Türkiye ekonomisinin 2025 karnesi: Büyüme sürdü, sanayi son 30 yılın dibine indi
İLKE Vakfı'ndan 20 başlıkta "İktisat İzleme Raporu 2025: Sürdürülebilir Büyüme ve Kalkınma"
Rapora göre Türkiye sıkı para politikasına rağmen %3,6 büyüdü ve kişi başına gelir 18 bin doları aşarak orta gelir tuzağını geride bıraktı; ancak büyümenin yükünü inşaat ve hizmetler taşırken sanayinin milli gelirdeki payı %18,1 ile son 30 yılın en düşük seviyesine geriledi. Raporun tarihi bulgusu ise enerjiden geldi: Güneş enerjisi, kurulu güçte ilk kez doğal gazı geçti.
Türkiye İstatistik Kurumu verilerine göre 2025 yılını 63 trilyon TL'lik (1 trilyon 596 milyar dolar) milli gelirle kapatan Türkiye ekonomisi, enflasyonla mücadele için uygulanan daraltıcı politikalara rağmen büyümesini korudu. Ancak İLKE Vakfı'nın beşinci kez yayımladığı İktisat İzleme Raporu, bu büyümenin kompozisyonuna dikkat çekiyor: Deprem sonrası yeniden imarın sürüklediği inşaat sektörü %10,8, bilgi ve iletişim %8 büyürken; iklim krizi ve 65 ilde etkili olan zirai donun vurduğu tarım %8,8 daraldı. Rapor, Türkiye ekonomisinin "üretim merkezli bir yapıdan hizmet ve inşaat temelli bir modele evrildiğini" tespit ediyor ve bu tercihi sürdürülebilir büyümenin önündeki temel yapısal risk olarak tanımlıyor.
Bu yıl "Sürdürülebilir Büyüme ve Kalkınma" temasıyla hazırlanan rapor; makroekonomik dengelerden gelir dağılımına, tarımdan enerjiye, işgücü piyasasından startup ekonomisine ve küresel karşılaştırmalara uzanan 20 bölümüyle Türkiye ekonomisini yalnızca büyüme rakamları üzerinden değil; çevresel sürdürülebilirlik, sosyal adalet ve kurumsal dayanıklılık boyutlarıyla birlikte değerlendiriyor.
"Sürdürülebilirlik artık makroekonomik istikrarın temel belirleyicisi"
Raporun takdim yazısında İLKE Vakfı Yönetim Kurulu Başkanı Av. Ahmet Sait Öner, geleneksel büyüme modellerinin yapısal sınırlarına işaret ederek şu değerlendirmeyi yapıyor: "Sürdürülebilirlik, yalnızca çevresel bir hassasiyet alanı olmanın ötesine geçerek makroekonomik istikrarın, finansal sistemlerin ve toplumsal refahın temel belirleyicilerinden biri haline gelmektedir."
Editörlüğünü Doç. Dr. Erhan Akkaş'ın üstlendiği raporda; enflasyonun düşürülmesinden yeşil dönüşüme, gelir dağılımındaki bozulmadan Avrupa Birliği'nin Sınırda Karbon Düzenleme Mekanizması'nın (SKDM) Türkiye ihracatına etkilerine kadar geniş bir alanda politika önerileri sıralanıyor.
Tarihi eşik: Güneş, doğal gazı geçti
Raporun en çarpıcı bulgularından biri enerji sektöründen geliyor. 2025 sonu itibarıyla güneş enerjisi 25.109 MW kurulu güce ulaşarak doğal gazı (24.232 MW) ilk kez kalıcı biçimde geride bıraktı. 2015'te payı yalnızca %0,3 olan güneş enerjisi, bugün toplam kurulu gücün %20,5'ini oluşturuyor; yenilenebilir kaynakların toplam içindeki payı ise %62,4'e yükseldi. Türkiye aynı yıl elektrik ihracatını iki katına çıkarıp ithalatını %67 azaltarak net elektrik ihracatçısı konumuna geldi.
Ancak rapor bu tabloya kritik bir şerh düşüyor: Ham petrol ithalatının yaklaşık yarısının Rusya'dan karşılanması, Türkiye'nin "çift hızlı bir enerji geçişi" yaşadığını gösteriyor. Elektrikte yenilenebilir dönüşüm hızlanırken fosil yakıt bağımlılığı yapısal bir kırılganlık olarak sürüyor.
