Elektrik Mühendisleri Odası Mersin Şubesi 15. Dönem Yönetim Kurulu Başkanı Prof. Dr. Alkan Alkaya, binalarda enerji performansı ve yenilenebilir enerji uygulamalarına ilişkin kapsamlı bir basın açıklaması yaptı. Alkaya, mevzuatla getirilen yenilenebilir enerji zorunluluklarının sahada etkin biçimde uygulanması ve denetlenmesi gerektiğine dikkat çekti.
Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı tarafından yürütülen Binalarda Enerji Performansı Yönetmeliği kapsamında hayata geçirilen “Neredeyse Sıfır Enerjili Bina (NSEB)” uygulamasının, yüksek enerji performansını yenilenebilir enerji kullanımıyla bir araya getirdiğini belirten Alkaya, düzenlemenin kapsamının son yıllarda genişletildiğini ifade etti.
Alkaya’nın verdiği bilgilere göre, 1 Ocak 2023-1 Ocak 2025 döneminde toplam yapı inşaat alanı 5 bin metrekarenin üzerindeki binalarda enerji ihtiyacının en az yüzde 5’inin yenilenebilir enerji kaynaklarından karşılanması zorunluydu. 1 Ocak 2025 itibarıyla ise kapsam 2 bin metrekareye indirilirken, yenilenebilir enerji kullanım oranı yüzde 10’a yükseltildi. NSEB kapsamındaki binaların Enerji Kimlik Belgesi (EKB) sınıfının da en az “B” olması gerekiyor.
“Mevzuat ile saha arasında mesafe oluşmamalı”
Bakanlık verilerine göre her yıl yaklaşık 30 bin yeni binanın NSEB şartlarında inşa edilmesinin öngörüldüğünü belirten Alkaya, uygulamanın enerji tasarrufu ve karbon emisyonlarının azaltılması açısından önemli bir potansiyel taşıdığını kaydetti.
Ancak mevzuatın tek başına yeterli olmayacağını vurgulayan Alkaya, projede yenilenebilir enerji sisteminin gösterilmesiyle sistemin gerçekte kurulup çalıştırılmasının aynı şey olmadığını ifade etti.
Alkaya, “Bir binanın projesinde yenilenebilir enerji sisteminin yer alması ile bu sistemin fiilen, projede belirtilen kapasitede ve mühendislik standartlarına uygun şekilde kurulup çalışır durumda olması arasında önemli bir fark vardır” değerlendirmesinde bulundu.
Denetimin her aşamasına dikkat çekti
Alkaya, yenilenebilir enerji sistemlerinin denetiminin proje aşamasından iskân sürecine kadar bütüncül şekilde yürütülmesi gerektiğini belirtti.
Proje aşamasında, özellikle çatı üstü fotovoltaik sistemlerin kapasite hesabının çatı alanı ve yönlenme verileriyle uyumlu olması gerektiğini kaydeden Alkaya, elektrik ve mekanik projelerin de birbiriyle uyumlu hazırlanmasının önemine dikkat çekti.
Ruhsat aşamasında ise NSEB kapsamındaki binalar için BEP-TR yazılımıyla hazırlanan Ön Hesap Sonuç Formu'nun önemine işaret eden Alkaya, bazı ruhsat süreçlerinde bu formun aranmamasının denetim zincirinde istisna alanı oluşturduğunu belirterek, konunun kamuoyu ve meslek örgütleri açısından netleştirilmesi gerektiğini söyledi.
Yapım aşamasında yapı denetim kuruluşlarının sorumluluğuna da dikkat çeken Alkaya, projede yer alan panel sayısı, inverter kapasitesi, kablolama ve koruma düzenlerinin sahadaki uygulamayla karşılaştırılması gerektiğini ifade etti.
“İskân öncesi fiili durum doğrulanmalı”
Alkaya, en kritik aşamalardan birinin kabul ve iskân süreci olduğunu belirterek, fotovoltaik sistemlerin yalnızca projede gösterilmesinin yeterli olmadığını vurguladı.
Sistemin gerçekten kurulmuş, devreye alınmış ve çalışır durumda olduğunun yapı kullanma izni verilmeden önce ölçüm ve kabul testleriyle doğrulanması gerektiğini belirten Alkaya, “Kurulu kapasitenin projede belirtilen değerle örtüştüğünün teyit edilmesi gerekiyor” dedi.
