Prof. Dr. Yusuf Zeren KÖMÜRDEN ELEKTRİK ÜRETİM MALİYETİ RÜZGAR VE GÜNEŞ MALİYETİNİN İKİ KATINA ULAŞTI. TÜRKİYE KÖMÜRDEN ÇIKMAYA HAZIRLANMALIDIR.
Advert
KÖMÜRDEN ELEKTRİK ÜRETİM MALİYETİ RÜZGAR VE GÜNEŞ MALİYETİNİN İKİ KATINA ULAŞTI. TÜRKİYE KÖMÜRDEN ÇIKMAYA HAZIRLANMALIDIR.
Prof. Dr. Yusuf Zeren

KÖMÜRDEN ELEKTRİK ÜRETİM MALİYETİ RÜZGAR VE GÜNEŞ MALİYETİNİN İKİ KATINA ULAŞTI. TÜRKİYE KÖMÜRDEN ÇIKMAYA HAZIRLANMALIDIR.

Advert

Yenilenebilir Enerji Ajansı (IRENA) tarafından 2020 yılında yürütülen bir araştırmaya göre; Türkiye’de rüzgardan elde edilen elektriğin seviyelendirilmiş üretim maliyeti (LCOE) 40,8 USD/MWh (4,08 cent/kWh), güneşten elde dilen elektriğin seviyelendirilmiş maliyeti 51,9 USD/MWh (5,19 cent/kWh), kömür elektriğinin seviyelendirilmiş maliyeti ise (rüzgar ve güneşte yakıt maliyeti yokken kömürde yakıt maliyeti var) 77 USD/MWh (7,7 cent/kWh) olarak hesaplanmıştır.

Yine Türkiye’de 2021 Nisan-Mayıs aylarında yapılan YEKA GES 3 yarışmasında 10-20 MW arasında değişen güneş santrallarında üretim maliyetleri tesisin yer aldığı yöreye göre 21,5-37,9 USD/MWh (2,15-3,79 cent/kwh) arasında gerçekleşmiştir.

Görüldüğü gibi kömür elektriğinin maliyeti rüzgar ve güneş elektriği maliyetinin iki katına ulaşmıştır.

Kömürde devlet desteği tamalandığında santralların çoğu atıl varlık olarak kalabilir.

Türkiye’de elektrik enerjisi üretiminde yerli ve ithal kömüre dayalı santralların 2020 sonu itibarı ile payları şöyledir:

Halen işletimde olan İthal kömüre dayalı santral sayısı 8 adet olup, bunların toplam kurulu güç kapasitesi 8783 MW, üretime katkı payları %21dir. Bu santrallar 2020 yılında 62,5 milyar kWh elektrik üretmiştir.

Yerli linyite dayalı santral sayımız 47 adet (28 adedi 100 MW’tan büyük) ve üretime katkı payları %12. Bu santralar 37,8 milyar kWh elektrik üretmiştir.

Taşkömürü ve asfaltite dayalı az sayıdaki santral bir arada 6 milyar kWh elektrik üretmiş ve üretime katkı payları %2 düzeyindedir .

Bu verilere göre Türkiye’de elektrik üretiminin %35’i kömür santrallarından sağlanmakta ve mevcut kurulu kapasitenin %21’ ini kömür santralları oluşturmaktadır.

Türkiye’nin elektrik üretimi kurulu gücü 2021 sonu itibarı ile 100 000MW’ı aşacaktır.

2002-2018 döneminde elektrik üretimi için yapılan toplam yatırım tutarı yaklaşık 75 milyar dolar civarındadır ve bu yatırımın hidrolik dahil %58’i yenilenebilir kaynaklara yapılmıştır.

2021 Eylül itibarı ile yenilenebilir kaynaklara dayalı kurulu kapasite %53 düzeyine ulaşmıştır.

Türkiye’nin yıllık elektrik tüketimi ortalama %3-4 civarında artmaktadır. Bu ihtiyaç bütünü ile yenilenebilir kaynaklardan karşılanamadığı için zorunlu olarak bu dönem içinde var olan fosil kurulu kapasiteye çok sayıda doğal gaz çevrim santralları ve yerli ve ithal kömüre dayalı santral yatırımları da yapılmıştır.

Türkiye’de lisanssız elektrik üretim mevzuatı, şirket kurma ve yerinde güneş ölçmeleri zorunluluğu olmaksızın, tüketim noktalarına yakın yerlerde 1MW’ın altında elektrik üretebilecek kurulumlara imkan tanıyor.

