Prof. Dr. Yusuf Zeren YENİLENEBİLİR ENERJİ KAYNAK GARANTİ (YEK-G) SERTİFİKALARI AB’YE İHRACATIMIZDA SINIRDA KARBON VERGİSİ SORUNUNU ÇÖZEBİLİR.
Advert
YENİLENEBİLİR ENERJİ KAYNAK GARANTİ (YEK-G) SERTİFİKALARI AB’YE İHRACATIMIZDA SINIRDA KARBON VERGİSİ SORUNUNU ÇÖZEBİLİR.
Prof. Dr. Yusuf Zeren

YENİLENEBİLİR ENERJİ KAYNAK GARANTİ (YEK-G) SERTİFİKALARI AB’YE İHRACATIMIZDA SINIRDA KARBON VERGİSİ SORUNUNU ÇÖZEBİLİR.

Advert

 

Temmuz 2021 itibarı ile 12 aylık ihracatımız 200 milyar dolara ulaşmıştır. Bu ihracatın yarıya yakını Avrupa ülkelerine yapılmaktadır.

Yenilenmesi beklenen Gümrük Birliği Anlaşması kapsamında ihracatımızın daha da artırılması için AB’nin ilan ettği Yeşil Mutabakat Programına uyum şartlarını yakından takip etmemiz yararımıza olacaktır.

AB Konseyi, 14 Temmuz 2021’de Yeşil Mutabakat programının önemli ayrıntılarını “fit 55 = 55’e uyum” belgesi altında açıkladı

Burada 55 sayısı, 2030 yılına kadar karbon emisyon salımının 1990 yılı emisyon salımının %55’i düzeyine çekilmesini ifade etmektedir.

Hedef, 2050 yılında Avrupa’nın karbon nötr bir kıtaya dönüştürülmesidir. Diğer bir ifade ile, 2050 yılında salınan karbon emisyonları ile yutulan-tutulan karbon emisyonlarının denkliğinin sağlanmasıdır.

Bu programın AB’ye ihracatımızı yakından ilgilendiren kısmı CBAM (Carbon Border Adjustment Mechanism) “Sınırda Karbon Düzenlemesi Mekanizması”dır.

Bu başlıkta“vergi”ifadesi geçmemektedir fakat, ifade edilmek istenen aslında “karbon vergisi”dir.

Dünya Ticaret Örgütü (WTO) kurallarına ve AB’nin diğer uluslararası yükümlülüklerine uygun olarak tasarlanan CBAM sistemine göre, AB üyesi ülkelere ihracat yapacak firmalar, karbon emisyonu azaltımı konusunda istenen şartları sağlayamadıklarında sınırda karbon vergisi ödemek durumunda kalacaklar.

CBAM uygulamasının görünen amacı, bir gelir sağlamaktan ziyade, AB üyesi olmayan ülkelerdeki üreticilerin üretimleri sırasında yenilenebilir enerji kaynaklarına başvurarak karbon emisyonu salımını azaltmaya teşvik etmektir.

Mekanizma yürürlüğe girdiğinde, AB ülkelerine ihracat yapacak firmalar ürünlerini yenilenebilir kaynaklardan sağlanan enerji ile üretildiğini (fosil yakıta dayanan enerji kullanılmadığını) kanıtlayan bir belgeye sahip değilse ürünün niteliğine göre bir karbon vergisi ödemek zorunda kalacaklardır.

Böyle bir belgeye sahiplerse ya hiç vergi ödemeyecekler, ya da haha az vergi ödeyeceklerdir.

CBAM kapsamında karbon kaçağına da izin verilmeyeceği de vurgulanmaktadır.

“Carbon leaks: karbon kaçağı”olarak adlandırılan bir uygulama ile de, AB’de yerleşik şirketlerin yüksek emisyon içeren üretimlerini Avrupa dışına kaydırmaları önlenecektir.

Karbon kaçağı mekanizması ile AB'de yerleşik şirketlerin daha gevşek çevre yasalarından yararlanmak için yatırımlarını yurtdışına taşımaları önlenecektir.

Böylece bir taşla iki vurulacaktır. Hem yatırımların AB dışına çıkması önlenecek, hem de yüksek oranda karbon emisyonu salınmasına izin verilmeyecektir.

Çünkü AB, küresel iklim değişikliğinin ancak küresel uygulamalarla çözülebileceğine inanmaktadır.

Sınırda karbon vergisi uygulaması Kaliforniya’da halen uygulanmaktadır.

