Mersin Kent Haber
HV
09 AĞUSTOS Pazar 11:54

Kocamaz, Hazırlanmakta Olan Çocuk Koruma Kanunu Yetersiz

İYİ Parti Mersin Milletvekili Burhanettin Kocamaz, Çocuk Koruma Kanunu’nun 14’üncü maddesi üzerine TBMM Genel Kurulu’nda İYİ Parti Grubu adına yaptığı konuşmada, 15-18 yaş arasındaki çocuklar için sosyal inceleme raporunun zorunlu hale getirilmesine ilişkin düzenlemenin yetersiz olduğunu savundu. Kocamaz, “Bir çocuğun hayatı, kişiliği ve geleceği ‘dosya kapsamı’ denilerek geçiştirilemez” dedi.

GÜNCEL
Giriş Tarihi : 09-08-2026 10:02   Güncelleme : 09-08-2026 10:02
Kocamaz, Hazırlanmakta Olan Çocuk Koruma Kanunu Yetersiz

Kocamaz’dan Çocuk Koruma Kanunu’na tepki: “Mahkeme dosyayı görür ama çocuğu göremez”

İYİ Parti Mersin Milletvekili Burhanettin Kocamaz, TBMM Genel Kurulu’nda Çocuk Koruma Kanunu’nun 14’üncü maddesi üzerine İYİ Parti Grubu adına söz aldı. Kocamaz, 15-18 yaş grubundaki çocuklar açısından sosyal inceleme raporunun zorunlu hale getirilmesi konusunda mevcut düzenlemenin sorunu çözmekten uzak olduğunu ifade etti.

Kocamaz, düzenlemenin savcı ve hâkimlere rapor istememe konusunda takdir yetkisi tanımaya devam ettiğini belirterek, bu yetkinin hangi somut ve objektif kriterlere göre kullanılacağının açık biçimde düzenlenmesi gerektiğini söyledi.

“Gerekçe görüntüsü verilmiş kalıp cümleler”

Kanunda, savcı ve mahkemelerin hangi somut şartlarda sosyal inceleme raporu istemekten vazgeçebileceğine ilişkin açık, objektif ve bağlayıcı ölçütlerin bulunmadığını dile getiren Kocamaz, şu ifadeleri kullandı:

“Kanun savcıya ve hâkime ‘Rapor aldırmayabilirsin, yeter ki gerekçe yaz.’ demektedir. Ancak hangi gerekçenin hukuken yeterli sayılacağını söylememektedir.”

“Dosya kapsamı dikkate alınarak rapor istenmesine gerek görülmemiştir”, “suçun niteliği itibarıyla sosyal inceleme yaptırılmamıştır” gibi ifadelerin gerçek anlamda gerekçe sayılamayacağını belirten Kocamaz, bunların yalnızca gerekçe görüntüsü verilmiş kalıp cümleler olduğunu söyledi.

Kocamaz, “Bir çocuğun hayatı, kişiliği ve geleceği ‘dosya kapsamı’ denilerek geçiştirilemez. Hukuk devletinde gerekçe matbu bir cümleden ibaret olamaz. Gerekçe somut, kişiselleştirilmiş, denetlenebilir ve kanuni ölçütlere dayalı olmak zorundadır” dedi.

“Sosyal inceleme raporu çocuk adalet sisteminin pusulasıdır”

Sosyal inceleme raporlarının çocukların yaşam koşullarını anlamak açısından kritik öneme sahip olduğunu vurgulayan Kocamaz, rapor kapsamında çocuğun aile yapısı, eğitim durumu, ihmal veya istismara maruz kalıp kalmadığı ve aile içindeki koşullarının değerlendirildiğini belirtti.

Raporda ayrıca çocuğun okula devam edip etmediği, eğitimden kopmuşsa bunun nedenleri ile başarısızlığın altında ekonomik, psikolojik veya ailevi nedenlerin bulunup bulunmadığının araştırıldığını ifade eden Kocamaz, çocukların suç örgütleri, sokak çeteleri, uyuşturucu satıcıları ya da kendilerini kullanan yetişkinlerin baskısı altında olup olmadığının da ortaya çıkarılması gerektiğini söyledi.

Kocamaz, sosyal inceleme raporunun bir formalite olmadığını belirterek, “Sosyal inceleme raporu çocuk adalet sisteminin pusulasıdır” dedi.

“Mahkeme dosyayı görür ama çocuğu göremez”

Kocamaz, sosyal inceleme raporlarının kaldırılması veya yeterince kullanılmamasının çocuk adalet sistemi açısından ciddi sonuçlar doğuracağını belirterek konuşmasını şöyle sürdürdü:

“Pusulayı ortadan kaldırırsanız mahkeme dosyayı görür ama çocuğu göremez; suçu görür ama suça sürükleyen düzeni göremez; karar verir ama sorunu çözemez.”

“Mahkemeler arasında uygulama farklılığı var”

Türkiye’de çocuk yargılamalarında sosyal inceleme raporlarının hangi yaş grubundaki çocuklar için alınması gerektiği konusunda uzun süredir uygulama farklılıkları bulunduğunu belirten Kocamaz, Yargıtay’ın kurumsal yayınlarında da bu konunun çocuk yargılamalarında karşılaşılan sorunlar arasında gösterildiğine dikkat çekti.

Kocamaz, farklı mahkemelerin benzer durumdaki çocuklar hakkında farklı uygulamalara başvurmasının hukuk güvenliği açısından sorun oluşturduğunu savundu.

“Bir mahkeme 17 yaşındaki çocuk hakkında sosyal inceleme yaptırırken başka bir mahkeme yaptırmıyorsa, bir savcı çocuğun aile ve okul hayatını araştırırken başka bir savcı yalnızca kolluk tutanağına bakıyorsa burada hukuki eşitlikten söz edilemez” diye konuştu.

“Takdir yetkisinin sınırları kanunda gösterilmeli”

Aynı yaşta, benzer şartlarda ve benzer fiiller nedeniyle yargılanan çocukların yalnızca dosyalarının düştüğü mahkeme farklı olduğu için farklı muamele görmesinin hukuk güvenliği açısından kabul edilemeyeceğini belirten Kocamaz, Anayasa’nın 2’nci maddesinde güvence altına alınan hukuk devleti ilkesine vurgu yaptı.

Kocamaz, “Hukuk devleti ilkesi devletin bütün işlemlerinin belirli, öngörülebilir ve denetlenebilir olmasını gerektirir. Takdir yetkisi keyfî olarak kişiye bağlı kullanılamaz. Hâkime takdir yetkisi verilebilir ancak bu yetkinin sınırları kanunda gösterilmelidir” ifadelerini kullandı.

EditörEditör