Barış Can Sever Küresel Gıda Politikası İçin Kapımızdaki Üç Büyük Tehdit
Küresel Gıda Politikası İçin Kapımızdaki Üç Büyük Tehdit
Barış Can Sever

Küresel Gıda Politikası İçin Kapımızdaki Üç Büyük Tehdit

Advert

Dünya Gıda Sistemleri Zirvesi, gıda politikalarının şirketlerin egemenliği altına girmesi için yürütülen üç ayaklı stratejinin parçalarından biridir.

12 Şubat 2020 tarihinde ETC Group tarafından yayınlanan “Three Big Battles for Global Food Policy Looming” yazısının çevirisidir.

 

Big Ag, Dünya Ekonomik Forumu (WEF), hayırsever kapitalistler ve diğer aktörlerden oluşan bir sermaye ittifakı, çok taraflı gıda ve tarım sistemini tek bir rotaya sokarak tamamen dönüştürme tehdidi içeren üç ayrı girişime öncülük ediyor: Gıda Sistemleri Zirvesi, araştırma kuruluşlarının yeniden yapılandırılması ve veri toplamanın hızlandırılması.

Eğer bu girişimler başarılı olursa, başarısızlığı kanıtlanmış olan endüstriyel tarım sistemini kamu sektörüne ve dünya tarımına dayatmaya devam edecektir. Bu da hükümetleri şirket çıkarlarına dayalı bir gündeme; çiftçileri, sivil toplumu, toplumsal hareketleri ve agroekolojiyi ötekileştiren bir gündeme hapsedebilir.

ETC Group’un “The Next Agribusiness Takeover (Büyük Tarım Şirketlerinin Sıradaki Güç Gaspı Girişimi) başlıklı yeni bildirisi, güncel olarak Dünya Gıda Sistemleri Zirvesi’nin çerçevesini oluşturduğu bu üç girişimin tarihsel arka planını ve olası sonuçlarını ayrıntılı bir şekilde açıklıyor. 

Çok taraflı gıda ve tarım topluluğumuz için sistem değişikliği son derece gereklidir. Ancak Dünya Ekonomik Forumu’nun ve büyük tarım şirketlerinin görüşlerinin benimsenmesi, Küresel Güney, biyoçeşitlilik ve gıda egemenliği için felaket olacaktır. Bu doğrultuda ortaya çıkacak değişimler yoksullara, yeterli gıdaya ulaşamayanlara ve köylülere zarar verecek ve agroekolojinin gelişimini raydan çıkarabilecektir.

1.  Dünya Gıda Sistemleri Zirvesi (WFSS)

2019 yılı Ekim ayında, BM Genel Sekreteri’nin resmi görevlisi, Dünya Gıda Sistemleri Zirvesi’nin 2021 yılında New York’ta gerçekleşeceğini ve öncesinde Roma’da bir ön konferans yapılacağını ilan etti. Zirve’nin çağrı metninde “çok paydaşlı” bir katılım daveti yapılmasına rağmen, sivil topluma, çiftçilere, küçük ölçekli balıkçılara ve hayvancılıkla uğraşanlara hiçbir şekilde değinilmemekte ve yerli halklar tanınmamaktadır.

Büyük tarım şirketlerinin Dünya Gıda Sistemleri Zirvesi’nin üzerindeki etkisi o kadar büyük ki; endüstriyel tarımın amigosu olan bir kişi Zirve’nin en özel savunucusu haline geldi. 10 Şubat’ta 83 ülkeden 176 kuruluş, Gates Vakfı tarafından fonlanan ve “ana amacı kamu kaynaklarını ele geçirmek ve büyük şirketlerin çıkarları için yönlendirmek olan” AGRA’nın (Afrika’da Yeşil Devrim için İttifak) başkanı Agnes Kalibata’nın BM Genel Sekreteri tarafından 2021 BM Gıda Sistemleri Zirvesi’ne Özel Temsilci olarak atanmasını kınayan bir metin hazırladı.

Aynı bağlam çerçevesinde, Gıda Egemenliği için Uluslararası Planlama Komitesi (IPC), Gıda Sistemleri Zirvesi ile ilişki endişeleri dile getiren ve BM’ye Dünya Ekonomik Forumu ile ortaklığını sonlandırması için çağrı yapan bir dilekçe yazdı. Dilekçede “BM-WEF stratejik ortaklık anlaşması, çok taraflı bir sistem olan BM’nin bütünlüğünü gölgelemektedir” ifadesi yer alıyor

2. CGIAR “birleşmesi”

Gates ve Syngenta Vakıfları öncülüğündeki çok güçlü bir grup, Uluslararası Tarımsal Araştırma Danışmanlık Grubu (CGIAR) aracılığıyla, Küresel Güney’deki kamusal araştırmaları yeniden yapılandırmayı öngören bir planı gündemde tutuyor. Eğer plan kabul edilirse CGIAR’ın mevcut 15 merkezi, gücü üç kişilik bir yapıda toplayan tek bir heyetin yönetişimi altına girebilir. Bu da görüşme ve müzakere süreçlerinin keyfi bir şekilde kesilebilmesi anlamına gelecektir.

