Prof. Dr. Yusuf Zeren DOĞALGAZ TEDARİKİNDE ARZ GÜVENLİĞİ SORUNU VE SANAYİ SEKTÖRÜNDE ÜRETİM KAYBINA SEBEP OLAN ELEKTRİK KISITLAMASININ NEDENLERİ
Advert
DOĞALGAZ TEDARİKİNDE ARZ GÜVENLİĞİ SORUNU VE SANAYİ SEKTÖRÜNDE ÜRETİM KAYBINA SEBEP OLAN ELEKTRİK KISITLAMASININ NEDENLERİ
Prof. Dr. Yusuf Zeren

DOĞALGAZ TEDARİKİNDE ARZ GÜVENLİĞİ SORUNU VE SANAYİ SEKTÖRÜNDE ÜRETİM KAYBINA SEBEP OLAN ELEKTRİK KISITLAMASININ NEDENLERİ

Advert

Prof.Dr.Yusuf Zeren

Türkiye,19 0cak 2022 tarihinde bir günde 288 milyon metreküp doğalgaz tüketimi ile tüm zamanların rekorunu kırmıştır.

Bir gün sonra da 20 Ocak Perşembe günü de elektrik enerji sistemimiz kırmızı alarm vermeye başlamıştır.

Arkasında da tedbir olarak, doğalgaz çevrim santralları ve imalat sanayiine verilen gaza %40 oranında kısıtlama getirilmek zorunda kalınmıştır.

Bu kısıtlamanın doğalgaz enerji çevrim santrallarında yarattığı elektrik enerjisi üretim eksikliği, gıda ve ilaç sanayi dışında, başta organize sanayi bölgeleri olmak üzere, çoğu sanayi tesislerinde elektrik enerjisi kısıtlamalarına gidilmesine ve üretim kaybına yol açmıştır.

Çoğumuz bu kısıtlamalardan TV haberleri ve sosyal medya kanalı ile haberdar olduk. Çünkü, mevzuat gereği meskenlerde doğalgaz ve elektrik kısıntısı yapılmadı.

Aşırı artan gaz ve elektrik fiyatları yanında tedarik krizi de yaşamaya başladık.

Bazı sanayi tesisleri, taahhütlerini zamanında yerine getirmek için şebeke elektriğine göre 2-3 kez daha pahalı olduğu halde jeneratör elektriği kullanmak zorunda kaldı. Jeneratör satışlarında patlama yaşandı.

Bir süredir ertelenen enerji zamlarının 2022 yılı başından itibaren yüksek oranlarda uygulanması, zaten gıda enflasyonu yaşayan dar gelirli aileler üzerine ikinci bir ağır yük daha bindirdi.

Bu kısıtlamalar, tam da ihracatla büyüme söylemlerinin yoğunlaştığı ve ihracatımızın artma trendine girdiği bir döneme rastladı.

Pandemi nedeni ile kırılan tedarik zincirleri sonrasında zor kazanılan dış pazarlarda, özellikle de tam zamanında teslimat (JIT) anlaşmaları yapan ihracatçı firmalarımızda pazarlarını kaybetme tehlikesi oluştu.

Çünkü, enerji tedarik güvenliğimizin yetersizliği görüldü ve benzer durumların tekrar yaşanma riski farkedildi.

Enerji tedarik güvenliği, tam da bu durumların önlenmesi için gereken stratejik bir planlamadır.

Peki bu kriz neden yaşandı? Önlenebilir miydi ?

Yaşanan krizin önemli nedenlerinden biri, 2020 yılında pandemi nedenleri ile yavaşlayan küresel imalat sanayiinde gaz tüketiminin azalması ve spot piyasalardan kolayca LNG gaz tedarikinin mümkün olacağı düşüncesidir.

Bu arada ABD, geliştirdiği yer altı kayaçlarını çatlatma teknolojisi (shale gas fracking technology) ile sağladığıi ihtiyaç fazlası ile LNG piyasasında Rusya ve Katar gazına karşı ciddi bir rekabet ortamı yarattı.

Spot piyasasından kolayca ve daha makul fiyatlarla LNG tedarik edilebileceği ve yeni keşfedilen Sakarya gaz havzasından kısa sürede yerli gaz temini imkanı olacağı düşüncesi nedeni ile, Rusya ve Azerbaycan ile yapılacak uzun süreli gaz anlaşmalarında ikileme düşüldü.

Gaz tedarikinde al ya da öde uygulaması ve depolama kapasitemizin yetersizliği de yetkilileri bu düşünceye sevk etmiş olabilir.

İkinci neden ise, İran’ın kış aylarında genellikle uyguladığı gibi, sıradan bir mücbir sebep göstererek, Türkiye’ye sağlamak zorunda olduğu gazı bir süreliğine kesmesidir.

İran’ın yapageldiği bu uygulama öngörülebilir bir olasılık idi ve karşı önlemlerinin alınması gerekirdi.

