Toplantı, MTSO Yönetim Kurulu Başkanı Hakan Sefa Çakır’ın Türkiye ve dünya ekonomisindeki gelişmelere ilişkin değerlendirmeleriyle devam etti. Küresel ölçekte devam eden savaşların ve jeopolitik gelişmelerin Mersin ekonomisine etkilerine değinen Çakır, kentin özellikle dış ticaret ve lojistikteki güçlü konumunun kriz dönemlerinde sağladığı avantajlara dikkat çekti.
Çakır’dan kur desteği talebi
Türkiye ekonomisinde yüksek faiz, enflasyon, krediye erişimde yaşanan güçlükler ve nakit akışı sorunlarının firmalar üzerindeki baskıyı artırdığını söyleyen Çakır, özellikle ihracatçıların kur-enflasyon makası nedeniyle zorlandığını kaydetti. Mersin’in önemli bir ihracat kenti olduğunu vurgulayan Çakır, yaklaşık 150 ülkeyle dış ticaret ilişkisi bulunan kentin, Türkiye’nin en büyük limanlarından birine, güçlü bir lojistik altyapıya ve geniş bir tır filosuna sahip olduğunu hatırlattı. Buna karşın ihracatçıların mevcut koşullarda pazarlarını korumakta zorlandığını dile getiren Çakır, “Kurların düşük kalması sıkıntı. İhracatçı firmalara yüzde 3 kur desteği veriliyor. Ama yüzde 32 enflasyonun, yüzde 17 kur artışının olduğu yerde ihracatçının pazar kaybetmemesi için kur desteğinin yüzde 10’a çıkarılmasını talep ediyoruz” ifadelerini kullandı.
“Mersin krize direniyor”
Küresel ticaretteki gelişmelerin Mersin ekonomisine yansımalarını da ele alan Çakır, Hürmüz Boğazı’ndaki geçiş sorunları ve bu bölgede devam eden savaşların küresel ticaret dengelerini değiştirdiğini söyledi. Bu gelişmelerin Mersin Limanı’ndaki talebi artırdığını, doluluk oranları ile transit yüklerde yükseliş yaşandığını, buna karşılık bekleme sürelerinin de uzadığını aktardı. Rusya-Ukrayna savaşının ise kent ekonomisine olumsuz yansımalarının bulunduğunu ifade eden Çakır, Türk gemilerinin Karadeniz’de vurulduğunu, bu nedenle gemilerin Rusya’ya gitmek istemediğini söyledi. Türkiye’nin narenciye ihracatının önemli bir bölümünün Rusya pazarına yöneldiğini hatırlatan Çakır, gemilere yönelik saldırıların taşımacılık maliyetlerini artırdığını, bunun da tarımsal ürünlerin satışını ve yeni sezon hazırlıklarını olumsuz etkilediğini kaydetti.
“Burası bir gıda üretim bölgesi” diyen Çakır, ağustos ayında başlaması beklenen satın alma hareketliliğinin henüz oluşmadığına işaret ederek, üretim ve satış tarafında ciddi belirsizliklerin yaşandığını söyledi. Konuyla ilgili bakanlıkla gerekli temasları sürdürdüklerini belirten Çakır, ürünlerin güvenli şekilde Rusya’ya ulaştırılması için her türlü girişimin yapılması gerektiğini ifade etti.
“Nakit akışını düzenlememiz lazım”
Yüksek faiz ve krediye erişimde yaşanan sorunların firmaların finansman yapısını zorladığını da dile getiren Çakır, talep yetersizliği nedeniyle uzun süredir nakit döngüsünde sıkıntı yaşandığını söyledi.
“Yüksek faizin karşılığında kredi alamayan çok firmamız var. Kredilerini ödeyemeyen, batan, konkordato ilan eden firmalarımız var. Talep yetersizliği nedeniyle firmalar nakit akışını tamamlayamıyor. Nakit akışını düzenlemeliyiz” diyen Çakır, enflasyon nedeniyle firmaların sattıkları ürünleri aynı maliyetle yerine koyamadığını da belirtti. Büyük ölçekli firmalarda dahi ciddi bir erime yaşandığını kaydetti.
“Birlik ve beraberliği korumalıyız”
Mersin’in Türkiye’nin diğer kentlerine kıyasla krizlere karşı daha dirençli bir konumda olduğunu söyleyen Çakır, buna rağmen kentte çok sayıda firmanın ciddi sorunlarla mücadele ettiğini dile getirdi.
Mersin’in güçlü dış ticaret yapısının önemli bir avantaj olduğunu belirten Çakır, firmaların mevcut koşullarda müşteri kaybetmemek adına başa baş ya da düşük kârla satış yapmak zorunda kaldığını ifade etti.
Ekonomik zorlukların yanı sıra yaklaşan seçim sürecine de değinen Çakır, birlik ve beraberliğin korunmasının, seçimlerin etik kurallar çerçevesinde yürütülmesinin önemini vurguladı