Prof. Dr. Yusuf Zeren DÜŞÜK KARBON AYAK İZİ KÜRESEL TİCARETTE ARANAN BİR ŞART OLMA YOLUNDA
Advert
DÜŞÜK KARBON AYAK İZİ KÜRESEL TİCARETTE ARANAN BİR ŞART OLMA YOLUNDA
Prof. Dr. Yusuf Zeren

DÜŞÜK KARBON AYAK İZİ KÜRESEL TİCARETTE ARANAN BİR ŞART OLMA YOLUNDA

Advert

Yaşamakta olduğumuz küresel iklim krizinin insan faaliyetlerinden kaynaklandığı kesinlik kazanmıştır.

Sıklıkla yaşamakta olduğumuz sel, hortum, yıkıcı kasırgalar, kuraklık, orman yangınları, biyolojik çeşitliliğin azalması ve asit yağmuru sebeplerinin iklim değişikliğinden kaynaklandığı konusunda kuşku kalmamıştır.

İklim değişikliğinin yol açtığı küresel ısınma doğa ve toplum sağlığını, tarımsal üretimi ve ülke ekonomilerini katlanılamaz bir şekilde olumsuz etkileye başlamıştır.

Sorun küresel olduğundan, çözümünün de küresel olması gerektiği konusunda geç de olsa bir mutabakat sağlanmıştır.

Paris İklim Sözleşmesini 156 ülkenin imzalaması bu küresel mutabakatın bir kanıtıdır.

Kullanılan enerjinin ne kadar yeşil olduğu, proseste kullanılan suyun alıcı ortama verilmeden önce kaç kez yeniden kullanıldığı, atıkların bir başka şirket tarafından girdi olarak kullanılıp kullanılmadığı, ormanlara zarar verilip verilmediği gibi konular küresel toplumun ilgi alanına girmiştir.

AB’nin durgunlaşan ekonomisini canlandırmaya yönelik Yeşil Mutabakat planı ve ABD’nin Paris İklim Sözleşmesi’ni imzalaması ile çevreciliğe geri dönüşü, özellikle Çin ve bazı ülkelerle ticarete tarifesiz engeller koyma isteği, yeni bir küresel ticari ekosistemi şekillendirmeye başlamıştır.

Şirketlerin kurumsal karbon ayak izi ve su izlerini gönüllü olarak açıklamalarının beklenmesi ve sosyal sorumluluk projelerine verdikleri desteklerin büyüklüğü ve niteliği bu yeni ticari ekosisteme katılmak için aranan şartlara dönüşmektedir.

Ekonomisi giderek daha fazla ihracata dayalı bir yapıya dönüşen ülkemizin bu gelişmelerin dışında kalması düşünülemez.

Ticari engellerle karşılaşmamak ve rekabet avantajımızı artırmak için karbon ve su ayak izimizin gerçek büyüklüğünü bilmemiz, yüksek ise gerekli önlemleri almamız tüm ekonomik sektörlerimizin yararına olacaktır.

Ayrıca uluslararası geçerli bir belge ile karbon ayak izimizin büyüklüğünün gönüllü olarak açıklanması küresel ticarette avantaj sağlayacağı gibi, uluslararası sorumluluklarımızı da yerine getirdiğimizin bir beyanı olacaktır.

1-Karbon Ayak İzi Nedir?

Güneşin yaydığı kızılötesi ışınımlar uzayda milyonlarca kilometre yol aldıktan sonra dünyamıza ulaşır.

Normal şartlarda güneşten gelen bu ışınımların bir kısmı yer yüzüne çarparak toprak, su ve havayı ısıtır, yansıyan kısmı da uzaya geri döner ve dünya ortalama sıcaklığı sabit kalır.

Yer küremiz var olduğundan beri bu doğal döngü evren içinde dünyamızı canlıların yaşamasına uygun bir ekosistem haline getirmiştir.

