Prof. Dr. Ahmet Özer İKTİDARIN REFORM SÖYLEMİ...!
Advert
İKTİDARIN REFORM SÖYLEMİ...!
Prof. Dr. Ahmet Özer

İKTİDARIN REFORM SÖYLEMİ...!

Advert

 

Son zamanlarda iktidar reformdan bahsediyor. Peki reform gerekli mi? Elbette gereklidir; özellikle de ekonomide, demokraside, hukuk alanında acilen reforma gerek vardır. Çünkü ekonomi maalesef kötü durumda, hukuka güven epey sarsılmış, demokrasi arızalı, toplumsal barış hiç olmadığı kadar bozulmuş durumda. Bunların hepsi birbirine bağlı yapısal sorunlardır. Biri düzelmedi mi diğeri düzelmez. Böyle bir konjonktürde elbette reform ilaç gibi gelecektir topluma.

Peki iktidar gerçekten reform yapabilir mi? Herkesin temennisi bu yönde, ancak iktidarın bu reformları yapması mümkün görünmüyor. Çünkü iktidarın reform yapması için işe kendinden başlaması gerekir. Görünen tablonun ise bunu gösterdiği söylenemez. Lakin israf düzeni sürüyor, üretime dönük adım atılmıyor, kamu kaynakları etkili ve verimli kullanılmıyor, rant ekonomisi bu ortamda bile son sürat devam ettiriliyor, güvenliğe giden kaynak ise çok fazla. Üstelik hak ve özgürlüklerin ne kadar güvence altında olduğu ise tartışmalı. Örneğin kendi partisinin ağır toplarından Bülent Arınç Demirtaş ve kavala serbest kalmalı dediği için istifa ettirildi. Önemi aktörlerinden İhsan Aslan bu güvenlikçi politikalarla bir yere varılamaz dediği için disipline sevk edildi. Bölgedeki önemli milletvekillerinden Galip Ensarioğlu bir taziyeye katıldı diye savcılık tarafından ifadeye çağrıldı. Peki bunlar reform yapacak olan bir iktidarın hamleleri olabilir mi? Kendi elamanlarına bile reform konusunda teamül göstermeyen bir iktidar başkalarına bu konularda tahammül gösterebilir mi?

O halde böyle bir ortamda iktidar neden ısrarla reformdan bahsediyor? Bunun birkaç nedeni var. Birinci neden iktidarın kendi seçmenine yöneliktir: Son zamanlarda yapılan kamuoyu araştırmaları AKP’nin hızla oy kaybettiğini gösteriyor. İktidar kendi seçmenini konsolide ederek yanında tutmak, kopuşları olabildiğince engellemek için reform söylemini kullanıyor. Reform söylemi ile ilk dönemki kimliğini hatırlatmak ve kopuşları engellemek temel amacıdır denebilir.

İkinci neden Türkiye kamuoyuna yöneliktir: AK Partili olmadığı halde ona oy veren ya da en azında nötr duran bir kesim vardı. Bunlar gevşek de olsa AKP’nin müttefikleri durumundaydı. Kendine göre gidecek daha iyi bir yerleri olmadığı için bir yüzleri hep AK Partiye dönüktü. Bu kitle, şimdi, sayıları giderek yükselen kararsızlar içinde yerini alıyor. Reform söylemi ile “bize destek verin gene yaparız” demek istiyor iktidar partisi. Burada şu soru sorulabilir: 18 yıldır neden yapmadınız, şimdi nasıl yapacaksınız?

Yukarıda belirttiğimiz birinci ve ikinci neden iç kamuoyuna yöneliktir. Yapıp yerine getirmezse bile yapıyormuş gibi yaparak kendine yönelik sarsılmış güveni kısmen de olsa tamir

edip iktidarını sürdürmek istiyor. Diğer önemli bir nedeni daha var reform söyleminin. O da neden ise dışa dönüktür.

Bilindiği üzere dış konjonktür birden değişti. Sağcı ve otoriter zihniyetler Tramp’ın yenilgisi ile büyük bir tokat yedi. Bu noktanın bir domino etkisi olacak elbette. En çok da otoriter rejimlerde. Dolaysıyla yeni yönetime şirin görünme atağı olarak da okunabilir reform çıkışı. İşin başka bir boyuta davar, Biden daha başkan olmadan Türkiye’deki yönetim biçimini eleştirmiş, iktidarın seçim yoluyla değişmesini dile getirmişti. Bunu diyen şahıs şimdi ABD’de de başkan oldu. Türkiye şimdiye kadar Doğu Perinçek gibi kişilerin yolundan giderek bağıra çağıra Avrasyacılık yapıyordu. Şimdiye kadar Çin, Rusya ve hatta İran’ı öne çıkaranlar birden çark edip yerimiz batı demeye başladı. Lakin buna rağmen eski Ergenekoncu, şimdilerde iktidarın savunucuları olan Avrasyacılar bunun bile “gaz alma” operasyonu olduğunu dile getiriyorlar. Demek ki ortada gerçek bir reformdan ziyade bir takkiye var.

AB’ye gelince onlar da Türkiye’ye yönelik eleştirilerin dozunu daha da yükseltip alacakları yaptırım kararlarını şimdilik Mart’ta ertelediler. Elbette Türkiye’nin yönü Batı, yeri de Avrupa Birliğidir. Ama yasak savmak için değil, gerçek anlamda bir demokrasiye geçmek cumhuriyetin içini demokrasi ile doldurmak için bu gereklidir.

Sonuç itibariyle içeride olduğu gibi iktidarın demokrasi karnesi dışarda da pek parlak sayılmaz. Birçok konuda yalnız kaldı. Bu söylemle hem AB hem de ABD (ki her ikisinin de başlangıçta AK Partinin iktidarını tahkim etmesinde hatırı sayılır payı vardı) ile diyalog yolu açmak istiyor. Bütün bunlara bakınca reform söyleminin ne kadar gerçek ne kadar göstermelik olduğu ise kısa sürede ortaya çıkacaktır. Mevcut uygulamalar pek umut vermiyorsa da ister istemez bekleyip göreceğiz.

Prof. Dr. Ahmet ÖZER

DİĞER YAZILAR