Ahmet Ümit Aloğlu Şiirli Mektup -Sıtkı Salih Gör Şiiri
Advert
Şiirli Mektup -Sıtkı Salih Gör Şiiri
Ahmet Ümit Aloğlu

Şiirli Mektup -Sıtkı Salih Gör Şiiri

Advert

Mezitli,17.03.2021 

Sevgili Ünlemcim, 
Belleğimin altın çivisi, 

Kaç aydır susuyorum. Ne yazıyorum sana ne de konuşuyorum seninle. Oysa ne kadar ihtiyacım var seninle konuşmaya. Ne kadar çok anlatacağım var, eminim senin de bana söyleyeceklerin vardır. Ah Covit 19!Ah yaşlılık! 
Yaşlılık ilhamını azaltmıyor insanın Duygularını da köreltmiyor; ancak insanın, enerjisini aldığı için, gücü yetmiyor istediklerini yapmayaİçimde hemen her gün sana şiirler okuyan, mektuplar yazan bir Ümit var; ama ben onun kadar çalışkan ve becerikli değilim. Öyle diyorsam da sana kendilerinden söz etmek gereksinimi duyduğum bir çok şair birikti. Bugün onlardan birinden söz edeceğim. Adı, Sıtkı Salih Gör  

Bu Orman mühendisi, Elazığlı. Bizden sekiz on yaş büyük.(2 Eylül 1934doğumlu)  
Öğrenimini İstanbul’da yapmış. Ne şanslı. Büyük balık büyük gölde büyürmüş. Okulunu bitirdiktikten sonta bir süre çalışmış, sonra nereye gitse beğenirsin, doktora için? Viyana’ya! Orada Sel Dereceleri ve Çığ tahkimatı konusunda lisans eğitimi yaptı, bir süre daha çalışıp Almanya’ya  gitti. Orada emekli oldu. Bütün bu yaşam mücadelesi içinde edebiyatla bağını koparmadı. O yılarda sol ile birlikte edebiyat da şahlanmıştı. İkinci yeni altın yıllarını yaşıyordu. Önüne düşen her edebiyat meraklısını o büyük denize sürüklüyordu. Salih Gör de bu sele kapıldı. O vadide oldukça başarılı şiirler yazdı. Diyebilirim ki şairimiz, birçok şair ve yazarımız gibi Varlık dergisinin edebiyatımıza kazandırdığı adlardan biridir. Ancak o yıllarda yayımlanan bütün dergilerde şiirleri yayımlanmıştır; Yeditepe, Kıyı, Yelken, Türk Dili, Soyut, Forum, Türk Sanatı …. Aklına ne gelirse hepsinde yazmıştır. 
Hıfzı Topuz Fransızcaya, T.S.Halman da İngilizceye çevirdi bazı şiirlerini. Almanya ve Polonya’da kitapları basıldı.   
Hakkında Remzi İnanç’ın bir değerlendirmesi var; beni susmaya davet ediyor her aklıma geldiğinde: “Kendini sürekli yenileyen, yeniledikçe dili de iyice arınan, yabana atılmayacak bir ustalığı yakalayan Sıtkı Salih Gör’ün zengin sözcük teknesi, bin avcıyı imrendirecek imge dalları vardır. Pek az şiiri dışında hemen hemen bütün yazdıklarıyla, sanki Anadolu güneşinin altından hiç uzaklaşmamıştır”  
İlginç bir şey söyleyeceğim, Sıtkı Salih Bey şair ama öykü dalında aldığı ödül daha fazladır. Çevirilerinin de çok başarılı olduğu söylenir.  

Yetmez mi başını ağrıttığım?  
Bence yeter.  
Başın ağrımışsa bile şiirleri dinlendirecektir seni. 

TUĞRA  

Bir güvercindi avuçlarından su içen, 

Paylaşılan avuçlarından, saçından ve yüzünden. 

 

Ki şiirim sanadır, yalnızlığını gürültüyle 

Tenhalara salan sana, ki ilkyaza, elleriyle. 

 

Ayrı geçmiş günlerimiz sanki hüzün atlarıdır, 

Ki şiirin koylarına ulaşan, ki ara-sıra. 

 

Acılarım seninle kanardı o güneşli ovada 

Kokusu öteye giden gül gibi, uzaklara 

 

Bir faytona binerdik, iz sürerken peşinden 

Dehlizlere girip çıkar, coşkular evinden 

 

Kıyılardan kopup gelen dalgalara ki dönerdi 

Suskun ve sözleri süsleyen martılarla, derdi 

 

Bir gün denize serpilir berraklığın 

Işıkları parlayan şafağa dönüşür sesin 

 

Senin değişmendir, ki beni kavrar götürür 

Damlalara koşanlarla, o süzgün atlılarla 

 

Derinden duyarım yaşadığımı seninle 

Sıcaklığın yaraşır düşlerime seninle 

 

Adları türküler gibi gürül gürül akar 

Sevgileri, coşkuları içimize, çiçeklerle 

 

Seninle, ki seninle, ki seninle, ki seninle 
 

Sevgili Ünlemcim, şimdi, şairin bin yıl yaşadığını söylediği sedir dolayısı ile “sen”den, “zaman” dan yana neler söylenmez, değil mi? İlk aklıma gelen, Aragon’un “Elsa”ya söylediği söz: “Zaman sensin.” Düşünüyorum da her şairin bir Elsa’sı olmalı ki mutlaka vardır, ona her şair “zaman sensin” demeli fakat kendi zaman algıyla değil, Aragon’un dediği anlamda… Aragon  kurgusuyla… İyi de bana ne her şairden; ben, sana diyorum ki: benim için zaman sensin. Bazen başkalarıyla paylaşılsa bile döner dolaşır bize çevirir gerçek yüzünü; bizde bulur en derin anlamını… 
Pardon, sözü uzattım. Sıtkı Salih Gör şiiri okuyacaktık: 

GÜVERCİN KANADINDA YARA 

 
Bin yıl yaşayan Toros sediri şiiri 

 
Cedrus Libani, bin yıl yaşayan toros 
sediri, umut yaşamın gövdesini süslüyor 
senin ağarmış saçlarını düzelten berber, 
usulca kulağına fısıldıyor güzelliğini 
bir kelebek, bir sarı kelebek misin ne 
ama o kısacık ömrün ortasından geçiyorsun. 
 
Toroslardan akan sular gözlerinde yaş, 
senin, neden, o güzel hüznünü, neden, 
oysa bir kelebek bilse ki onca kısa 
bir ömür sürecektir, kim bilir, nerelerde, 
saklardı hüznünü, kim bilir, bilse, duysa. 
 
Bir elektronik postadan çıktı da, 
senin uğultulu duygularınla buluştum 
Gecenin bir vaktinde seni düşünüyordum 
sevda oturdu yüreğimin ortasına dörtnala, 
gel de unut, gel de hüzünlenme, gel de, 
hüzün gülüne serpme onun gözyaşlarını. 
 
De ki, orada buldum seni, yitirmem asla seni… 
 

Yeter mi bu kadarı? 
Yordum mu seni? 
Sana sağlıklı günler diliyorum. 
Hoşça kal! 
Şiirde kal 
Şiir kal. 
Bitimsiz sevgilerim ve esenlik dileklerimle. 
Yarıncın.   

Ahmet Ümit Aloğlu
 

DİĞER YAZILAR