Bu tip enerji tesisleri YEKDEM kapsamında 10 yıllık alım garantisine sahiptir.

Mayıs 2021 itibarıyla Türkiye’deki toplam güneş kurulu gücünün %91’i bu tip lisanssız küçük projelerden oluşmaktadır.

Büyük kapasiteli GES projeleri için TEİAŞ’ın yeterli trafo kapasitesi sağlayamaması büyük GES yatırımlarını geciktirmektedir.

Yerli linyite dayalı ömür santralların yaklaşık 1/3 ü otuz yaş üzerindedir ve verimleri düşük, kül oranları ve emisyonları yüksek, çevreye ve insan sağlığına zararları daha fazladır.

Bu yaşlı santralların tamamı devlet tarafından kurulmuş olup, 2000 yılından itibaren özelleştirilmiştir.

Yeni yapılan kömür santrallarının ekonomik ömürleri 40-50 yıldır.

2019 yılı itibarı ile ithal kömür miktarı yaklaşık 24 milyon TEP (ton eşdeğer petrol) olup, enerji eşdeğeri cinsinden toplam kömür tüketimi içindeki payı %59,4 dür.

MTA’nın verilerine göre 1 kg linyitin enerji içeriği 1000-1500 kilo kalori cicarındadır. Almanya’da kömür santrallarında kullanılan en kalitesiz kömürün kalori değeri 7800 kcal/kg dır.

Bu nedenle İthal kömürün enerji içeriği yerli kömüre göre yüksek olduğundan bu santralların verimliliği daha yüksek ve yerli kömüre göre üretim maliyetleri nisbeten daha düşüktür. Ancak ithal için döviz gerektirmektedir.

Birkaç yıl öncesine kadar İthal kömür birim fiyatlarının düşük, enerji içerilerinin yüksek olması nedeni ile son yapılan kömür yatırımları genellikle ithal kömüre dayalı yatırımlar olmuştur.

Ancak son bir yıl içinde tüm dünyada kaliteli kömür fiyatları 3,5 katı artış göstermiştir.

2020 yılı Eylül ayında tonu 50 dolar olan ithal kömür fiyatı, 2021 Eylül ayında 175 dolara yükselmiştir.

Elektrik piyasasında fiyatlar gün öncesi arz ve talep eşleşmesi ile oluşan fiyata göre oluşmaktadır.

Bu kapsamda 2021 Eylül ayı fiyat ortalaması santral tipinden bağımsız olarak 674 TL/MWh, diğer bir ifade ile 67,4 kuruş/kWh dir.

İthal kömür santralı üreticileri kendi maliyetlerinin oluşan bu ortalama fiyatın çok üzerinde olduğunu iddia ederek üretim yapamadıklarını söylemektedir.

Bu koşullarda kömür elektriği, yenilenebilir enerji ve doğal gaz elektriği ile rekabet edememektedir.

Bu nedenle de bazı santrallar ünite ünite üretimlerini durdurmaya başlamışlardır.

Bu arada doğal gaz fiyatların da önemli artışlar olmuş fakat, BOTAŞ bu artış fiyatlara aynı oranda gaz satış fiyatlarına yansıtmamıştır.

2016 yılında kamu oyuna sunulan Milli Enerji ve Maden politikası kapsamında planlama aşamasında 19 adet kömür santralı görünmektedir. Planlama aşamasındaki bu santralların toplam kapasitesi 33GW (33000 MW) dir.

Bunların 2 adeti halen inşa halindedir. İnşaatı devam eden santrallardan biri Adana Yumurtalık Hunutlu santralıdır. Kapasitesi 1320 MW olup, Çin desteği ile kurulmaktadır.

Planlanan diğer kömür santralların yapımına devlet lisans verse bile kredi bulunması olanaksız görünüyor.

Çünkü çoğu banka bundan böyle kömür santralları projelerine kredi sağlamayacaklarını ilan etmişlerdir.

Ocak 2021 itibarı ile küresel bazda en fazla operasyonel kömür santralı sıralamasında Çin 1 milyon 43 bin MW ile birinci sıradadır.

Kömür kaynaklı küresel elektrik enerjisinin %48’ini Çin tüketmektedir.

ABD 234 bin MW ile ikinci sırada, Hindistan 229 bin MW ile üçüncü sırada, Japonya, 48 bin MW ile dördüncü sırada, Türkiye 19 bin MW kömür kurulu kapasitesi ile 15 inci sıradadır.