Ancak, Sanayi Devrimi’inden sonra artan insan faaliyetleri nedeniyle oluşan karbondioksit ağırlıklı sera gazları, dünyamızdan yansıyan ve uzaya geri dönmesi gereken ışınımların bir kısmını soğurarak atmosferimiz içinde tutmakta ve ortalama sıcaklığının az da olsa artmasına, yer kürenin ısınmasına sebep olmakta ve yaşamakta olduğumuz iklim değişikliklerine yol açmaktadır.

Birleşmiş Milletler Meteoroloji Örgütü’nün 2010-2020 verilerine göre dünyamızın ortalama sıcaklığı halen 14,7C0 dır. Bu değer 20. yüzyıldaki ortalama küresel sıcaklığından 0,8C0 daha yüksektir.

İklim krizinin önüne geçmek amacıyla ülkelerin ortak hareket etmelerini öngören Paris İklim Anlaşması, küresel ortalama sıcaklık artışını sanayi öncesi döneme göre 2 derece ile sınırlandırmayı, hatta 1.5 derecenin altında tutmayı amaçlamaktadır.

Türkiyenin de üyesi olduğu Uluslararası Enerji Ajansı (IEA) üyesi ülkelerin son yirmi yıllık verilerine göre bu ülkelerdeki ortalama yıllık küresel sıcaklık artışı 0,042 Codir.

Bu dönem içindeki küresel ortalama yıllık sıcaklık artışı ise 0,032C0 dır.

Ülke bazında Türkiye’nin yıllık sıcaklık artışı 0,066C0 dır. Bu yükseklik daha çok Türkiye’nin coğrafi konumundan kaynaklanmaktadır.

Bu verilere göre önlem alınmadığı takdirde Türkiye’de 100 yıllık sıcaklık artışı en az 6,6 C0 gibi dayanılmaz değerlere ulaşacaktır.

Çare: ülke, kurum ve kişisel gerçek karbon ayak izimizi bilmemiz ve gerekli iyileştirme dönüşümlerini geç kalmadan başlatmaktır.

Karbon ayak izi :

Karbon ayak izi, İnsan faaliyetlerinin sonucu atmosfere salınan, küresel ısınmanın başlıca sorumlusu olarak gösterilen ve karbondioksit (CO2) cinsinden ölçülen sera gazlarının çevreye verdiği zararın bir ölçüsüdür.

Birimi "kg.eşdeğer CO2 veya ton eşdeğer CO2"dir.

Karbondioksit dışındaki diğer sera gazlarının her biri, dönüştürme çarpanları ile karbondioksit eşdeğerine dönüştürülmektedir.

Karbondioksit dışında küresel ısınmaya en çok katkı yapan diğer sera gazı metan gazıdır. Bataklıklardan, çöp deponi alanlarından ve özellikle doğal gaz çalışmaları sırasında oluşan kazalar ile, büyükbaş hayvanların dışkılarından atmosfere karışmaktadır.

Karbon ayak izi kişisel ve kurumsal olmak üzere iki kategoride hesaplanır.

Kişisel karbon ayak izi: Yıllık tüm aktivitelerimiz sırasında doğaya salınan emisyonun kişisel olarak ne kadarlık miktarından sorumlu olduğumuzu gösteren bir değerdir

Kişisel karbon ayak izi de iki katergoride ele alınabilir: i-Birincil karbon ayak izi: Kişilerin evlerinde tükettikleri elektriğe, yakıta ve yapmış oldukları araçlı (araba, uçak) yolculuklara bağlı olarak tüketilen ve fosil yakıtların sebep olduğu emisyonlardır. ii-İkincil karbon ayak izi, kişilerin kullandıkları ürünlerin tüm yaşam döngüsünü yani, imalatından en son kullanılmaz hale gelinceye kadar olan süreçteki dolaylı karbondioksit emisyonlarının bir ölçüsüdür.

