araştırmak insanı geliştirir. 
 
GELECEĞİN BEYAZ SAYFASI
Dünde yaşamayın geleceğe bakın. Hayat kaliteni artıracak kişi sensin, yalnız sen. Ertelemeyi bırakın; ileri ertelediğiniz her şey ilerde dağ gibi önünüze çıkar. Kıyas yapmayın. O daha zengin, daha başarılı dersen bu sana sadece mutsuzluk verir. Bir şeyle kıyaslayacaksan kendini kendinle kıyasla. Başkalarıyla yarışma kendinle yarış, derim. Kendisiyle yarışmak kendini gözden geçirmek, yeri geldiğinde özeleştiri tapmakla olur.
 
Zaman zaman kendine bir beyaz sayfa aç. Geçmişin kirinden, pasından arınmaya çalış, yeniden başla. Yenilikten ve değişimden korkma, bunlarda hikmet var. Hayır demeyi öğren, zamanla tanış ve zamanda yaşa. İyi harcanmış bir zaman harcanmış sayılmaz. Her ay değilse bile her yıl kendine yeni hedefler koy. 
 
Bütün bunları yaptıktan sonra dönüp bak ve sor: Kendini geliştirmekten, geldiğin yerden memnun musun?

--

Prof. Dr. Ahmet ÖZER
 
Toros Üniversitesi
Güzel Sanatlar Fakültesi
ŞBP Bl. Bşk.
DİĞER YAZILAR