Dr. Öğretim Üyesi Duygu Hıdıroğlu GİRİŞİMCİLİKTEN - YEŞİL GİRİŞİMCİLİĞE
Advert
GİRİŞİMCİLİKTEN - YEŞİL GİRİŞİMCİLİĞE
Dr. Öğretim Üyesi Duygu Hıdıroğlu

GİRİŞİMCİLİKTEN - YEŞİL GİRİŞİMCİLİĞE

Advert

Girişimcilik, bireylerin ve kuruluşların çabaları yoluyla ekonomik ve sosyal fırsatları belirleme ve geliştirme sürecidir. Girişimcilik faaliyetleri bağımsız işletmeler olarak ya da yerleşik kuruluşlar içinde yeni iş kurma ve işletme süreçlerini yeniden düzenleme ile sonuçlanabilmektedir. Girişimcilik süreci piyasalardaki fırsatlar keşfedildikten sonra bireylerin bu fırsatlardan yararlanmasıyla lisanslama faaliyeti, kurumsal girişimler, yan kuruluşlar ve kar amacı gütmeyen kuruluşlar gibi bağımsız girişimlerde bulundukları farklı girişimcilik biçimleriyle sonlanmaktadır.

Aslında girişimcilik, refah dağılımını değiştiren ve toplumdaki bireylerin ve grupların refahını artıran bir yenilik ve iş geliştirme motorudur. Girişimcilik alanı, başlangıçta sosyal bilimler alanında ortaya çıkan disiplinler arası bir perspektifle meydana gelmiştir. Girişimcilik kaçınılmaz bir şekilde kurumsal süreçler ve örgütlerin biçimleri ile bağlantılı olduğundan, sosyoloji disiplini de, girişimcilik alanının gelişim sürecinin her daim merkezinde olmuştur.

21. yüzyılın başlarında birçok ekonomi, girişimcilik araştırmalarına önemli kaynaklar ayırmıştır. Girişimcilik araştırmaları her ne kadar sosyolojik bir bakış açısına sahip olsa da, girişimcilik araştırmalarında sosyolojik kavramlardan faydalanılırken bir yandan sosyal, yönetim ve finans bilimlerinden de faydalanılmaktadır. Günümüzde girişimcilik alanı, deneysel olguları açıklamak ve tahmin etmek için kendi kavramsal çerçevelerini geliştirme aşamasındadır. Bu durum, akademisyenlerin girişimcilik çalışmalarına yönelik sorunlar, tartışmalar ve yaklaşımlarla ilgili çeşitli kısmi incelemeler ve programatik ifadeler üretmelerine yol açmıştır.

Thornton (1999), girişimcilik araştırmalarını girişimcilik faaliyetlerinin arz ve talep yönlü bakış açılarının bütünü olarak tanımlamaktayken, girişimcilik faaliyetlerini yerine getirecek psikolojik vb. yönlerden uygun bireylerin varlığının da önemine dikkat çekmiştir. Shane ve Venkataraman (2000) ise Thornton vb. araştırmacıların savunduğunun aksine girişimcilik araştırmalarının mevcut disiplinlerin etkisi altında kalmaması gerektiğini, çünkü her disiplinin kendi önceden var olan teorileri nedeniyle bireylerin algılarının yönetilme riskinin olduğunu savunmaktadır. Diğer disiplinlerin bireylerin algılarını yönetmesinin potansiyel önyargılara neden olabileceğini ve girişimcilik faaliyetlerine ve girişimcilik düşüncelerine bu önyargıların sınırlama getirebileceğini belirtmektedir.

Shane ve Venkataraman girişimcilik araştırmalarına getirdikleri yeni düşünce tarzları neticesinde geniş kabul görmüş ve en prestijli Academy of Management Review Decade Award ödülünü almaya hak kazanmışlardır. Girişimcilik alanında dikkat çeken diğer araştırmacılar Sorenson ve Stuart 2008 ise Thornton gibi farklı disiplinlerden girişimcilik alanının faydalanması gerektiğini öne sürerken Carroll ve Khessina (2005), girişimcilik araştırmalarını farklı bir bakış açısı getirerek ekolojik bir yaklaşım sunmuştur. Aldrich ise bu ekolojik yaklaşımı 2011 yılında yaptığı araştırmasıyla geliştirerek, girişimciliğe evrimsel yaklaşım üzerine bir makale koleksiyonu sunmuştur. Böylece girişimcilik araştırmalarının ekolojik bakış açısıyla genişletilmesine katkıda bulunmuştur. 2020 yılına gelindiğinde ise, girişimcilik araştırmalarında ekolojik yaklaşımların gelişimin son dönemde geldiği nokta yeni bir girişimcilik türünün doğmasına neden olmuştur. Bu girişimcilik türüne verilen yeni isim “Yeşil Girişimcilik” olmuştur. Yeşil Girişimciliğin pandemi döneminde gelişen ihtiyaçlara cevap vermesi yönünden ve ekolojik dengenin kurulmasına duyarlı olunması gerektiğine dikkat çekmesinden dolayı gün geçtikçe popülaritesinin hızla artmaya devam edeceği yönünde araştırmacılar tarafından büyük çoğunlukla görüş birliği sağlanmıştır.

Dr. Öğretim Üyesi Duygu Hıdıroğlu