Kurumsal Karbon Ayak İzi: Kurumların yıllık faaliyetlerine bağlı emisyon değerlerini gösteren karbondioksit eşdeğeridir. Üç kısımdan oluşur: i-Doğrudan karbon ayak izi: Kurumun ısınma, üretim prosesleri için kullandığı fosil

yakıtlar ile, sahip olduğu araçların yaratmış oldukları emisyonların karbondioksit cinsinden karşılıkları, ii-Dolaylı karbon ayak izi : Kurumun tükettiği elektrik enerjisinin üretim şeklinden kaynaklanan (yenilenebilir ya da fosil kökenli yakıt) emisyonlar, kurumun başka bir kurumdan aldığı buhar, soğutma suyu ve sıcak suya bağlı emisyonlar, iii-Diğer dolaylı karbon ayak izi : Kurumun kullandığı hammaddeler, taşeron faaliyetleri, kiralık araçların kullandıkları fosil yakıtlara dayalı tüm emisyonların toplamından oluşur.

Türkiye’de kişi başına karbon ayak izi 2019 yılı için 8,3 ton eşdeğeri CO2 dir.

Mersin BŞB verilere göre 2019 yılında il sınırları içindeki tüm faaliyetler sonunda salınan karbondioksit eşdeğeri kent ayak izi 15,3 milyon ton eşdeğer CO2 dir.

Mersin’de tüm faaliyetler için kişi başına düşen yıllık karbon ayak izi ise 6,1 ton CO2 eşdeğeri olarak hesaplanmıştır. Bu değer Türkiye ortalamasının yaklaşık ¾ ü kadardır. Kentte ısınmak için kömür kullanımındaki azalma ve çatılardaki sıcak su kolektörleri kullanımının yaygınlığı, yenilenebilir enerji kullanımındaki gelişmeler ve ilimizin coğrafi konum bu azalmada etkili olabilir.

Türkiye, Nisan 2016’da Paris İklim Sözleşmesini 156 ülke ile birlikte imzalamıştır. Verilen taahhüte göre; devam eden koşullarda 2025 yılında 934 milyon ton emisyon yerine yerine 790 milyon ton ( o yıl için%15,4 azaltma), 2030 yılında ise 1,175 milyar ton eşdeğeri emisyon salma yerine 929 milyon ton emisyon salacağını ( %21 lik bir azalma) vaat etmiştir.

Bir grup bilim insanı 2018 yılında şehirler bazında 500 kentin karbon ayak izini hesaplamışlar ve bu ortak çalışmayı “Gridded Global Model of City Footprint-GGMCF” adı altında (http://citycarbonfootprints.info) yayınlamışlardır. Kent bazında karbon ayak izi en yüksek 10 kent sırasıyla : Seul, Guangzhou, New York, Hong Kong, Los Angeles, Şanghay, Singapur, Şikago, Tokyo ve Riyad dır.

Ülke bazında karbon ayak izi en yüksek 10 ülke ise sırasıyla: Çin, ABD, Hindistan, Rusya, Japonya, Almanya, Güney Kore, İran, Birleşik Krallık ve Kanada’dır.

Bu araştırmada Türkiye’den karbon ayak izi yüksek 6 şehir yer almıştır.

Bu şehirlerin 500 şehir içinde karbon ayak izi sıralaması: İstanbul 26, Ankara 80, Antalya 285, Bursa 318, Kayseri 385, Gaziantep 454’üncü sıradadır.

O kentte yaşayan kişi bazına düşen karbon ayak izi, kent karbon ayak izinin kent nüfusuna bölünerek hesaplandığından, nüfus arttıkça kişi başına düşen karbon ayak izi azalmaktadır.

Örneğin İstanbul, kent bazında karbon ayak izi en yüksek şehir iken (70,9 milyon ton/yıl), kişi bazında ayak izi 5,2 ton eşdeğer CO2/yıl ile yukarıda sıralanan 6 il içinde 4.sırada yer almaktadır.