Kanada ve Japonya ise, AB ile eşzamanlı olarak hazırlıklar yapmaktadır.

Birleşik Krallıkta, Cornwall’da yapılan G7 ülkeleri 9-10 Temmuz toplantısında maliye bakanları da bir taraftan CBAM uygulaması üzerinde çalışmalar yapmışlardır.

AB’nin yeniden düzenlemekte olduğu Emisyon Ticaret Sisteminin (European Emission Trade System) Paris İklim Değişikliği Sözleşmesi ile yaygınlaşması istenmektedir.

Bu uygulamada ilk aşamada Türkiye’nin AB’ye ihracatını olumsuz etkileyecek sektörler; demir-çelik, alüminyum, çimento, kimya (özellikle gübre), fosil kaynaklara dayalı elektrik üretimi ve ulaşım sektörleri olacaktır .

BU uygulamalarda AB’nin görünen amacı, küresel iklim değişiklğini durdurmak olsa da, önemli bir amacı da Yeşil Mutabakat Programı ile durağanlaşan büyümesini canlandırmak ve yeni iş alanları ile istihdam yaratmaktır.

EPİAŞ’IN UYGULAMAYA KOYDUĞU “ORGANİZE YEK-G PİYASASI” UYGULAMASI CBAM SORUNUNU AŞMADA İYİ BİR FIRSATTIR.

Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı’nın 14 Kasım 2020’de “Elektrik Piyasasında Yenilenebilir Enerji Kaynak Garanti Belgesi Yönetmeliği”ni yayınlamıştır.

Bu Yönetmeliğin amacı;

Elektrik üretimi ve tüketiminde yenilenebilir enerji kaynaklarının kullanımının yaygınlaştırılması ve çevrenin korunması,

Tüketicilere tedarik edilen elektrik enerjisinin belirli bir miktarının veya oranının, lisans sahibi

tüzel kişiler tarafından yenilenebilir enerji kaynaklarından üretildiğinin takip, ispat ve ifşa edilmesi,

Tüketicilere yenilenebilir enerji kaynaklarından üretilen elektrik enerjisinin belgelendirilmek suretiyle tedarik edilmesine imkân sağlayan bir yenilenebilir enerji kaynak garanti sisteminin oluşturulması ve,

Bu sistemin ayrım gözetmeyen, objektif, şeffaf bir şekilde işletilmesine ilişkin usul ve esasları düzenlemektir.

Yenilenebilir Kaynak Garanti Sistemi (YEK-G) 1 Haziran 2021’de ve bu sisteme dayalı olarak Organize YEK-G Piyasası uygulaması da 21 Haziran’da fiilen işlemeye başlamıştır.

Yenilenebilir elektrik üreten tesislerde her bir MWh (1000kWh) lik elektrik üretim için ayrı bir sertifika düzenlenmektedir.

Hak edilen sertifikanın birden fazla kişi ya da şirkete satışını önleyecek işlemler blok zincir mekanizması altında çalışmaktadır.

İlk aşamada 21 Haziran itibarı ile, 100 piyasa katılımcısının 127 yenilenebilir enerji santralının sisteme kaydı yapılmıştır.

Bunların 53’ü üretim, 47’si tedarik lisansına sahip şirketlerdir.

Üretici firmalarYEK-G Sertifikası ile elektrik satışına başlamışlardır.

Bu uygulama ile üretilen elektriğin kaynağı tescil edilmiş olacak ve sertifika kullanıcısına enerjinin fiziksel iletiminden (üretildiği yerden) bağımsız olarak alınıp satılmasına olanak sağlayacaktır.

Elektrik alan imalatçı firmalar da aldıkları garanti belgesi ile kullandıkları elektrik enerjisinin kaynağını kanıtlama imkanına sahip olacaklardır.

Bu sistem sayesinde yenilenebilir enerji kaynağına göre istenirse karbon kredisi hesaplamaları da yapılabilecektir.

Örneğin, bir GES’in ürettiği 1MWh elektrik enerjisi, linyit kömürü yakılarak üretilse idi, yanma sonrası ortaya çıkacak korbondioksit miktarı hesabı ile kazanılan karbon kredisi kolayca hesaplanabilecektir.

Bir kg kömür yakıldığında ne kadar karbondioksit gazı üretileceği bilinmektedir.

Organize YEK-G Piyasasından sağlanan garanti sertifikaları AB’ye ihracatta, CBAM vergisini karşılamada önemli bir araç olacaktır.

