Prof. Dr. Yusuf Zeren NÜKLEER ENERJİDE FRANSA ve ALMANYA KARŞI CEPHELERDE. AVRUPA BİRLİĞİ NÜKLEERE YEŞİL IŞIK YAKACAK MI?
Advert
NÜKLEER ENERJİDE FRANSA ve ALMANYA KARŞI CEPHELERDE. AVRUPA BİRLİĞİ NÜKLEERE YEŞİL IŞIK YAKACAK MI?
Prof. Dr. Yusuf Zeren

NÜKLEER ENERJİDE FRANSA ve ALMANYA KARŞI CEPHELERDE. AVRUPA BİRLİĞİ NÜKLEERE YEŞİL IŞIK YAKACAK MI?

Advert

 

Avrupa Birliği, 2019 yılında ilan edilen Avrupa Yeşil Mutabakatı kapsamında hangi yatırımların yeşil ve sürdürülebilir olduğunu belirlemeye yönelik kriterleri belirlemiş ve AB Taksonomi Regülasyonunu “EU 2020/852 Taxanomy Regulation” adı altında 22 Haziran 2020 tarihli AB Resmi Gazetesi’nde yayınlamıştır.

AB Taksonomi Regülasyonu, yatırımcı şirketleri ve politika yapıcılarını yeşil ve sürdürülebilir iş modellerini destekleme ve geliştirme doğrultusunda yönlendirmeyi amaçlamaktadır.

Bu amaçla AB Komisyonu yeşil finanmana hak kazanmak için 6 objektif kriter belirlemiştir.

Bu kriterler:

1-İklim değişikliğini azaltma,

2-İklim değişikliğine uyum sağlama,

3-Su ve deniz kaynaklarının sürdürülebilir şekilde kullanılması,

4-Döngüsel ekonomiye geçişin sağlanması,

5-Çevre kirliliğinin önlenmesi ve kontrol altına alınması,

6-Biyoçeşitlilik ve ekosistemin korunması ve restorasyonunun sağlanmasıdır.

Bu altı kriterden ilk ikisi; iklim değişiklliğini azaltma ve iklim değişikliğine uyum sağlama kriterleri 1 Ocak 2022, diğer 4 kriter ise 1 Ocak 2023 tarihinde yürürlüğe girecektir.

Bu kararlarla yeşil finansmandan yararlanmak isteyen 500’den fazla çalışanı olan halka açık şirketler, cirolarını, yatırım harcamalarını ve faaliyet giderlerini Ocak

2022’den itibaren "Yeşil Taksonomi"'ye uyumlu hale getirmek zorunda kalacaklar.

Enerji üretimi ve yatırımları yapan şirketler de bu kapsam içinde değerlendirilecektir.

Yeni kömür santralı yatırımlarına yeşil etiket verilemeyeceği ve aktif kömür santrallarının da 2035 yılına kadar faaliyetlerinin durdurulacağı konusunda AB içinde şimdilik anlaşmazlık yok.

Doğal gaz çevrim santrallarından da kısa vadede vazgeçmenin mümkün olmadığına dair bir görüş oluşmuş durumda.

Ancak, nükleer enerji konusunda üye ülkeler arasında ciddi görüş farklılıkları var.

AB Komisyonu, konuya açıklık getirmek için bilimsel konularda rapor hazırlamakla görevli Ortak Araştırma Merkezi JRC ( Joint Researche Center) den “EU 2020/852 Taxanomy Regulation” kapsamında son 4 kritere göre nükleer enerji santrallarının “yeşil etiket” alıp alamayacağı konusunda bir rapor hazırlamasını istiyor.

Araştırma Komisyon uzun bir çalışma sonunda 500 sayfa tutan son derece teknik, ayrıntılı bir rapor hazırlıyor.

JRC Komisyonu, söz konusu dört maddeye göre nükleer santralların, insan sağlığı ve çevre üzerinde, diğer elektrik enerjisi üretiminde kullanılan teknolojilerden daha fazla bir zarar vermediğine, ancak nükleer atık farkılığına dikkat çeken bir rapor hazırlıyor.

AB Komisyon'u bu kapsamlı raporu dar kapsamlı iki ayrı komisyona incelettiriyor.

Şu anda bu raporlar AB Komisyon'unca değerlendirme aşamasında ve AB Komisyonu'nun karar vermede zorlandğı anlaşılıyor.

Çünkü Avrupa Birliği'nin iki güçlü ülkesi Fransa ve Almanya nükleer enerji konusunda karşı cephelerde.