Antalya ise, kent bazında 7,8 milyon ton eşdeğeri CO2) yer 3. sırada yer alırken, kişisel karbon ayak izi sıralamasında 8,7 ton eşdeğer CO2 eşdeğeri ile 6 kent arasında birinci sırada yer ve Türkiye ortalamasının üzerinde bir değer göstermektedir.

Karbon ayak izinin uluslararası geçerliliği olması için yetkili kurumlar tarafından uluslararası standartlara göre hesaplanmaktadır. Bu standartlar:

TS EN ISO 14064-1: Sera gazları - Bölüm 1: Sera gazı emisyonlarının ve uzaklaştırmalarının kuruluş seviyesinde hesaplanmasına ve rapor edilmesine dair kılavuz ve özellikler .

TS EN ISO 14064-2: Sera gazları - Bölüm 2: Sera gazı emisyon azaltmalarının veya uzaklaştırma iyileştirmelerinin hesaplanma, izlenme ve rapor edilme faaliyetleri için kılavuz ve özellikler.

TS EN ISO 14064-3: Sera gazları - Bölüm 3: Sera gazı beyanlarının onaylanmasına ve doğrulanmasına dair kılavuz ve özellikler .

TS EN ISO 14065: Sera gazları - Akreditasyon veya diğer karşılıklı tanıma formlarında kullanmak için sera gazı geçerli kılınması ve doğrulaması yapan kuruluşlar için şartlar.

TS ISO 14066: Sera gazları - Sera gazlarını geçerli kılma takımları ve doğrulama takımları için yetkinlik gerekler.

ISO 14067 Karbon Ayak İzi (Footprint) Belgelendirme Standardı: Yeni yayınlanan bu standart yardımıyla; ürünün süreç haritasının belirlenmesi, emisyon

kaynaklarının belirlenmesi, verilerin toplanması, sera gazı salınım hesaplanması (karbon ayak izi hesaplanması), sera gazı salınım raporu, sera gazı salınım doğrulaması yapılabilmektedir.

Karbon ayak izini azaltma yöntemleri:

Karbon ayak izi emisyon kaynakları genel genel olarak:

Elektrik enerjisi üretimi %30, ulaşım %26, endüstri %12, binalar %12, tarım %9 ve diğer faaliyetlerden kaynaklanmaktadır.

Karbon ayak izini azaltmada enerji ve ulaşım sektörümüze büyük sorumluluk düşmektedir.

En ucuz karbon ayak izi azaltım yöntemi, enerjiyi verimli kullanmak yöntemidir. Konfor ve işlevden vazgeçilmeden başta bina izolasyonunu iyileştirmek üzere, çeşitli yollarla enerji verimliliğini artırmak imkanımız vardır. Yapılan hesaplamalara göre Türkiye’de ticari binalarda %33, endüsriyel tesislerde %40 enerji tasarruf imkanı vardır. Diğer yöntemler sırasıyla:

-Yenilenebilir enerji kullanmak: Fosil yakıtlara dayalı elektrik enerjisi kullanmak yerine yenilenebilir kaynaklara dayalı elektrik enerjisi kullanmak karbon ayak izini azaltmada temel faktördür. AB ülkeleri 2030 yılına kadar tüm kömür santrallarını kapatma kararı almışlardır.

-Ulaşım tercihlerini değiştirmek : Mümkün olduğunca modern toplu taşıma araçlarından yararlanmak, hibrit ve elektrikli araç kullanmak, bisiklet kullanımını yaygınlaştırmak karbon ayak izinin azaltılmasına önemli katkı sağlar. Uçakla seyahatte kişi başına saatte üretilen CO2 miktarı 182 kg.dır.

-Sanayide döngüsel ekonomi uygalamalarına başvurmak: Geri dönüşüme önem vermek ve endüstriyel simbiyoz uygulamalarını yaygınlaştırmak çok etkin bir yötemdir.

