1 Eylül: Savaşların Gölgesinde Barışı Aramak

Sosyolog yazar Bedrettin Gündeş, 1 Eylül Dünya Barış Günü'nde yayınladığı makalesinde onca yaşanan savaşlara rağmen geçmişten ders çıkarmamış olmak çok acı ifadesinde bulunuyor.

GÜNCEL - 01-09-2026 11:29

İnsanlık tarihi, ne yazık ki yalnızca uygarlıkların, bilimsel gelişmelerin ve büyük toplumsal dönüşümlerin değil; savaşların, yıkımların, zorunlu göçlerin ve milyonlarca insanın yarım kalan hayatlarının da tarihidir. 

1 Eylül Dünya Barış Günü, tam da böylesine acı bir tarihsel hafızanın içinden doğmuş; zamanla savaş karşıtlığının, birlikte yaşama iradesinin ve insanlığın ortak geleceğine sahip çıkma çağrısının simgelerinden biri haline gelmiştir.

1 Eylül tarihinin seçilmesinin ardında insanlık tarihinin en büyük felaketlerinden biri bulunmaktadır. Nazi Almanya’sının 1 Eylül 1939'da Polonya'yı işgali, Avrupa'da II. Dünya Savaşı'nın başlangıcı oldu. 

Ardından gelen yıllar milyonlarca insanın yaşamını yitirmesine, kentlerin yok olmasına, halkların yerlerinden edilmesine ve insanlık tarihinin en ağır suçlarından bazılarının yaşanmasına sahne oldu. Bu nedenle 1 Eylül, özellikle sosyalist ülkelerde ve daha sonra Türkiye dahil farklı toplumsal hareketlerde, savaşın başladığı günü barış talebine dönüştüren sembolik bir gün olarak anılmaya başlandı.

Ancak barış, yalnızca silahların susması değildir. Gerçek barış; insanların kendilerini güvende hissettiği, hukukun işlediği, temel hak ve özgürlüklerin korunduğu, farklı kimliklerin birbirini tehdit olarak görmediği, adaletin ve eşit yurttaşlığın güçlendiği bir toplumsal düzeni ifade eder. 

Birleşmiş Milletler ‘in de bugün vurguladığı gibi barış, savaşın yokluğundan daha geniş bir anlam taşımakta; güvenlik, insan onuru, fırsatlara erişim ve birlikte yaşama kültürüyle anlam kazanmaktadır.

Bu nedenle Dünya Barış Günü'nün toplumsal karşılığı yıllar içinde değişmiş ve genişlemiştir. Bir zamanlar ağırlıklı olarak devletlerarasındaki savaşların sona erdirilmesi üzerinden konuşulan barış kavramı bugün; demokrasi, insan hakları, yoksullukla mücadele, toplumsal adalet, ayrımcılığın önlenmesi, kadınların ve çocukların korunması, çevresel adalet, göç, nefret söylemi ve toplumlar arasındaki güven ilişkileriyle birlikte değerlendirilmektedir. 

Çünkü toplumsal barışın olmadığı yerde siyasal barışın, adaletin olmadığı yerde ise kalıcı huzurun sağlanması kolay değildir.

Aradan 87 yıl geçmiş olmasına rağmen, 1 Eylül 1939'un insanlığa bıraktığı derslerin tamamının öğrenildiğini söylemek ne yazık ki olası değildir. 2026 dünyasında Ukrayna'daki savaş devam ederken, Gazze'de ateşkese rağmen can kayıpları yaşanmakta, Sudan'daki çatışmalar ve insani kriz sürmekte, Orta Doğu yeni gerilim ve savaşlarla karşı karşıya bulunmakta, sağlıklı kentler oluşturulamadığı için doğa felaketleriyle insanlık Nepal’de olduğu gibi toplu kayıplar vermektedir. 

Teknolojik gelişmenin ve yapay zekanın insanlığın sınırlarını yeniden tanımladığı bir çağda, milyonlarca insanın hala savaş, açlık, zorunlu göç, kötü yaşam koşulları ve güvensizlik içinde yaşaması çağımızın en büyük çelişkilerinden biridir.

Bu nedenle 1 Eylül yalnızca geçmişte yaşanan savaşları hatırlama günü değildir; gelecekte hangi dünyada yaşamak istediğimizi sorgulama günüdür. Barışı istemek edilgen bir temenni değil; adaleti, demokrasiyi, diyaloğu, hukuku ve insan yaşamının dokunulmazlığını savunma sorumluluğudur. 

Barış kültürü devletlerden önce insanın dilinde, siyasetin üslubunda, toplumun birbirine bakışında ve çocuklara bırakılan değerlerde filizlenir. Evrensel kültür ve demokratik değerlerle olgunlaşmayla yol alır. 

Bugün yeniden hatırlamamız gereken belki de en temel gerçek; İnsanlığın ortak geleceği savaş meydanlarında değil, konuşabilme, birbirini anlayabilme ve farklılıklarla birlikte yaşayabilme iradesinde kurulacaktır.

1 Eylül Dünya Barış Günü, bu nedenle yalnızca bir anma değil; geçmişin acılarından ders çıkararak daha demokratik, daha adil ve daha insanca bir geleceği kurma çağrısıdır.

Çünkü barış, yalnızca savaşın olmadığı bir dünya değil; insanın insandan korkmadığı bir dünya kurabilme iradesidir. 01.09.2026

Bedrettin GÜNDEŞ

Sosyolog Yazar 

Günün Diğer Haberleri