Çin bu kadar yüksek kömür santralı varlığına rağmen 40 yıl içinde 2060 yılında karbon nötr bir ülke olacağını resmen taahhüt etmiştir (Paris Anlaşmasında öngörülen sürenin 10 yıl sonrası).

Çin, kömürden çıkma nedeni ile ortaya çıkacak arz boşluğunu yenilenebilir enerji ve nükleer santral yatırımları ile kapatma şimdiden başlamıştır.

BM’in 2021 yılı toplantısında Başkan Şi, video konferans katılımı ile, Çin,in bundan böyle ülke dışında hiçbir ülkede kömür santralı yatırımı yapmayacağını ilan etmiştir.

AB ülkelerinden Avusturya, Belçika ve İsveç’te halen operasyonel olan kömür santralı kalmamıştır.

Sadece 2 AB ülkesinde inşa halinde kömür santralı görülmektedir. Bu ülkeler Polonya ve Yunanistan dır.

Bu santralların inşa kararları AB Yeşil Mutabakatı’ından önce alınmıştır.

Almanya 1980 yılında elektrik enerjisinin %41’ini kömürden sağlarken, 2020 itibarı ile bu oranı %18’e, Türkiye’den daha düşük bir düzeye (Türkiye’de %35) indirmiştir. 2030’a kadar da kömürden çıkışı planlamaktadır.

Halen 27 AB ülkesinden 16 sı kömürden çıkış planlarını yapmıştır. 2050 yılında Polonya dahil hiçbir AB ülkesinde kömür santralı kalmayacaktır. Polonya’nın yıllık kömür üretimi 112 milyon tondur.

AB’de kömüre dayalı enerji arzının en yüksek olduğu ülke Polonya’dır. Yeşil mutabakat kapsamında Polonya’nın kömürden çıkış planı bizim için de izlenmeye değer bir örnek olabilir.

Türkiye 2020 itibarı ile yılda 90 milyon ton kömür üretmiş ve bunun çok büyük bir kısmını elektrik enerjisi üretiminde tüketmiştir.

TUİK verilerine göre 2019 yılında ayrıca 73 milyon ton kömür de ithal edilmiştir. İthal kömürün önemli bir kısmı Güney Amerika’dan, Kolombiya’dan gelmektedir.

Türkiye’de Kömür madenciliği sektöründe yaklaşık 35 bin kişi, kömür santrallarında ise 8 bin kişi istihdam edilmektedir.

Kömür bölgeler olarak bilinen Zonguldak, Soma, Afşin-Elbistan, Kütahya ve diğer bir çok kömür bölgesinde kömür dışı alanlarda istihdam gelişmemektedir.

Dolayısı ile bu kentler de gelişmiyor. Zonguldak ve Soma bu sıkıntıları en çok çeken şehirlerimizdir.

Kömür santralları bu bölgelere ekonomik refah getirmiyor, insanların ve çevrenin yaşam kalitesini bozuyor, sık sık yaşanan maden kazaları ile büyük felaketlerin yaşanmasına yol açıyor.

Soma’da 13 Mayıs 2014 yılında yaşanan ve 301 cana mal olan felaketin davaları hala devam ediyor.

Diğer taraftan kaçak madencilik bir türlü önlenemiyor.

Kurulu gücü 100 MW’ın üzerindeki büyük kömür santralları yarattıkları hava kirliliği nedeni ile çok sayıda sağlık sorunlarına sebep oluyor.

HEAL 2020 raporunda, modelleme sonuçlarına göre elde edilen erken ölüm, erken doğum, çocuk ve yetişkinlerde astım ve bronşit vakaları sayısal değerleri korkutucu sayıları göstermektedir.

Hava kirliliği yanında su kirliliği, toprak kirliliği, gıda kirliliği, peyzajın bozulması, ekolojik yıkım gibi zararları da çok yüksektir.

Örnek olmak üzere sadece Yatağan kömür santralının yılda çevresine saldığı kükürt dioksit gazı 10 146 ton, azot dioksit gazı 18405 ton ve salınan katı partikül miktarı 1176 ton olarak hesaplanmıştır.

Kömür santralları çok fazla miktarda soğutma suyu kullanmaktadır.

Kömür santralları kısıtlı suyumuzu kirletiyor, çevredeki değerli tarım alanlarına ve ormanlarımıza zarar veriyor.