 

-Karbon salımı düşük ürün ve hizmetleri tercih etmek: Geri dönüşümlü ürünleri tercih etmek, A sınıfı elektrikli cihazları kullanmak.

-Tarımsal üretimde bitkisel üretime, hayvansal üretimde ise beyaz et üretimine öncelik verilmelidir. Çünkü, 1 kg kımızı et üretimi için 34,6 kg CO2 salınırken, tavuk etinde 4,57 kg, balık için 0,14 kg CO2 salınmaktadır.

-Ormanlarımızı korumak ve ağaç dikmek: Ortalama büyüklükte bir ağaç fotosentez yoluyla yılda 11 kg karbondioksit azaltımı sağlamaktadır.

-Karbon azaltım kredisi satın almak: Özellikle kurumsal karbon ayak izi yüksek olan şirketlerin bu yola başvurmanın önü açılmıştır..

Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı 1 Haziran 2021 itibarı ile tüketicilere kullandıkları elektriğin kaynağını YEK-G uygulaması ile (Yenilenebilir Enerji Kaynak Garanti Belgesi) seçme alternatifi sağlamıştır. Bu piyasanın Türkiye’de hızla gelişmesi beklenmektedir.

Türkiye’nin elektrik üretiminde kurulu kapasitesi yaklaşık 100 bin MW düzeyine ulaşmıştır. Bu kapasitenin yaklaşık %50’si (hidrolik dahil) yenilenebilir kaynaklardan oluşmaktadır. Kurulu güç içinde yenilenebilir kaynak oranı açısından Türkiye dünya ile kıyasladığında oldukça iyi bir konumdadır.

Ancak elektrik enerjisi üretiminde kalan % 50 kurulu kapasite, kömür ve doğal gaza dayalıdır. O nedenle ülke karbon ayak izinin yüksek görünmesine yol açmaktadır.

Türkiye, kömür ve doğal gaz çevrim santralı yatırımları yerine güneş, rüzgar ve hidrolik enerji yatırımlarını artırarak, ulaşımda hızla elektrikli araçlara geçerek, enerji verimliliğini ihmal etmeden, ülke ve kurumsal karbon ayak izini küçültmek ve küresel ticarette rekabet avantajı sağlamak imkanlarına sahiptir.

Döngüsel ekonomi ve endüstriyel simbiyoz uygulamalarının yaygınlaşması ile atıkların yeniden üretime sokulması uygulamaları da karbon ayak izini azaltmada diğer önemli faktörlerdir.

Başta çimento, demir-çelik, cam, alüminyum ve enerji girdi ağırlıklı tüm sektörlerimiz birim üretim başına karbon ayak izi büyüklüklerini belirleyecek 2050 yılına kadar uygulayacakları karbon ayak izi azaltma planlarını topluma açıklamalıdır.

Avrupa Çimento Üreticileri Birliği (CEMBUREAU) çalışmalarını tamamlamış ve taahhütlerini topluma açıklamıştır.

Beyanlarına göre; 1 ton çimento üretimi için 1990 yılı itibarıyla 783 kg olan CO2 emisyonu salımı düzeylerini 2030’da 473 kg düzeyine, 2050 yılında da karbon nötr olma düzeyine (sıfır emisyon) ulaşacaklarını gönüllü olarak beyan etmişlerdir.

Bu düzeye ulaşabilmek için başta fosil yakıt alternatifi yakıt dönüşümü, elektrik enerjisinin verimli kullanımını, taşımacılıkta alternetif sistemlere geçeceklerini ve verimlilik artışında tüm imkanları kullanacaklarını belirtmişlerdir.

AB Yeşil Mutabakat destek fonlarına başvurabilmek için sektörlerimiz benzer çalışmaları başlatmaları yararlı olacaktır.

Prof. Dr. Yusuf Zeren

DİĞER YAZILAR