Lisanslı GES, RES, Hidrolik, Jeotermal kaynaklı enerji kullananlar ile, lisanssız Çatı GES’leri ile kendi ürettiği elektrik enerjisini kullananlar ihracatta karbon vergisini karşılama da ya da bu belgelerini pazarlamada karlı çıkacaklardır.

Ancak, şart: kullandıkları elektriğin yenilenebilir enerji kaynaklarından üretildiğini geçerli bir belge ile kanıtlamaları gerekecektir . İşte bu belge YEK-G sertifika belgesidir.

Türkiye’nin CBAM mekanizmasını zarar görmeden karşılama potansiyeli büyüktür.

Çünkü, Temmuz 2021 itibarı ile 98 bin MW’a ulaşan elektrik üretimi kurulu gücümüzün (hidrolik dahil) %53’ü yenilenebilir kaynaklardan oluşmaktadır.

2020 yılında elektrik üretimimizin %43’ü yenilenebilir kaynaklardan sağlanmıştır.

Yenilenebilir kaynaklara dayalı kurulu güçde Avrupa’da 5. sırada, dünyada 12. sıradayız.

Bu kapsamda EPİAŞ’ın YEK-G ve Organize YEK-G Piyasası’nı uygulamaya koyması önemli bir gelişme olmuştur.

YEK-G Sistemi ile yenilenebilir elektrik üreten şirketlerin üretim ve tüketimde yenilenebilir enerji kaynaklarının kullanımının bütün aşamalarda belgelenmiş olacaktır.

Bunun yanı sıra, tüketicinin kullandığı enerjini kaynağının belirlenmesi ile firmaların sürdürülebilirlik raporlarında elektrik enerjisi tüketimlerini yenilenebilir kaynaklardan sağladıklarını belgelendirmiş olacaktır.

Ayrıca, tüketici firmaların YEK-G belgesi ile iklim değişikliğine karşı duyarlılıkları da kanıtlamış olacaklar.

Katılım gönüllülük esasına dayalı olarak yürütülecektir.

EPİAŞ ve Çevre ve Şehircilik Bakalığı’nın ortaklşa yürütmeket olduğu “Karbon Piyasalarına Hazırlık Ortaklığı Programı”kapsamında firmaların ve sektörlerin karbon salımları da kayıt altına alınmakta, izlenmekte, raporlanmakta ve doğrulanmaktadır.

YEK-G belgelerinin AB emisyon ticaret sistemine dahil edilmesi ile yenilenebilir elektrik üreticlerine ek gelir sağlanacak, çatı tipi GES projeleri de daha cazip hale gelecektir.

Elektrik üretiminin tamamını yenilenebilir kaynaklardan üreten şirketler kendi ihtiyaçları dışındaki yeşil üretimlerini coğrafi uzaklık gözetmeden diğer illerdeki abonelerine stabileceklerdir.

Yakın coğrafyamızda Polonya, Ukrayna ve Türkiye hala kömüre dayalı elektrik üretiminde önde gelen ülkeler arasında görünmektedir.

AB Yeşil Mutabakat kapsamında 2021 den sonra hiçbir kömür yatımına izin vermeyeceğini ve 2030 yılına kadar da tüm kömür santrallarını kapatacağı planlanmıştır.

İngiltere, Almanya ve Fransa şimdiden kömürden bütünüyle çıkmışlardır.

Türkiye’nin yerli linyite ve pahalı ithal kömüre dayalı termik santrallarını daha uzun süre çalıştırması mümkün olmayacaktır.

AB’ye ihracatımızı zora sokmamak ve 2030 da %55 hedefine katkıda bulunmak için kömürden vazgeçmemizin, GES ve RES’lere daha da ağırlık vermemizin zamanı gelmiştir.

Bundan böyle kömür yatırımlarına izin verilmemeli, eskiyen kömür santralları bir program içinde kapatılmalıdır.

Türkiye genelinde kömür madenciliğinde çalışanların çoğunluğu Soma ve Zonguldaktadır.

Alternatif istihdam alanları ile kömür madenlerinde çalışanlar mağdur edilmeden uygun çözümler şimdiden planlanmalıdır.

En önemlisi de, Paris İklim Sözleşmesi’nin onaylanmasında daha fazla geç kalınmamalı, Kasım 2021’de Glasgow yapılacak COP26 toplantısına kararlı olarak gidilmelidir.

Prof.Dr.Yusuf Zeren

DİĞER YAZILAR