Sonuç: büyük tarım şirketleriyle daha önce hiç görülmemiş düzeyde güçlü bağlantıları olan,  sermaye güdümlü tek bir kurumsal bünye. Bugün CGIAR şemsiyesi altında yaklaşık 850 milyon dolarlık bir yıllık bütçe; 1500 civarı bilim insanı ve profesyonel çalışan; Küresel Güney’in bitki ıslah materyallerinin (773,000 tohum erişimi ve sayımı) birçoğunu toplayan, depolayan ve takas eden en önemli uluslararası gen bankalarından 11 tanesi; Küresel Güney’in bilim insanları için eğitim tesisleri; ileri düzey laboratuvarlar ve özellikle güncel sistemin en çeperinde yer alan G-77 devletleri üzerinde devasa bir sosyo-politik etki bulunmaktadır.

Bu birleşme teklifinin temel unsuru şunları kapsıyor:

  • 15 merkezin hepsinden sorumlu uluslararası tek bir heyet.
  • Genel koordinasyon için, ana hat ıslah merkezleri için ve doğal kaynak merkezleri için birer genel direktörden oluşan bir troyka. 
  • Gıda Sistemleri Zirvesi’nde müzakere bile edilmeden, geri dönüşü olmayan sistemsel kararların alınabilmesi.

3. Gıda ve Tarım için Uluslararası Dijital Konseyi

2019’da Berlin’de gerçekleşen Küresel Gıda ve Tarım Forumu‘nda Almanya, büyük tarım şirketlerinin ve Dünya Ekonomik Forumu’nun büyük veriyi kullanarak gıda sistemlerini dönüştürme heveslerini yansıtacak şekilde, Gıda ve Tarım için Uluslararası Dijital Konseyi’nin kurulması önerisinde bulundu. Bu öneri blok zinciri (blockchain) ve dijital para sistemleri yardımıyla küresel ölçekte veri toplamaya odaklanıyordu. Bu pratikler genetik dijital sekans bilgilerine de (DSI ya da dijital DNA) uygulanabilecek ve Biyolojik Çeşitlilik Sözleşmesi ve FAO Tohum Anlaşması çerçevesinde hâlihazırda zorluklarla yürüyen erişim ve fayda paylaşımı (ABS) müzakerelerini boşa çıkarabilecektir.

Küresel gıda sistemlerine yönelik tehdit

Sözünü ettiğimiz bu üç önerinin gücü (ve riskleri) birbirleriyle olan etkileşimlerinden kaynaklanmaktadır: Zirve çerçeveyi oluşturur, CGIAR dağıtım sistemi olur, Büyük Veri de ortaya çıkan üründür.

ETC’nin “The Next Agribusiness Takeover” (Büyük Tarım Şirketlerinin Sıradaki Güç Gaspı Girişimi) bildirisinde açıklanan bu girişimlerin her biri kamusal sorumluluk kisvesiyle sunulmaktadır. Hedef kitlelerine de, gerçek paydaşlara ulaşmadaki daha önceki başarısızlıkların zaman baskısından ve aksiliklerden kaynaklandığını söyleyeceklerdir.

Bunun doğru olmadığı son derece açıktır. Bu girişimler tam tersine, dünya nüfusunun çoğunluğunun gıdasının üreten ve temin eden en önemli aktörleri, yani köylüleri ve diğer küçük gıda tedarikçilerini kötü yönde etkileyecektir. 

ETC Grup tarafından yayınlanan Bildiri 117’nin sonuç bölümünde belirtildiği gibi; büyük tarım şirketlerinin ve hayırsever kapitalistlerin desteklediği sistem taleplerine değil, odağında agroekoloji vizyonu olan gerçek sistemsel değişim çağrısına kulak verilmelidir.

Orijinal yazı: https://www.etcgroup.org/content/three-big-battles-global-food-policy-looming

Çeviren: Barış Can Sever

(ODTÜ Sosyoloji Bölümü / Dört Mevsim Ekolojik Yaşam Derneği)

 
DİĞER YAZILAR