TÜRKİYE’DE HER GÜN 28 BİN YENİ İCRA DOSYASI AÇILIYOR
CHP Mersin Milletvekili Gülcan Kış, ücret ve aylıklardaki erimeyle icra dosyalarındaki artışa dikkat çekerek iktidarın ekonomi politikalarına sert tepki gösterdi.
2026 yılının ilk yedi ayında enflasyonun yüzde 19,86’ya ulaştığını belirten Kış, asgari ücretlinin, emeklinin ve kamu çalışanının gelirindeki artışın daha cebe girmeden fiyat artışları karşısında eridiğini söyledi.
Vatandaşın temel ihtiyaçlarını karşılayabilmek için kredi kartına ve ihtiyaç kredilerine yönelmek zorunda bırakıldığını ifade eden Kış, borcunu ödeyemeyen milyonlarca kişinin ise bankaların, finans kuruluşlarının ve varlık yönetim şirketlerinin takibine düştüğünü vurguladı.
“HER GÜN 28 BİN YENİ İCRA DOSYASI AÇILIYOR”
Ulusal Yargı Ağı Bilişim Sistemi verilerine göre 1 Ocak-21 Ağustos 2026 tarihleri arasında icra dairelerine 6 milyon 555 bin yeni dosya geldiğini açıklayan Gülcan Kış, şunları söyledi:
“Türkiye’de yılın ilk 233 gününde 6 milyon 555 bin yeni icra dosyası açıldı. Bu, her gün yaklaşık 28 bin, her saat 1.170, neredeyse her dakika 20 yeni icra dosyası demektir. Geçen yılın aynı döneminde 6 milyon 458 bin olan yeni dosya sayısı, bu yıl 97 bin daha arttı.
Aynı dönemde 4 milyon 550 bin dosya sonuçlandırılmasına veya işlemden kaldırılmasına rağmen icra dairelerinde açık durumda bulunan toplam dosya sayısı 26 milyona ulaştı. Derdest dosya sayısı yalnızca son bir yılda 1 milyon 562 bin arttı. İktidar hangi büyümeden, hangi refahtan söz ediyor? Vatandaşın yaşadığı büyüme, yalnızca borcun, faizin ve icra dosyalarının büyümesidir.”
ALTI AYDA 1 MİLYON 117 BİN KİŞİ İCRALIK OLDU
Borç krizinin artık yalnızca ekonomik değil, ağır bir toplumsal sorun hâline geldiğini belirten Kış, yılın ilk altı ayında 638 bin kişinin bireysel kredi, 836 bin kişinin ise kredi kartı borcunu ödeyemediği için takibe alındığına dikkat çekti.
Hem bireysel kredi hem de kredi kartı borcu nedeniyle takip edilenler tek kişi olarak sayıldığında, yalnızca altı ayda 1 milyon 117 bin kişinin icra takibine düştüğünü belirten Kış, açıklamasını şöyle sürdürdü:
“Önceki yıllarda takibe alındığı hâlde borcunu hâlâ ödeyemeyen vatandaşlarımızın sayısı 4 milyon 400 bine yükseldi. Haziran sonu itibarıyla bankalar ve finans kuruluşlarının takibinde 2 milyon 769 bin, varlık yönetim şirketlerinin takibinde ise 2 milyon 314 bin kişi bulunuyor.
Bu insanlar keyiflerinden borçlanmadılar. Kirasını, faturasını, mutfak masrafını, çocuğunun eğitim giderini ve sağlık harcamasını karşılayabilmek için borçlandılar. İktidar vatandaşa geçinebileceği bir gelir sağlamadı; kredi kartı limitini geçim kapısına dönüştürdü. Borçla ayakta kalmaya çalışan milyonlarca vatandaş şimdi faiz, gecikme bedeli ve icra masrafları altında eziliyor.”
“EMEKLİYE VERİLEN ZAM İLK AYDAN ERİDİ”
Yılın ilk yedi ayında gerçekleşen yüzde 19,86’lık enflasyonun, geçen yılın aynı dönemindeki yüzde 19,08’lik enflasyonun üzerine çıktığını hatırlatan Kış, “İktidar enflasyon düşüyor diyor ancak vatandaşın yaşadığı enflasyon geçen yıldan daha ağır seyrediyor” dedi.
En düşük emekli aylığının temmuz ayında 20 bin liradan 23 bin 552 liraya yükseltildiğini ancak yapılan artışın yaklaşık 420 lirasının daha ilk ayda eridiğini belirten Kış, şunları kaydetti:
“En düşük emekli aylığı 23 bin 552 lira, açlık sınırı ise 37 bin liraya dayanmış durumda. Emeklinin aylığı açlık sınırının yaklaşık 13 bin 500 lira altında kalıyor. Bu tabloya zam değil, olsa olsa sefalet aylığının güncellenmesi denilebilir.