Elektrik mühendisliği açısından güvenlik uyarısı
Güneş enerjisi sistemlerinin çatıya birkaç panel yerleştirilmesinden ibaret olmadığını ifade eden Alkaya, sistemlerin güvenli ve verimli çalışması için çok sayıda teknik unsurun eksiksiz yerine getirilmesi gerektiğini söyledi.
Alkaya; doğru inverter seçimi, DC ve AC kablolama standartlarına uygunluk, aşırı akım ve aşırı gerilim koruması, yıldırımdan korunma, topraklama, kaçak akım koruma düzenekleri, şebekeye bağlantı uygunluğu, yangın güvenliği, enerji izleme ve sayaçlandırma altyapısı ile varsa batarya sistemlerinin güvenlik gereksinimlerinin sağlanması gerektiğini kaydetti.
Bu unsurların devreye alma sırasında gerçekleştirilecek kabul testleriyle doğrulanmasının hem enerji verimliliği hem de bina sakinlerinin can ve mal güvenliği açısından önemli olduğunu belirten Alkaya, eksik denetimin ciddi riskler oluşturabileceğini ifade etti.
Kamu kurumlarına çağrı
Prof. Dr. Alkan Alkaya, yenilenebilir enerji uygulamalarındaki denetim mekanizmasının güçlendirilmesi amacıyla kamu kurumlarına da çeşitli çağrılarda bulundu.
Alkaya; Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı'nın sonradan denetim yetkisine ilişkin hukuki belirsizliği gidermesini, BEP-TR üzerinden üretilen verilerin denetim amacıyla etkin kullanılmasını, ruhsat veren idarelerin teknik içerik denetimini güçlendirmesini ve yapı denetim kuruluşlarının yenilenebilir enerji sistemleri için standart kontrol listeleri kullanmasını önerdi.
Enerji Kimlik Belgesi uzmanları ve yetkili kuruluşların da belge düzenleme sürecinde yalnızca proje ve evrakları değil, sahadaki fiili durumu esas alması gerektiğini belirtti.
“Eksiklik varsa iskân verilmemeli”
Alkaya, çözüm önerileri arasında yapım aşamasındaki fiili kurulumun projeyle karşılaştırılarak standart bir tutanakla kayıt altına alınmasını, iskân öncesinde sistemin çalışır durumda olduğunun ölçüm ve kabul testleriyle doğrulanmasını ve projede belirtilen yenilenebilir enerji kapasitesi ile gerçekleşen kapasite arasındaki uygunluğun denetim raporlarına açıkça yansıtılmasını sıraladı.
Ayrıca belediyeler ile yapı denetim kuruluşları arasında dijital veri paylaşımı ve çapraz kontrol mekanizması kurulması, elektrik mühendisliği açısından gerekli devreye alma testlerinin standardize edilmesi ve denetim sonuçlarının elektronik ortamda arşivlenmesi gerektiğini belirtti.
Projeye aykırı veya eksik uygulama tespit edilen binalarda gerekli düzeltmeler tamamlanmadan yapı kullanma izni verilmemesi gerektiğini vurgulayan Alkaya, sonradan denetim yetkisine ilişkin hukuki belirsizliğin de ilgili kurumlar tarafından ivedilikle ve şeffaf biçimde netleştirilmesi çağrısında bulundu.
“Yönetmeliği uygulamak kadar denetlemek de kamu görevi”
Türkiye'nin enerji arz güvenliği, enerji ithalatının azaltılması ve iklim hedefleri açısından NSEB uygulamasının stratejik önem taşıdığını belirten Alkaya, düzenlemelerin kâğıt üzerinde kalmaması gerektiğini söyledi.
Alkaya açıklamasını, “Yönetmelik çıkarmak kadar, yönetmeliğin uygulanmasını denetlemek de kamu görevidir. Türkiye'nin enerji arz güvenliği, enerji ithalatının azaltılması ve iklim hedefleri açısından NSEB uygulaması stratejik bir öneme sahiptir; bu hedeflerin kâğıt üzerinde kalmaması, sahadaki denetim zincirinin her halkasının güçlü işlemesine bağlıdır” sözleriyle tamamladı.

















