Prof. Dr. Yusuf Zeren GÜMRÜK BİRLİĞİ’NİN GÜNCELLENMESİ İÇİN AVRUPA YEŞİL MUTABAKATI VE TÜRKİYE YEŞİL MUTABAKAT EYLEM PLANI ÖNEMLİ BİR FIRSATTIR.
Advert
GÜMRÜK BİRLİĞİ’NİN GÜNCELLENMESİ İÇİN AVRUPA YEŞİL MUTABAKATI VE TÜRKİYE YEŞİL MUTABAKAT EYLEM PLANI ÖNEMLİ BİR FIRSATTIR.
Prof. Dr. Yusuf Zeren

GÜMRÜK BİRLİĞİ’NİN GÜNCELLENMESİ İÇİN AVRUPA YEŞİL MUTABAKATI VE TÜRKİYE YEŞİL MUTABAKAT EYLEM PLANI ÖNEMLİ BİR FIRSATTIR.

Advert

“Avrupa Yeşil Mutabakat”ı (AYM), AB’nin yeni bir büyüme, istihdam, enerji dönüşümü ve karbonsuzlaşma stratejisidir.

AYM ile, toplumun refahını iyileştirmek yanında, Avrupa’yı iklim açısından nötr hale getirmek, doğal yaşam alanlarını korumak ve sürdürülebilir kılmak amaçlanmaktadır.

AYM, sürdürülebilir bir büyüme sağlamak için AB ekonomisini karbonsuzlaştıracak dönüşüme yönelik yol haritasını ve sağlam bir mali planı ortaya koymaktadır.

Bu süreçle, 2050 yılına kadar, sera gazı salımı açısından, Avrupa’nın nötr kıta olması ve küresel sıcaklık artışının 1,50C ile sabit tutulması hedeflemektedir.

Bu hedefe ulaşmak için AB ekonomisindeki tüm sektörlerinin sürece uyum için yeşil bir dönüşüm geçirmesi gerekmektedir. Bu kapsamda AYM’de:

 Çevre dostu teknolojilere yatırım yapılması,

 Sanayi sektörünün uyuma yönelik yenilik yapma konusunda desteklenmesi,

 Daha temiz, daha ucuz ve daha sağlıklı özel ve toplu taşıma biçimlerinin yaygınlaştırılması,

 Enerji sektörünün karbondan arındırılması,

 Binaların enerji açısından daha verimli olması,

 Tarladan sofraya sürdürülebilir tarım ve

 Küresel çevre standartlarını iyileştirmek için uluslararası ortaklarla birlikte çalışma konuları ele alınmaktadır.

Türkiye’nin AYM’ye geçiş sürecini ekonomik kayıplar yaşamadan gerçekleştirmesi için AB’nin yapmakta olduğu gibi tüm sektörlerimize yönelik bir geçiş planlaması hazırlanması gerekmektedir.

Bu geçişi hazırlamak için ilgili bakanlıkların ortaklaşa hazırladıkları “Türkiye Yeşil Mutabakat Eylem Planı” 32 hedef, 81 eylem ve 9 ana başlık altında yayınlanmıştır.

Bu ana başlıklar:

 Sınırda karbon düzenlemeleri,

 Yeşil ve döngüsel bir ekonomi

 Yeşil finansman,

 Temiz, ekonomik ve güvenli enerji arzı,

 Sürdürülebilir tarım

 Sürdürülebilir akıllı ulaşım,

 İklim değişikliği ile mücadele,

 Diplomasi ve

 Avrupa Yeşil Mutabakatı bilgilendirme ve bilinçlendirme faaliyetleri

şeklinde yer almıştır.

2021 rakamlarına göre AB, Türkiye’nin ithalat ve ihracatında birinci sırada, Türkiye ise, AB’nin toplam ihracat ve ithalatında 6. sırada yer almaktadır.

AB, hemen yakınımızda devasa bir ekonomik büyüklüktür.

Bu pazarda yerimizi güçlendirmek için AYM’na uyum zorunluluğumuz vardır.

“Türkiye Yeşil Mutabakat Eylem Planı”nı bu sürece uyum için hazırlanmaktadır.

AYM ile değişecek ekonomik yapının, zamanla AB çerçevesinden çıkarak küresel bir uygulamaya dönüşmesi de uzak bir olasılık değildir.

Bu yapıya uyum için Türkiye’nin üretim yapısını karbondan arındırması, tüm doğal kaynakları ve üretim süreçlerini döngüsel hale getirmesi gerekmektedir.

Bütün bu gelişmeler, AB ve Türkiye arasında çeyrek asırdır sürdürülmekte olan, “Gümrük Birliği Anlaşması” ile bire bir ilişkilidir.

