DİSK Genel İş Sendikası Mersin Şubesi ve Akdeniz Belediyesi işbirliği ile düzenlenen 4. Akdeniz İşçi Festivali, “Sınırda” adlı tiyatro gösterimi ile sona erdi. Festivalin panel bölümünde Akdeniz Belediyesi Eş Başkanı Yüksel Mutlu’nun yanı sıra akademisyenler, milletvekilleri ve sendika başkanları konuşmacı olarak yer aldı.
Törende bir konuşma yapan DİSK Genel Başkanı Kani Beko,DİSK kurulmadan önce Türk-İş çatısı altında ekonomik, sosyal, demokratik ve siyasi anlamdaki beklentilerine karşılık bulamadıklarını ifade ederek bunun üzerine Kemal Türkler Başkanlığında kurulan DİSK’in, o günden beri emekçinin umut ışığı haline geldiğini vurguladı. Ankara’da 17 Şubat 2016 günü gerçekleşen terör saldırısına değinen Kani Beko, “Ankara’da barış güvercinlerimizi, barış elçilerimizi vurdular. Bu topraklarda kaybettiğimiz güzelim çocuklarımızın ölümüne neden olanların adres bellidir. Onlar savaştan, biz barış ve kardeşlikten yanayız. İşçilerin köleleştirilmesi için bütün yasaları bir bir meclise getiriyorlar. İnsanlık tarihinin en ağır suçlarından biri olan insan ticaretini bir gecede yasalaştırdılar. Kiralık işçi adı altında AKP'li milletvekilleri tarafından getirilen yasa, Ortaçağ dönemindeki gibi işçinin satılması anlamına geliyor. Biz bu yasa ortadan kalkana kadar mücadelemizi sürdüreceğiz. 2011-2012’de IMF’den alınan kredi karşılığında, uluslar arası sermaye tarafından istenen kıdem tazminatlarının kaldırılması, bireysel emeklilik fonunun kurulması, özel istihdam büroları ve esnek çalışma şartlarını yerine getirdiler. Bugün İşsizlik Fonunda 105 milyar lira olması gerekirken, bunun yarıdan fazlası hazineye aktarılmış durumdadır. Bireysel Emeklilik Fonu adı altında 43 yaşın altındaki her işçiden keserek elde etmeyi düşündükleri kaynağı, Kanal İstanbul Projesine ve savaşlara aktaracaklar” diye konuştu.
KESK Eş Genel Başkanı Lami Özgen de Yerel yönetimlerle haklar, demokrasi ve siyasal mücadelenin birbirinden bağımsız olmadığını belirten “Egemen kesimler, genel siyasal süreçlerini basit bir oy verme süreci gibi göstererek halkın temel hak ve özgürlüklerinin genişletilmesi, halkın tümünün karar süreçlerine katılmasını kabul etmez ve kendi mevcudiyetlerine tehdit olarak görürler."dedi.
CHP Mersin Milletvekili Aytuğ Atıcı da sunumunda, emekçinin hakları bir yana, insan haklarının dahi hiçe sayıldığı bir ortamda olduklarının altını çizdi, sosyal demokrat yönetimlerin; ulusal bağımsızlık mücadelesinin birikimleri ve Cumhuriyet devrimlerinden aldıkları aydınlanmacı güçle ve zamanın ihtiyaçlarını da gözeterek halkların ihtiyaçlarını karşılamaya yönelik çağdaş politikalar geliştirmek zorunda olduklarını vurguladı. Bunun tanımsal karşılığının da “Evrensel Sosyal Demokrasi” olduğunu kaydeden Atıcı, bu yaklaşımda merkezde insan ve doğanın olması ve çalışmaların buna göre yapılması gerektiğini anlattı. Yerel yönetimlerin hedefinin, ilk etapta halkın temel gereksinimlerini karşılayacak çözümler üretmek olduğunu sözlerine ekleyen Atıcı, piramidin en alt tabakasını çözmeden, üst katmanlara geçmenin mümkün olmadığını dile getirdi.
HDP İzmir Milletvekili Ertuğrul Kürkçü ise sunumunda, 15-16 Haziran İşçi İsyanı'nın, sendikal özyönetimin ortadan kaldırılması saldırılarına karşı işçilerin başkaldırısı olarak değerlendirdi. Özyönetim kavramlarının, bugün Türkiye’de cürüm olarak görülen, kriminalize edilen kavramlar haline getirildiğine işaret eden Kürkçü, Türkiye Cumhuriyeti’nin tarihinde, özerklik kavramının en eski tartışmalardan biri olduğunu belirtti; 1921 Anayasasında, “Türkiye idaresi vilayetlerden oluşur, vilayet yerel ölçekte tüzel kişiliğe ve özerkliğe sahiptir” hükmünün bulunduğuna işaret etti.
Akdeniz İşçi Fetivali'nin son bölümünde, Akdeniz Belediyesi Konferans Salonunda, Oyun ve Roman Yazarı Muzaffer İzgü’nün “Sınırda” adlı oyunu izleyicilerin beğenisine sunuldu. Ramazan Velieceoğlu’nun yönettiği, sınır komşusu olan 2 ülkenin askerlerinin arasında geçenleri anlatan savaş karşıtı ve barış temalı oyunda Ali Sesal ve Semir Bolat rol aldı.
MERSİN KENT HABER

















