Ahmet Ümit Aloğlu Şiirli Mektup "Ahmet Ada"
Advert
Şiirli Mektup
Ahmet Ümit Aloğlu

Şiirli Mektup "Ahmet Ada"

Advert

Sevgili Ünlemcim,

Hayatın Can Damarı,

 

Bugünlerde hayatın tadını kaçırdılar... Ülkem kan, gözyaşı ve acının vatanı haline getirildi. Televizyonu açmak istemiyor canım, sokağa çıkmak istemiyor...Felek de farklı açılardan vuruyor da vuruyor: Bir yandan sağlığım allak bullak, bedenim şurasından burasından tatsız sinyaller veriyor, öbür yandan çok değerli varlıklarımızı alıyor elimizden...

Bu hayatımızdan çıkarılanlardan biri de şair Ahmet Ada oldu. Ne var ki hiçbirinde başarılı olamayacak, Ahmet Ada da hep bizimle kalacak...

Ahmet Ada Adanalı, Ceyhan doğumludur. Bizim yaşlarda, bizden birkaç yaş daha küçüktü. Mersin'de yaşıyordu...Şiirle uğraşan, şiiri seven herkes onu tanır ve severdi...

Çoktan fazla çalışkan bir şair, araştırmacı, eleştirmendir. Poetik yazılarını topladığı "Şiir Okuma Durakları" bize, modern şiiri öğreten bir el kitabı olmuştu.

Uçtu, gitti...

Bu tür konuları konuşmayı, biraz da hayattan kaçmak istediğim için seviyorum, senin başını da ağrıtıyorum, bağışla...

Bu lirik, hüzünlü, destansı ancak gerçeklerden beslenen incelikli şiirler şairinin sayamayacağım kadar çok kitabı, şiir incelemeleri, şiir eleştirileri, bir çok da prestijli ödülü vardır.

Uzatmayayım, onu kendi şiirlerinden tanıyalım. Sana ikicik şiirini gönderiyorum.

 

AŞKI BULURUM

 

Öpüşün karanfil kokardı aşkı bulurdum

Işık hızını geçen bir uçakta aşkı

Bulutlar tükenir kuşlar görünmezdi

Yitip giderdi altımızda nice denizsiz kent

Çelik gürültüleri arasında sayısız çiçek

Mutlu ederdim seni kadınım olurdun

Seninle ikimiz ilkyaz gibiydik

Sevda avcumuzda tuttuğumuz gül yaprağıydı

Uzayda bıraktığımız ayak iziydi

Güzelim, hangi güç durduracaktı bizi

Hangi güç ince parmaklarının hünerini

Aşka izin yoktu, gün soldu kuşluk vakti

Usul usul konuştuktu hani

Aşkı savunanları düşen bir kenti savunur gibi

Bütün sahici aşkları konuştuktu

Leyla ile Mecnun'u, Elsa ile Aragon'u

Yani ikimizle yarının ölümsüz olduğunu

Giyilmemiş çamaşırlar gibi kokardı aşkın

Güzelim benim bir tanem

Sırasında hazırdın onarmaya İşkencedeki insanın incinen onurunu

Yaşadığımız günü, tutsaklığı, bugünü

Buğular içinde yüzen geceyle gündüzü

Işıkları yalandı kederle akardı kent Ne kadar da güzeldi kışı, sisi, ayazı

Güzelim benim, bir tanem, yanımda sen olunca

Özlenirdin anlıyor musun

Bir karanfile baka baka uçarılaşırdın

Yitirmeden henüz aşkı, ilkyazı

Saçların çiçek tozu, çam kokusu

Sende düğümlenirdi bir uçumluk tadı çocukluğun

 

HEP SENİ SEVDİM

 

Hep seni sevdim

Yaz kendini anlatırken yaprak yaprak

Günler ne çabuk akıp geçti sevgilim

Yüzyıllar geçti sanki aradan

Yollar yollar boyunca yan yana

Hangi yokuşu çıktıysam seninle

Kuşlar uçuştular saçlarından

Hep seni sevdim, silinmez izi

Sevimli şaşkınlıklarımın o yazdan

Kır kahveleri kuş sürüleri sonra

Konuşmadan oturduğumuz masa iskemle

Demli çay, demli çayın buğusu

O yaz daha mutluydu seninle

Senin mavi miydi ya kalbinin sesi

Bir saat gibi işlerken kendiliğinden

Yine buluştu gözlerimiz sevgiler üreten

O yaz seni ne çok sevdiğimi

Öğrendim bir akarsuyun sessizliğinden

Bulutlardan bulutlara çıkardım o yaz

Çiçekler suladım her günbatımı

Çocuklarla konuştum hüznü unutturan

Yalansız hilesiz sevdim seni

Çiçekler çocuklar ezgiler içinde

 

Sevgili,

Şiire doyulmaz; ama artık bizim gözlerimiz yoruluyor; çabuk usanıyoruz her şeyden... Seni daha fazla yormayayım.

Esen kal,

şiirde kal,

Şiir kal,

Sevgimde kal...

 

Yarıncın...

Yarıncın...

Ahmet Ümit Aloğlu

22.03.2016 Mersin, Mezitli

DİĞER YAZILAR