Yeşil Mutabakat geçiş süreci, Gümrük Birliği’nin güncellenmesi (modernizasyonu) için önemli bir fırsattır.

Türkiye, Yeşil Mutabakat Eylem Planı ve Paris İklim Sözleşmesi bağlamında AB Komisyonu ile görüşmelerinde Gümrük Birliği Anlaşması’nın güncellenmesini çok iyi değerlendirmelidir.

Bu güncellemeye Türkiye’nin ihtiyacı olduğu kadar AB’nin de ihtiyacının olduğu bir dönüm noktasındayız.

Avrupa’da yaşanan Ukrayna-Rusya Savaşı sonrası yaşanacak gelişmeler bu sürecin acilen alınmasını gerektirecektir.

Türkiye ve Avrupa Birliği arasındaki Gümrük Birliği Anlaşması 1996 yılında Türkiye’nin AB’ye tam üyelik sürecinde geçici bir süre için uygulanmak üzere uygulamaya girmişti.

Gümrük Birliği’nin AB’ye tam üyelikten önceki son aşama olduğu ve 4-5 yıl içinde Türkiye’nin AB’ye girerek bu bütünleşmeyi tamamlayacağı öngörülüyordu.

O günkü şartlarda Gümrük Birliği, sadece sanayi ürünlerini (işlenmiş tarım ürünleri dahil) kapsamaktadır.

Günümüz şartlarında, Gümrük Birliği Anlaşması’nın işlenmemiş tarım ürünlerini, hizmetler sektörünü , kamu alımlarını ve özellikle de uluslararası e-ticareti ile vize serbestisini kapsamaması AB ile olan ticari ilişkileri darlaştırmaktadır.

Aradan 26 yıl geçmesine rağmen, tam üyelik için engeller aşılamadığı gibi, Gümrük Birliği’nin değişen şartlara göre güncellenmesi de yapılamamıştır.

Anlaşma, Türkiye’nin aleyhine işleyen bir sürece dönüşmeye başlamıştır.

Türkiye AB arasında devam eden Gümrük Birliği Anlaşması artık günümüz ihtiyaçlarına cevap veremez hale gelmiş ve Türkiye kazan-kazan süreci yerine kazan-kaybet sürecine girmiştir.

Başlangıçta Gümrük Birliği Anlaşması gereği, ilgili gümrük mevzuatımızın AB standartları ile uyumlaştırılması Türkiye’nin AB ülkeleri pazarlarına entegrasyonunda, ürünlerin kalitelerinin artırılmasında ve kotaların hafifletilmesinde önemli katkılar sağlamıştır.

Ayrıca Gümrük Birliği, AB’ye tam üyelikte gereken reformlar için önemli bir motivasyon unsuru olmuş ve AB’den doğrudan yatırımların hızlanmasına önemli katkılar sağlamıştır. Elbette bunun değerinin farkındayız.

Fakat, AB’nin 3.ülkelerle Gümrük Birliği Anlaşması’dan daha kapsamlı Serbest Ticaret Anlaşmaları (STA) yapmaya başlaması, bu anlaşmalarda Yeşil Mutabakata uyum şartları koyması, Türkiye’yi ciddi anlamda dezavantajlı duruma düşürmektedir.

Türkiye-AB arasındaki Gümrük Birliği 26 yıldır güncellenmeden dururken AB, her geçen gün üçüncü ülkelerle bir ölçüde bizi de bağlayıcı kapsamlı STA’lara imza atmaktadır.

Malların menşei açısından bakıldığında Gümrük Birliği’nde üç grupta karşımıza çıkmaktadır. Bunlar:

 Türkiye ve AB’de üretilen mallar,

 Türkiye ve AB’de üretilen mallarla üretilen mallar ve

 Üçüncü ülkelerden çıkışlı mallardır.

İlk iki maddede serbest dolaşım söz konusuyken, üçüncü ülkelerden çıkışlı mallarda serbest dolaşımın olması için bazı şartlar gerekmektedir. Buna göre:

 Gümrük Vergisi ve Eş Etkili Vergilerin alınmış olması,

 Kısmi bir iadeden yararlandırılmamış olması,

 İthal işlemlerin Türkiye ve AB’de usulüne uygun şekilde yapılmasıdır.

Bütün bunların takibi gümrüklerde menşei belgesiyle yapılmaktadır .

Serbest Ticaret Anlaşmaları kapsamında, gümrük birliği ie ilgili konularda, karar süreçlerine Türkiye’nin, katılamaması sorunlar yaratmaktadır.

