Barış Can Sever Kınama/Üzüntü Hesapları
Advert
Kınama/Üzüntü Hesapları
Barış Can Sever

Kınama/Üzüntü Hesapları

Advert

Ulus-Devlet Merkezli Küresel Kapitalizmin Yeni Çekişme Alanı:Kınama/Üzüntü Hesapları

Çok katmanlı ve çok aktörlü, ulus-devlet merkezli ve çoğunlukla neo-liberal/neo-muhafazakar unsurları içinde barındıran küresel kapitalist anlayışın ağır bastığı bir dönem içerisindeyiz. Bu dönem içerisinde ilerlerken; insanın canını zamansız alan ve yakan, doğanın dengesini gün geçtikte daha da bozan olaylara tanıklık ediyoruz. Böyle bir atmosfer içerisinde gerçeklikler çeşitli güç odakları ve çıkar grupları tarafından perdelenmiş, gündelik hayatta huzur denilen kavramın h’si bile kaçıp gitmişken, sistemin ve sistemin oluşumuna bilinçli veya bilinçsiz bir şekilde katkı sunmuş bireylerin ortaya çıkardığı bazı kabullenişler, böyle dönemlerde daha kolay kabul edilir hale geliyor.

Mültecilerin çektiği sıkıntılar ve bu sıkıntılara yeterli cevap verilemeyiş krizinde olduğu gibi, bombalı saldırılar sonrasında da bireyler ve topluluklar tarafından dile getirilenler, insan diye nitelendirdiğimiz canlı adına çok düşündürücü. Böyle bir dönemde sistemin genel anlayış çerçevesini ve yansımasını bireylerde görmek ise bir yandan çok üzücü. Küresel anlamda hakim anlayışın yarışmacı-çekişmeci ruhu, ulus-devlet merkezli bir kınama/üzüntü hesabına dönüşmüş durumda. Yaşanan olaylardan sonra bu olaylara sebep olmuş olabilecek çeşitli faktörlerin irdelenmesi ve güç odaklarının sorgulanması yerine, belli bir çoğunluk, sistemin önemli parametrelerinden biri olan “tüketici kültürün davranış biçimi”ne uygun bir şekilde ulus-devlet merkezli kınama/üzüntü hesapları yapıyor ve tüketiyor.

Makro düzeyde dönemin ve sistemin, mikro düzeyde ise bireyler arası ilişkilerin karakteristik yapıları şekillenirken psiko-sosyal ve sosyo-ekonomik dinamiklerin uluslararası ilişkilerden çoğu zaman dışlanması, yine bireyler ve topluluklar arası ilişkilere olumsuz yansımıştır. En önemli sosyal medya araçlarından biri olan Facebook’un ve çeşitli medya kuruluşlarının ölen bireyler üzerinde bir ulus-devlet merkezli kınama/üzüntü hesabına olanak tanıması, hakim olan anlayışı kanıtlar niteliktedir. Normal şartlar altında bireylerin haklarını temin edebilme ontolojisi üzerine inşa edilen devletler, bu hakları sağlayamaz durumda olmalarına rağmen hayatını yitirmiş bedenler üzerinden bayrağıyla ve ülkesinin ismiyle sistem içerisindeki yerini sağlamlaştırmaya devam ediyor. Aynı zamanda “ortamdaki koşulları derinlemesine sorgulamayan ve eldekini dönüştürmeyen fakat çabucak tüketebilen” psiko-sosyal etmenlerin ağır bastığı bireyler de bu işleyişin devamına katkı sağlıyor.

Bütün bunlardan bazı sonuçlar çıkarmak gerekiyor. Buraya hepsini yazamayacağım pek çok sonuç…İnsanın yasını, insan olarak ve evrende bir nokta dahi etmediğimiz bireyler olarak tutmamız gerekiyor. Sadece insan olduğu için felsefeyle bütünleşmiş hesapsız bir yas haline ulaşmamız gerekiyor. Aksi halde elimizdeki insani duygu ve düşünceleri hep birilerine devretme eğiliminde oluyoruz. Bu da karşımıza; bize haklarımızı temin edeceğini söyleyen ama teslim etmeyen bir Leviathan olarak veya daha çeşitli, renkli ve sofistike ürünler yaratıp herkese ulaştıracağını iddia eden ama gittiği yeri ve insanını sömüren, hayatı bitiren şirketler olarak çıkıyor. Yine bu eğilim; mahallede, sokakta, evde, işte, okulda dünyayı dar edip ve klişeleşmiş durumları fırsat bilip büyüklük-bilmişlik taslayan ve insan doğasına aykırı normlar dayatan canlılar olarak bize geri dönüyor.

Barış Can Sever

bariscanseverrr@gmail.com

Mersin Kent Haber

DİĞER YAZILAR