KOP 26 toplantısı öncesi Paris İklim Anlaşması TBMM’ine sevkedilmiştir. Bu anlaşmanın kabulü ile Türkiye, 2053 yılında karbon nötr bir ülke olmak için taahhütte bulunacaktır.

2021 Kasım ayında Glasgow’da COP26 kapsamında alınacak kararlar bağlayıcı olacak ve yetkilendirilmiş organlarca adım adım izlenecektir.

Türkiye enerji dönüşümü açısından bir yol ayrımına gelmiştir. Taahhütte bulunacağımız 2053 yılında karbon nötr bir ülke olmak için öncelikle yeni kömür santralları yapılmasına izin vermemek ve bir plan dahilinde yaşlanmış, teknolojisi eskimiş kömür santrallarından başlamak üzere çıkış planları yapılmalıdır.

AB’de olduğu gibi Türkiye’de de Karbon maliyetlendirme ve ticaret mekanizması zorunlu olarak devreye girdiğinde kömür santrallarının maliyeti daha da artacaktır.

İlk aşamada düşük verimli yerli linyitle çalışan kömür santralları, alım garantileri de tamamlanmış olduğundan, rekabet edemeyeceklerinden atıl varlık durumuna düşeceklerdir.

Ekonomik ömrü dolmamış kömür santrallarının devreden çıkartılması için adil çıkış mekanizmalarının da planlanmasına ihtiyaç vardır.

Bu amaçla, kömür santrallarından kaynaklanacak arz eksikliği sadece doğal gaz çevrim santrallarından karşılamak yerine RES, GES ve HES yatırımları planlı bir şekilde hızlandırılmalıdır.

RES ve GES’ler kesintili üretim yapan santrallardır. Enerjinin sürekliliğini sağlamak için barajlı hidrolik santrallarda GES ve RES elektriğinden yararlanacak pompajlı mekanik geri depolama sistemleri kesintisiz enerji üretimi için iyi bir depolama çözümü olabilir.

Yenilenebilir enerji kaynaklarının potansiyelinin tamamen değerlendirilmesinin enerji ithalatının azaltılması, arz güvenliğinin sağlanması, yerel hava kalitesinin artırılması, küresel iklim krizinin önlenmesi ve ülke ekonomisi kapsamında büyük faydaları olacaktır.

Nükleer enerji, özellikle baz yük olarak çalışabilme ve karbon nötr bir kaynak olma özelliklerinden dolayı mevcut iktidar tarafından stratejik bir yatırım olarak değerlendirilmiştir.

Ancak, kurulum süresinin uzunluğu ve ilk yatırım tutarının yüksek olması ve bazı güvenlik sorunları nedeni ile yeni yatırımlar planlanırken avantaj ve dezavantajlarının daha dikkatli değerlendirilmesi gerekmektedir.

Bu verilerden açık bir şekilde görüldüğü gibi kömür santrallarının ne yerel ekonomiye, ne de bölgesel kalkınmaya katkıları kalmamıştır. Madenci babaların çocukları da madenci olmak istememektedir

Bu nedenle iklim değişikliği ile mücadele, sürdürülebilir bir enerji politikasına geçiş, sağlık ve diğer sosyal maliyetlerin azaltılması ve Paris İklim Anlaşması taahhütlerimizin yerine getirilebilmesi için en yaşlı santrallardan başlayarak 2040 yılına kadar kömürden bütünüyle çıkış planlarının şimdiden yapımına başlanması ülkemizin yararına olacaktır.

Diğer taraftan AB ‘nin Türkiye’den ithal ettiği mallardan kaynaklanacak sınırda karbon vergisi düzenlemelerinden zarar görmemek için kömür santrallarında çıkış planı dış ticaretimiz açısından da yararlı olacaktır.

Prof.Dr.Yusuf Zeren

Yararlanılan Kaynaklar:

1-HEAL, 2021.Türkiye’de Kronik Kömür Kirliliği, Kömürün Sağlık Yükü ve Kömür Bağımlılığını sonlandırmak (env-healt.org).

2-SHURA,2020. 2030 Yılına Doğru Türkiye’nin Optimum Elektrik Üretim Kapasitesi.

3-TEPAV, 2021. Kömür Politikaları Değişirken Türkiye Hangi Ülkeleri Örnek Alabilir?

4-IRENA,2020. Irena Turkey Reports (www.irena.org)

DİĞER YAZILAR