Enflasyon düştü ama fatura eğitime ve kiraya kesildi
Yıllık ortalama enflasyon 2024'teki %58,5 seviyesinden %34,8'e gerilerken, dezenflasyonun topluma eşit yansımadığı görülüyor. Eğitim grubunda yıllık enflasyon %66'yı aştı; 2019 sonundan bu yana genel fiyatlar 8 kat artarken üniversite ücretleri 15,1 kat yükseldi. Konut grubundaki %49'luk artış ve genel enflasyonun 13 puan üzerinde seyreden %44'lük hizmet enflasyonu, dar gelirli haneler üzerindeki baskının sürdüğünü ortaya koyuyor.
Gelir dağılımı tarafında tablo daha da netleşiyor: Türkiye'nin Gini katsayısı 0,41'e yükseldi; en zengin %20'lik kesim milli gelirin %48'ini alırken en yoksul %20'nin payı %6,5'te kaldı. OECD ülkeleri arasında Türkiye'den daha bozuk gelir dağılımına sahip yalnızca iki ülke bulunuyor. Rapor, yaklaşık 11 milyon yurttaşın yoksulluk sınırının altında yaşadığına ve orta sınıfın zayıfladığına dikkat çekiyor.
Rekor ihracat, rekor kapanış
2025, Türkiye ekonomisinde rekorların ve kırılganlıkların iç içe geçtiği bir yıl oldu. Mal ihracatı 273,4 milyar dolarla, turizm gelirleri 65,2 milyar dolarla tarihi zirveye ulaştı; otomotiv sektörü 41,5 milyar dolarlık ihracatıyla liderliğini korudu ve satılan her iki otomobilden biri hibrit ya da elektrikli oldu. Buna karşılık dış ticaret açığı 92 milyar dolara, cari açık beklentilerin üzerinde 25,2 milyar dolara çıktı.
Reel sektörde ise alarm zilleri çalıyor: 2025'te 34.546 şirket kapanarak dönem rekoru kırıldı; kurulan şirket başına kapanış oranı beş yılda ikiye katlandı. Şirketlerin aktif kârlılığı yılın ilk yarısında negatife dönerken, kamu tarafında faiz giderleri %61,7 artışla 2 trilyon TL eşiğini aşarak bütçenin en hızlı büyüyen kalemi oldu.
Dikkat çeken veriler
Türkiye ekonomisi 2025'te %3,6 büyüdü; kişi başına GSYH 18.040 dolara ulaştı. Sanayinin milli gelirdeki payı %18,1 ile son 30 yılın en düşük seviyesine geriledi; imalat PMI yıl boyunca 50'nin altında kaldı. Güneş enerjisi 25.109 MW kurulu güçle ilk kez doğal gazı geçti; yenilenebilirin payı %62,4'e çıktı. Yıllık ortalama enflasyon %58,5'ten %34,8'e indi; politika faizi yıl sonunda %38'e çekildi, KKM tamamen kapatıldı. Eğitim enflasyonu %66; üniversite ücretleri altı yılda 15,1 kat arttı. Gini katsayısı 0,41; en zengin %20, milli gelirin %48'ini alıyor. 65 ilde yaşanan zirai don sonrası kirazda %70,6, fındıkta %38,5 üretim kaybı; tarımsal dış ticaret açığı bir yılda üç katına çıktı. Merkezi yönetim bütçesinde faiz giderleri %61,7 artarak 2 trilyon TL'yi aştı. İhracat 273,4 milyar dolarla rekor kırdı; dış ticaret açığı 92 milyar dolara yükseldi. Kapanan şirket sayısı 34.546 ile dönem rekoru kırdı; işsizlik ise %7,8'e geriledi.
Rapor hakkında
İktisat İzleme Raporu 2025: Sürdürülebilir Büyüme ve Kalkınma, İLKE Vakfı İslam İktisadı Araştırma Merkezi (İKAM) tarafından 2021'den bu yana yayımlanan İktisat İzleme Raporları serisinin beşinci çalışması. Editörlüğünü Doç. Dr. Erhan Akkaş'ın üstlendiği rapor, 19 akademisyen ve uzmanın katkısıyla 20 bölümden oluşuyor; her bölüm temel bulgular ve somut politika önerileriyle birlikte sunuluyor. Rapor, karar alıcılar, akademisyenler ve iş dünyası için Türkiye ekonomisine dair kapsamlı bir başvuru kaynağı niteliği taşıyor.
Rapora ilke.org.tr üzerinden erişilebilir.





