AB’nin hangi ülkelerle nasıl bir serbest ticaret anlaşması yapacağını Türkiye’nin bilmemesi, sonradan o ülkelerle yapılacak serbest ticaret anlaşmalarında ciddi zorluklar yaşanmasına yol açmaktadır.

Örneğin, 2019 yılında AB’nin Japonya ile imzaladığı STA yürürlüğe girdi. Bu anlaşmaya göre Japon malları AB ülkelerine ve AB ile gümrük birliği anlaşması olan Türkiye’ye gümrüksüz girecek.

Ancak, Türkiye ile Japonya arasında STA görüşmeleri henüz tamamlanmadığından, Türkiye Japonya’ya ürün ihraç etmek istediğinde gümrük vergisine tabi olacak ve Türk mallarının fiyatları artacak, rekabet şartları bozulmuş olacaktır.

Ayrıca, Japonya’nın Türkiye ile STA yapma mecburiyeti de yoktur.

Üçüncü taraflarla halen devam eden görüşmeler uzun zaman aldığı için Türkiye her durumda AB’nin bu uygulamalarından zararlı çıkmaktadır.

Yaşanan bu sorunların Gümrük Birliği Anlaşması’nın güncellenmesi ile çözülmesi Türkiye ve AB ve 3.üncü ülkelerle daha geniş bir sektör yelpazesi çerçevesinde yatırım ve ticaret ilişkilerini geliştirecek, birbirlerinin pazarlarına girişte daha kolay koşullardan yararlanacak ve kazan-kazan şartları yeniden sağlanacaktır.

AYM uyum görüşmeleri bu fırsatın sağlanmasında bir araç olarak kullanılmayı sağlayacak nitelikler taşımaktadır.

Ayrıca Sınırda Karbon Düzenleme Mekanizması, yeşil taksonomi, adil geçiş sürecinin finasmanı gibi şartlar bu süreçte ele alınacaktır.

Tabii, bu noktada AB ile ilişkilerin yeniden rayına oturtulabilmesi için Türkiye’nin de atmakta geç kaldığı adımlarI hızla atması gerekmektedir.

AB’nin de Türkiye’ye karşı ayrımcı tutumlarından vazgeçmesi ve daha adil bir yaklaşım göstermesi beklenmektedir.

Türkiye, AB’nin tam üyelik adayı, güçlü bir NATO müttefiki ve Avrupa Konseyi’nin kurucu üyesidir.

NATO’nun 30 üyesinin 21’i AB’nin tam üyesidir.

ABD, Kanada ve Birleşik Krallık’ın AB üyeliği gibi bir durumu söz konusu değildir.

NATO üyesi olup AB dışında kalan ülkeler, Türkiye, Arnavutluk, Karadağ ve Mekadonya’dır.

AB bir ekonomik ve siyasi entegrasyon projesi olmakla birlikte, son yıllarda güvenlik, savunma alanlarında da bir kimlik kazanma arayışı içindedir.

Ukrayna Savaşı’yla birlikte, “Jeopolitik Avrupa”dan söz edildiği bir döneme girmiş bulunuyoruz.

Bu bağlamda AB’nin Türkiye’ye bakışı bir vizyonsuzluk değilse, ayrımcılık olarak nitelendirilebilir.

Hristiyan Demokratlar’ın pek de saklama gereği duymadıkları “Müslüman bir ülkenin Avrupa coğrafyasının parçası olmaması görüşü”günümüze uymayan ayrımcı bir görüştür.

Almanya’da Sosyal Demokrat ağırlıklı bir iktidarın yönetime gelmesi, yaşanan Ukrayna-Rusya Savaşı ile ortaya çıkan enerji yollarının yeni rotası, Türkiye’nin artan lojistik ve tedarik imkanları Gümrük Birliği’nin güncellenmesi halinde AB’ ye de önemli katkılar sağlayacaktır.

Bu arada özellikle dikkat edilmesi gereken konu, Gümrük Birliği’nin güncellenmesinin AB tam üyelik sürecinin alternatifi olmadığı konusunda bir karşılıklı bir mutabakatın da sağlanmış olması esastır.

Prof.Dr.Yusuf Zeren

01.04.2022.

Yaralanılan Kaynaklar:

European Commission, 2019. What is the European Green Deal.

Yeşil Mutabakat Eylem Planı Hakkında Genelge, 2021. T.C. Resmi Gazete, 31543, 16 Temmuz 2021.

Ecer K; Güner O; Çetin M. Avrupa Yeşil Mutabakatı ve Türkiye Ekonomisinin Uyum Politikalar. İşletme ve İktisat Çalışmaları Dergisi Yıl: 2021, Cilt: 9, Sayı: 2, s. 125-14

DİĞER YAZILAR