Diğer taraftan, Avrupa Yeşil Mutabakatı kapsamında fosil yakıtlara karşı olumsuz yaklaşımlar nedeniyle ilave doğalgaz tedarikinde bir karasızlık da yaşanmış olabilir.

Gelişmiş ülkelerdeki yaygın aşı uygulamaları küresel imalat sanayini yeniden canlandırmış, gaz tüketim artmış, spot piyasalardan LNG tedariki zorlaşmış ve bu arada uluslararası piyasalarda gaz fiyatlarında da 4-5 katına varan artışlar olmuştur.

Normal şartlarda İran’dan günde ortalama 28 milyon metreküp gaz alınmaktadır. Bu miktar 19 Ocak Pazartesi gecesi tüketilen gazın sadece %9,7 si kadardır.

Doğal olarak İran vanayı kapattığı anda gaz akışı hemen durmamış, akış azalarak bir süre daha devam etmiş, 21 Ocak’ta gaz alımı tamamen durmuştur.

Özetle, pandemiden çıkışla birlikte küresel imalat sanayinin gaz tüketiminde ve gaz fiyatlarında büyük artışlar olacağı ve anlaşma dışı kanallardan gaz tedarikinde zorluklar yaşanacağı ilgili yetkililer tarafından yeterince öngörülememiştir.

Doğalgaz tedarikinde iyi niyetli beklentiler içine girilmiş ve sonunda bu krizin yükünü başta imalat sanayi olarak tüm ülke üstlenmek durumunda kalmıştır.

Türkiye 2021 yılında yaklaşık olarak 60 milyar metreküp doğalgaz tüketmiştir. 2022 yılında da yaklaşık bu kadar gaz tüketileceği ve gerektiğinde spot piyasadan kolayca LNG tedarikinin kolayca yapılabileceği öngörüldüğü anlaşılmaktadır.

Beklenmeyen bir durum ortaya çıktığında da Silivri ve Tuz Gölü depolarından çekilecek ilave gazla arz eksikliğinin telafi edilebileceği düşünülmüştür.

Ancak,Tuz Gölü depolama inşaatının sadece bir bölümü devreye alınmış, önemli bir bölümünün inşaatı halen devam etmektedir.

Silivri’nin depolama kapasitesi Tuz Gölü kapasitesine göre daha düşük olup, orada da başlatılan tevsi çalışmaları yavaş ilerlemiş, beklenen kapasite artışı zamanında sağlanamamıştır

Tuz Gölü depolaması tamamlandığında ve Silivri tevsi çalışmaları bittiğinde yaklaşık 10 milyar metreküp doğalgaz depolama kapasitemiz olacaktır.

Uluslararası standarda göre, doğalgaz tedarikinde bir kriz yaşanmaması için yedek depolama kapasitesinin ortalama tüketimin %20 si kadar olması gerekmektedir.

Daha öncede belirtildiği gibi 2021 yılı doğalgaz tüketimiz 60 milyar metreküptür. Kriz öncesi Silivri ve Tuz Gölü depolarındaki mevcut gaz miktarının yaklaşık 5 milyar metreküp olduğu dikkate alınırsa, kışa % 5 gibi düşük bir depolama kapasitesi ile girdiğimiz anlaşılmaktadır.

Türkiye doğalgazı Rusya, İran ve Azerbaycan’dan boru hatları ile, Katar, Cezayir ve Nijerya’dan ise, özel tankerler ile LNG olarak tedarik etmektedir

Doğalgaz ancak eksi 163 derecede ve yüksek basınç altında ilk hacmine göre 600 kez küçültülerek sıvılaştırılabilmektedir.

Sıvılaştırılan doğalgaz, kaynak ülkelerden özel donanımlı tankerlerle taşınmakta ve teslimat noktasında hazır bekletilen depolama ve yeniden gazlaştırma yüzer

tesisleri FSRU (Floating Storage and Regasification Unit) olarak bilinen gemilere aktarılmaktadır.

Aktarılan sıvı haldeki doğalgaz FSRU gemisinde yeniden gazlaştırılarak boru hatlarına ya da doğrudan sahildeki doğalgaz çevrim santralarına verilmektedir.

Bu yöntemle doğalgaz tedarikinde tek başına boru hatlarına bağlı kalınmadan LNG imkanı ile tedarik kanalı çeşitliliği sağlanabilmektedir.

Hatay-Dörtyol, Marmara Ereğlisi, Ege-Aliağa’da aktif FSRU tesislerimiz vardır.

Soros Körfezi FSRU inşaatı halen devam etmektedir.