Başını Fransa’nın çektiği aktif nükleer santralı olan10 AB üyesi ülkesi ; Macaristan, Polonya, Finlandiya, Bulgaristan, Hırvatistan, Çekya, Romanya, Slovakya ve Slovenya’nın ilgili bakanları AB Komisyonu’na ortak imzalı bir mektup yazıyorlar.

Slovakya elektrik enerjisinin %82,3 ünü, Fransa %70,6 sını, Macaristan %48'ini, Çekya %37,3 ünü, Finlandiya %34 ünü ve Romanya %20 sini nükleerden karşılıyor.

Bu mektupta, halen Avrupa’da 14 ülkede 126 adet nükleer reaktörün faaliyette olduğunu, nükleer enerjinin Avrupa’da 60 yıldan beri güvenli bir şekilde, önemli bir kaza yaşanmadan üretildiğini, bu rektörlerin Avrupa’nın karbonsuz elektriğinin yaklaşık yarısını ürettiğini ve halen birçok üye ülkenin elektriğini nükleerden sağladığının dikkate alınarak Komisyon'un adil bir karar vermesini beklediklerini bildiriyorlar".

Birleşmiş Milletler Avrupa Ekonomik Konseyi (UNECE:United Nations Economic Commission For Europe) de nükleer enerji olmadan küresel iklim hedeflerine ulaşılmasının mümkün olamayacağı içeren bir rapor hazırlıyor.

Bu rapora göre; halen dünya genelinde 443 nükleer reaktör düşük karbonlu elektrik üreterek iklim değişikliğini önlemede önemli katkıda bulunduğu açıklanıyor.

Nükleer enerji sayesinde 50 yılda 74 gigaton (milyar ton) karbon dioksit salımının önlediğine, hali hazırda UNECE Bölgesinde 20 ülkenin aktif nükleer santralları olduğuna, 15 ülkenin de yapım veye yapım hazırlığı aşamasında bulunduğu ve 7 ülkenin ilk kez nükleer enerji programını geliştirme sürecinde olduğuna atıf yapılıyor.

Aralarında Türkiye’inde bulunduğu 19 ülkede; Çin, Fransa, Japonya, İngiltere, Finlandiya ve diğerlerinde 51 reaktörün inşa halinde olduğuna dikkat çekiliyor.

Ayrıca, Birleşik Krallık'ta Rolls Royce liderliğindeki bir konsorsuyumun 16 adet küçük modüler nükleer santral kurma aşamasında hükümetle işbirliği içinde çalışmaların yapıldığı da biliniyor.

Bu arada AB dönem başkanı Slovenya'nın Altyapı Bakanı Jernej Vrtovec 27 AB üyesinin katıldığı ortak bir toplantıda “AB’nin enerji ihtiyacının sadece yenilenebilir enerji kaynakları ile karşılanamayacağını, elektrik üretiminde nükleer santrallara yatırım yapılmasının engellenmemesini, yenilenebilir enerji ile birlikte nükleer enerjinin iklim hedeflerine ulaşmada önemli olduğu ”şeklindeki konuşması ile

konuyu gündemde tutmaya çalışıyor.

Nisan 2022’deki Cumhurbaşkanlığı seçimine hazırlanan Fransa Cumhurbaşkanı F. Macron'da ülkesi için nükleer enerjiyi seçim yatımı olarak kullanıyor ve AB Komisyonu'nu aksi bir karar vermemesi konusunda etkilemeye çalışıyor.

Bu gelişmeler tam da Pandemi sonrası küresel enerji krizinin yaşandığı, fosil yakıtların fiyatlarının aşırı yükseldiği ve tedariğin zorlaştığı bir zamana rastlıyor.

Doğal gaz fiyatlarının son üç ay içinde 4-5 kat arttığı ve AB ülkelerinin aylık geliri 2000 Euro altındaki ailelerin enerji harcamalarını karşılamaya çare aradınğı bir sırada Başkan Macron nispet yaparcasına “Fransa şanslı çünkü nükleer santralları var” şeklinde bir açıklama yapıyor.

Halen Fransa’nın nükleer kurulu gücü 61400 MW, 56 reaktör faaliyet halindedir.

Enerjisinin %70,6 sını nükleerden sağlıyor. Komşu ülkelere yılda 1,75 milyar dolar tutarında elektrik enerjisi ihraç ediyor.

