Prof. Dr. Ahmet Özer DİLİN ÖNEMİ ve DÜNYA ANA DİL GÜNÜ
Advert
DİLİN ÖNEMİ ve DÜNYA ANA DİL GÜNÜ
Prof. Dr. Ahmet Özer

DİLİN ÖNEMİ ve DÜNYA ANA DİL GÜNÜ

Advert

“Dilimiz kimliğimizdir, anadilimiz ise ana vatanımızdır” Bu sözler pedagoglara ait. Dil bir ulusun ruhudur; lakin kimlik ile vatan, dil ile ana kopmaz unsurlardır. İnsanın bedeni var, aklı var, uzuvları var, ama en önemlisi ruhu var. Birçok şey orda olup biter. İnsanı hayvandan ayıran da bu ruhtur. İnsanı değerli kılan da budur. Bu değerleri bir insandan söküp aldığınızda o insanı ruhsuz bırakırsınız.

Evet insan değerli bir varlıktır. İnsanın değeri özelliğinden, özelliği ise onu diğer varlıklardan ayıran yanına dayanır. Bu da hiç kuşkusuz ruhu da temsil eden akıldır ama akıl tek başına bir şey değildir.  Çünkü kimse aklıyla duvara bir çivi çakamaz, peki neyle yapar bunu? Aklın dışarıya uzantıları ile yapar. Onlar olmazsa ne insan, insan olur, ne de akıl bir işe yarar.

Bunlardan biri “el”dir. Kültürün bütün maddi unsurları el ile üretilir. Gördüğünüz her şey bir elin ürünüdür. Bir elin değmeden yapıldığı bir maddi kültür öğesi bulamazsınız. Üretilen bütün maddi kültür öğeleri mutlaka bir el tarafından üretilmiş, bir elin değmesi ile yapılmıştır. O halde insan son tahlilde eldir, diyebiliriz. 

Sadece böyle dersek eksik olur. Çünkü bir de maddi olmayan kültür öğeleri var. Peki onları ne ile yaratır, yaparız? Onları yaratan, saklayan ve aktaran organ ise dil’dir. Dil, insanı insan yapan, insanı diğer varlıklardan ayıran en temel organdır. Maddi olmayan kültür öğeleri dil ile yaratılır. Uygarlık dil ile oluşur. Dil ile geçmiş, tarih bilinci ve gelecek şuuru oluşur. Dil ile bildiklerimizi üretir, saklar, aktarırız, dil ile yeniden üretiriz. Dil olmasaydı uygurlık(lar) da olmazdı. Örneğin, “Tavuklar neden bir uygarlık yaratmamış?” diye sorabilirsiniz. Çünkü civcivlere hikayelerini anlatamazlar da ondan. Evet dil bu kadar önemli.

İnsan sadece şekil ve görüntü değildir, insan demek aynı zamanda dil demektir, diğer bir deyişle insanı insan yapan en temel unsur dilidir, dil ile gerçekleştirdiği etkinliklerdir. Bu yüzden “İnsanı gösteren dilidir konuş ki seni göreyim” denmiştir. Kutsal kitaplar bile “oku” komutu ile başlar. Okumanın olduğu, konuşmanın olduğu her yerde insan vardır, insanın olduğu her yerde ise dil vardır.

Bütün bunları neden dedim? Ceberut, kindar ve gaddar devletlerin yönetimleri kimi dilleri yasaklamaları nedeniyle dile getirdim. Çünkü bir dili yasaklamak sadece o ulusun ruhunu çalmak değil, aynı zamanda insanı, insanlığı yasaklamaktır. Dil meselesi siyasi bir mesele olmaktan ziyade insanı bir meseledir, vicdani bir meseledir. O nasıl bir gaddarlıktır ki, bir devlet vatandaşlarının konuştuğu bir dili yok sayar, yasaklar. Bunun izahı ne ile yapılabilir? Yaşar Kemal’in deyişi ile “dünya bin bir renkli bir çiçek bahçesidir.” Bu her bir renk bir dili, bir kültürü temsil eder. Çünkü kültür, eğer dil varsa vardır. Dili yok saydığınızda, onu yasakladığınızda insanın nefes borularını tıkamış olursunuz, onu başka şeye zorlamış olursunuz. İşte beyaz soykırım dedikleri budur. Ve tarihte ve bugün hala birçok halkın başına gelen belalardan biri de budur.

Kürtçe anadili de bu coğrafyada benzer badirelerden geçti. Bu gün bir çok Kürt kendi anadilini bilmiyor. Çocukları tamamen ana dillerinden kopmuş durumda. Büyük bir zenginliğin kaybı değil mi bu? İnsanlarımıza "bir dil, bir dil daha öğren derken" bazılarını da yok sayıyoruz, neden? Bu büyük bir çelişki değil mi? Bu sorunun doğru dürüst cevaplanması bir çok soruna çözüm yaratacağı gibi bir çok zenginliği de beraberinde getirecektir.

Geçen sene Orta Asya’ya gitmiştim. İlginçtir ki, oradaki Kürtler, kendi dillerini daha çok kıskançlıkla korumaktadırlar. Kendi dillerini konuşmaları, korumaları ve gelecek kuşaklara aktarmaları ulusun membaının, merkezinin bulunduğu yerden daha kolay olmuştur. Çünkü anavatanlarında dilleri yasaklanmıştır. Konuşup gelişmeleri, serpilip insanlık aleminin değerli bir unsuru, ulusu olmaları istenmemiştir. İşte Türkiye, İran, Suriye’de uzun süre yaşanan budur. Uzak diyarlarda yaşayan Kürtlerde ise böyle bir tehlike yoktur. O yüzden daha özgür bırakılmışlardır. Misal, Kazakistan Kürtleri bunlardan biridir.

Oysa dil insanın kıymetidir, ana dil ise rumeti. Bir dili bilmek zenginliktir, ama anadili insanın anasın sütünden süzülerek gelen ve ona ruh veren gelecek umududur. Yabancı bir dili bilmek elbise giymeye benzer, yenilerini her zaman edinebilir insan ama ana dili öyle değildir. Anadil insanın derisi gibidir, onu çıkarıp yerine yenisini giyemezsiniz. Ana dili anadır ana dilini bilmeyen biri öksüzdür. Dünya üzerinde kimsenin öksüz kalmaması dileği ile “Dünya Ana Dil Gününü” kutlarım.

Prof. Dr. Ahmet Özer