Yılın ilk yarısında enflasyon karşısında 3 bin 552 lira kaybeden emekliye temmuz ayında aynı tutarda artış yapıldı. Emeklinin kaybı yalnızca kâğıt üzerinde yerine konuldu, ardından yapılan artış daha ilk aydan yeniden erimeye başladı. İktidar emekliye refah payı vermediği gibi kaybettiği alım gücünü dahi geri vermedi.”
ASGARİ ÜCRETLİNİN 5 BİN 576 LİRASI ERİDİ
Ocak ayında 28 bin 75 lira olarak belirlenen asgari ücrete yılın ikinci yarısında ara zam yapılmamasını da eleştiren Kış, ilk yedi aylık fiyat artışlarının asgari ücret üzerindeki karşılığının 5 bin 576 liraya ulaştığını söyledi.
Kış, “Asgari ücretlinin cebinden yedi ayda 5 bin 576 lira enflasyonla alındı. Ücret aynı kaldı ancak ekmekten kiraya, ulaşımdan elektriğe kadar her şey zamlandı. Asgari ücret artık bir geçim ücreti değil, vatandaşın hangi faturasını ödeyemeyeceğine karar vermek zorunda kaldığı bir sefalet ücretidir” ifadelerini kullandı.
“KAMU ÇALIŞANININ ZAMMININ DÖRTTE BİRİ BİR AYDA GİTTİ”
Kamu çalışanları ve emeklilerine temmuz ayında enflasyon farkının dışında yüzde 7 oranında zam yapıldığını hatırlatan Kış, bu artışın dörtte birinin daha temmuz ayında eridiğini belirtti.
Eş ve çocuk yardımlarıyla birlikte 70 bin 218 liraya yükselen düşük memur aylığının yaklaşık 1.250 lirasının bir ayda kaybedildiğini vurgulayan Kış, şöyle konuştu:
“İktidar maaşlara zam yaptığını açıklıyor, ardından vergi ve fiyat artışlarıyla verdiğini fazlasıyla geri alıyor. Çalışanın, emeklinin ve asgari ücretlinin geliri her ay biraz daha küçülürken borcu ve ödediği faiz büyüyor. Bu nedenle ücretlerdeki erimeyle icra dosyalarındaki artış birbirinden bağımsız değildir. İcra dairelerindeki 26 milyon dosya, iktidarın uyguladığı ekonomi politikasının doğrudan sonucudur.”
“SARAYIN İTİBARINDAN TASARRUF YOK, VATANDAŞIN SOFRASINDAN VAR”
İktidarın kamuda tasarruf söylemlerine rağmen vatandaşın üzerindeki yükü artırmaya devam ettiğini belirten Kış, şunları söyledi:
“Sarayın harcamasından, kamudaki israftan ve faize aktarılan milyarlardan tasarruf etmeyen iktidar; emeklinin aylığından, çalışanın ücretinden, çiftçinin desteğinden ve vatandaşın sofrasından tasarruf ediyor. Sarayın itibarı için para bulunuyor ama borcunu ödeyemeyen 4 milyon 400 bin vatandaş için çözüm bulunmuyor.
AKP’nin ekonomi düzeninde kazanan bankalar, faiz lobileri ve varlık yönetim şirketleri; kaybeden ise emeğiyle geçinmeye çalışan milyonlardır. Vatandaş daha fazla çalışıyor, daha az kazanıyor, daha çok borçlanıyor ve sonunda icralık oluyor. Türkiye’yi içine sürükledikleri düzenin özeti budur.”
BORÇLAR İÇİN YAPILANDIRMA ÇAĞRISI
Vatandaşların bireysel kredi ve kredi kartı borçlarının yüksek faiz yükünden arındırılarak uzun vadeli ve ödenebilir koşullarda yapılandırılması gerektiğini belirten Gülcan Kış, şu çağrıda bulundu:
“Daha önce Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına sunduğumuz kanun teklifinde de açıkça ifade ettik: Vatandaşın borç ve faiz yükü hafifletilmeli, kredi kartı ve bireysel kredi borçları gerçek anlamda ödenebilir koşullarda yapılandırılmalıdır. Temerrüt faizleri, gecikme bedelleri ve icra masrafları altında büyüyen borç sarmalına son verilmelidir.
Ancak yalnızca borcu yapılandırmak da yeterli değildir. Asgari ücret derhâl artırılmalı, en düşük emekli aylığı en az açlık sınırı seviyesine yükseltilmeli, kamu çalışanlarının enflasyon kayıpları giderilmelidir. Vatandaşı borçlandırarak değil, gelirini ve alım gücünü artırarak yaşatacak bir ekonomi politikası uygulanmalıdır.
İcra dosyalarını değil, milletin refahını büyütmek zorundayız. Bunun yolu da emeğin karşılığını aldığı, gelirin adil bölüşüldüğü ve vatandaşın bankalara mahkûm edilmediği bir ekonomik düzenden geçmektedir.”

