Diğer taraftan Fransa, 900MWe, 1300MWe ve 1450 MWe kapasitesinde büyük güçlü santrallarını ticarileştirirken, bir taraftan da, küçük modüler santrallar ve toryumla çalışan ergimiş tuz reaktörleri üzerinde prototip çalışmaları yapıyor.

Macron, 2017 yılında göreve geldiğinde zamanın ruhuna göre, 2035 yılına kadar 58 nükleer santraldan 14 ünü kapatacağını ve Fransa’nın nükleerden elektrik üretimini %75,5 den %50 indireceğini vaat etmişti.

Macron, 12 Ekim 2021’de seçim çalışması kapsamında Elysée Sarayında "Nükleeri Yeniden Keşfetmek" yazan bir panonun önünde eski vaadlerini unutarak mini nükleer santrallar kurarak Fransa’nın enerji sorununu çözeceğini vaad ediyor.

Fransa, Birleşik Krallığın Birlik'ten ayrılmasıyla, AB içinde nükleer silahı, nükleer denizaltıları olan tek ülke.

Tarihsel süreçte kıta Avrupası'nda Almanya, Fransa rekabeti ve çatışmaları dikkate alındığında, Almanya’nın Fransa'nın nükleer politikasından hoşnut olmadığı bilinen bir gerçektir.

Bu kez de başını Almanya’nın çektiği aralarında İspanya,Danimarka, Lüksemburg ve Avusturya’nın da bulunduğu diğer bir grup ülke AB Komisyo'nun nükleer enerjiye yeşil etiket verilmemesi için yoğun çalışmalar yapıyorlar.

Almanya 2011 yılında Japonya’daki deprem ve arkasından gelen tsunami nedeniyle yaşanan Fukuşima Nükleer felaketi sonrası elektrik enerjisinin % 23’ünü sağlayan 17 nükleeer santralını yaş sırasına göre 2022 yılı sonuna kadar devreden çıkartma kararı almıştı ve kararını da adım adım uyguluyor.

Erken kapanan santrallar için de Anayasa Mahkemesi kararı ile yüklü bir tazminat ödenmesi durumunda kalınmıştı.

Bu nedenlerle Almanya, Fransa’nın başını çektiği nükleer enerjinin aklanması girişimine şiddetle karşı çıkıyor.

Ancak, Almanyada nükleerden erken çıkıldığını düşünen ve aşırı bağımlı oldukları Rus doğal gazı ve yenilenebilir enerji ile Almanya'nın enerji sorununu çözülemeyeceğini ileri sürenlerin sayısı de az değil.

AB üyesi 27 ülkenin ilgili bakanlarının doğal gaz ve elektrik fiyatlarını konuşmak için bir araya geldiği yukarıda söz edilen toplantıda AB Komisyonu’nun enerjiden sorumlu üyesi Kadri Simon nükleer santralların yeşil finansman kapsamına alınması taleplerine karşı “Her üye ülke, hangi enerji kaynaklarını kullanacağına kendisi karar verir. Ülkelerin karbon nötr olmak için kendilerine özgü yolları vardır. Nükleer enerji düşük karbonlu bir enerji kaynağıdır" şeklinde bir yatıştırıcı bir açıklama yapıyor.

Kanatimce AB Komisyonu nükleer teknolojinin geleceğini bütünüyle olumsuz etkileyecek radikal bir karar veremeyecek.

Hem Almanya'yı hem de Fransa'yı üzmeyecek şekilde, bundan sonra 1000MW'ı aşan büyük nükleer santrallar yerine, modüler küçük güçlü nükleer santrallara yeşil ışık yakan bir karar verecek.

Prof.Dr.Yusuf Zeren

Kaynaklar:

1-Elman Muradov, 2012. Almanya’nın Nükleer Enerjisi Politikasını Etkileyen Faktörler (elmanmuradov@hotmail.com).

2-Volkan Babacan,2020. Fransa’nın Nükleer Gücü ve Uluslararası Politikaya Etkileri. İstanbul Medeniyet Üniversitsi, Yüksek Lisans Tezi.

3-IAEA, 2020. Transitions to low carbon electricity system: Key economic and investment trends.

4-EU Sustainable finance taxonomy-Regulation2020/852. https://ec.europa.eu/info/law/sustainable-finance-taxonomy-regulation-eu-2020-852

5-EU JRC Report, 2021.Technical assessment of nuclear energy with respect to the ‘do no significant harm’ criteria of Regulation (EU) 2020/852(‘Taxonomy Regulation’

 

DİĞER YAZILAR