Normal koşullarda boru hatları ve FSRU tesislerinden günde çekilebilecek en yüksek gaz miktarları:

TANAP Hattı : 17,3 milyon m3,

Mavi Akım Hattı : 47,3 milyon m3

Türk Akım Hattı : 46,9 milyon m3

Bakü-Tiflis-Erzurum Hattı : 2,2 milyon m3

Ege Etki Liman LNG : 22 milyon m3

Aliağa LNG : 38 milyon m3

Marmara Ereğli LNG : 33 milyon m3

Hatay-Dörtyol Ertuğrul LNG :20 milyon m3

Silivri Depo : 15 milyon m3

Tuz Gölü Depo : 28 milyon m3

TOPLAM : 269,7 m3

Bu listede Batı Hattı görünmemektedir. Çünkü, Türk Akım devreye girdikten sonra Rusya’dan Ukrayna üzerinden Trakya’ya giren Batı Hattı’ndan gaz alımına son verilmiştir.

İran’dan gelen 28 milyon m3 doğalgaz kesintisi olmasaydı, pik tüketim halinde toplam emre amade gaz miktarı 297,7 m3 olacaktı ve 19 Ocak gecesi olan 288 milyon m3 pik tüketim rahat bir şekilde karşılanabilecekti.

Mavi Akım’dan tam kapasite gaz almaya devam ediyoruz ancak, Türk Akım’dan daha yüksek miktarlarda gaz alma imkanımız varken, yukarıda açıklanan sebeplerle, bu imkan kullanılmamıştır.

İlgili mevzuat gereği bu arz eksikliğini ısınmaya en çok ihtiyacımız olduğu kış aylarında meskenlere yansıtmamak için imalat sanayiine yansıtmak zorunda kalınmıştır.

Dha kolay organize edilebileceği için de kısıtlama OSB’lerden başlatılmıştır.

Ancak, gerek depolama kapasitemizin yetesiz olması, gerekse pandemi sonrası bir doğalgaz sıkıntısı yaşanabileceği öngörülerek Rusya ve Azerbaycan ile ilave gaz anlaşmalarının yapılmaması, spot LNG piyasalarına fazla güvenilmesi ciddi bir üretim ve ihracat kaybına yol açtığı da bir gerçektir.

Diğer tarafta üzerinde önemle durulması gereken diğer bir konu da, yeri geldiğinde çok öğündüğümüz yenilenebilir kurulu kapasite gücümüzün emre amade kapasitesinin düşüklüğü, baz yük niteliğinin olmamasıdır

Halen 100 bin MW’a yaklaşan kurulu kapasitemizin yaklaşık %53’ü yenilenebilir kaynaklardan oluşmaktadır.

Bu % 53 yenilenebilir kapasitenin %49’u hidrolik, %25’i rüzgar, %18’i güneş ve kalanı biyokütle ve jeotermalden oluşturmaktadır.

Kış aylarında güneşlenme süresinin kısalığı ve barajlarda yeterli su bulunmaması nedeni ile yenilenebilir kurulu kapasitemizin gerçek elektrik üretim kapasitesi düşüktür.

Yenilenebilir kurulu kapasitemizin ancak %20-25’i doğrudan elektrik üretebilmektedir

2021 sonu itibarıyla RES ve GES’lerin elektrik üretimi içindeki toplam payları sadece %13,6 dır.

Halen elektrik üretiminde doğalgaz, ithal kömür ve yerli linyit kömür kullanan santralların elektrik üretim payı payı ise %65 dir.

Hidrolik enerjinin payı da yağışa göre %20-25 arasında değişmektedir.

Elektrik üretiminde en büyük payı kurulu kapasitenin yaklaşık %25 ini oluşturan doğalgaz çevrim santralları sağlamaktadır.

Türkiye’de halen kurulu gücü 1540 MW ile 0,5 MW arasında değişen 197 adet doğalgaz çevim santralı vardır.

Çevrim santrallarına verilen gaz %40 kısılınca elektrik üretimin de de bu orana yakın bir arz eksikliği ortaya çıkmıştır.

Bu durumda enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı’nın 2019-2023 Stratejik Planı revize edilmelidir.

Yenilenebilir enerji yatırımlarımızın teşviki yeniden değerlendirilmelidir.

Lisanssız çatı GES’lerin tesisi daha fazla desteklenmeli, yerinde üretim ve yerinde kullanım uygulamaları yaygınlaştırılmalıdır

Enerji tasarrufu özendirilmeli, sanayi üretiminin katma değeri yükseltilerek enerji yoğunluğa azaltılmalıdır.

Avrupa Yeşil Mutabakatı, dijitalleşme ve Gümrük Birliği’nin modernizasyonu kapsamında fırsatlar iyi değerlendirilmeli enerji alanında stratejik yatırımlara özel finansman yolları aranmalıdır.

Sorun çözüldü mü? Yoksa İran’ın ve gelecek güneşli günlerin insafına mı kaldık?

İran kısıtlı da olsa yeniden gaz vermeye başlamıştır.

Rusya Faktörü çok iyi değerlendirilmeli, İran’ın güvenilir bir tedarikçi olmadığı gözardı edilmemelidir.

Meteorolojik koşulları lehimize düzeltmek elimizde değildir. Ancak, zarar görmemek için gerekli önlemleri almak da yetkililerin asli görevidir

DİĞER YAZILAR