GÜNCEL
Giriş Tarihi : 15-10-2026 14:11   Güncelleme : 15-10-2026 14:11

MERSİN BAROSU: ASIL ENGEL, ENGELLİLİĞİ YETERSİZLİK OLARAK GÖREN ZİHNİYETTİR!

Mersin Barosu Engelli Hakları Komisyonu Başkanı Av. Nurullah Yıldız, merkezi yerleştirme sonucunda Toroslar Belediyesi avukat kadrosuna yerleşme hakkı kazanan engelli bir avukatın, sağlık kurulu raporundaki “fiziksel aktivite gerektiren işlerde çalıştırılamaz” ibaresi gerekçe gösterilerek, belediye tarafından atamasının uygun bulunmamasına tepki gösterdi.

MERSİN BAROSU:  ASIL ENGEL, ENGELLİLİĞİ YETERSİZLİK OLARAK GÖREN ZİHNİYETTİR!

“ÇAĞDAŞ HUKUK ANLAYIŞI BAKIMINDAN KABUL EDİLEMEZ BİR GERİYE GİDİŞTİR”

 Yıldız açıklamasında, Anayasa ile güvence altına alınmış eşitlik ve kamu hizmetine girme hakkının, kamu idaresinin kararıyla ihlal edildiğini belirterek, “Engellilik mesleki yetersizlik değildir. Asıl engel, engelliliği yetersizlik olarak gören zihniyettir. Çağdaş hukuk anlayışı bakımından kabul edilemez bir geriye gidiştir”” dedi.

 

“ANAYASA İLE GÜVENCE ALTINA ALINMIŞ EŞİTLİK VE KAMU HİZMETİNE GİRME HAKKI, KAMU İDARESİNİN KARARIYLA İHLAL EDİLMİŞTİR”

Mersin Barosu Başkanı Av. Gazi Özdemir, yönetim kurulu üyeleri ve avukatların katılımıyla Mersin Barosu avukatlar odasında gerçekleşen basın açıklamasında konuşan Mersin Barosu Engelli Hakları Komisyonu Başkanı Av. Nurullah Yıldız, Mersin Barosu üyesi engelli bir avukatın yaşadığı hak ihlaline tepki göstererek, “Bugün burada, Anayasa ile güvence altına alınmış eşitlik ve kamu hizmetine girme hakkının, bu hakları korumakla yükümlü bir kamu idaresinin kararıyla ihlal edilmesine karşı sesimizi yükseltmek için bulunuyoruz. Anayasa’nın 10. ve 70. maddeleriyle güvence altına alınan bu haklar, 5378 sayılı Engelliler Hakkında Kanun ile engelliliğe dayalı ayrımcılığın yasaklanması ve makul düzenleme yükümlülüğü bakımından somutlaştırılmıştır.

“RAPORDA MESLEKTAŞIMIZIN AVUKATLIK YAPAMAYACAĞINA İLİŞKİN HERHANGİ BİR TIBBİ TESPİT YOKTUR”

Peki burada toplanmamıza sebep; ne yaşanmıştır? Hukuk fakültesinden mezun olmuş, avukatlık mesleğini icra etme yeterliliğini kazanmış ve merkezi yerleştirme sonucunda Toroslar Belediyesi avukat kadrosuna yerleştirilmiş engelli bir meslektaşımızın ataması, sağlık kurulu raporundaki ‘fiziksel aktivite gerektiren işlerde çalıştırılamaz’ ibaresi gerekçe gösterilerek uygun bulunmamıştır. Oysa raporda meslektaşımızın avukatlık yapamayacağına ilişkin herhangi bir tıbbi tespit bulunmadığı gibi, bağımlılık durumu da açıkça bağımsız olarak belirtilmiştir.

Bir başka ifadeyle, meslektaşımızın mesleki yeterliliğine ilişkin somut bir yetersizlik ortaya konulmadan, bedensel engeli üzerinden avukatlık yapamayacağı sonucuna varılmıştır. İşte itirazımız tam olarak bunadır! Engellilik mesleki yetersizlik değildir. Kamu gücü de önyargıların hukuki gerekçeye dönüştürülebileceği bir araç değildir” ifadelerini kullandı.

 

 

 

“KAMU İDARESİNİN GÖREVİ, ENGELLİ BİREYİN ÇALIŞMASININ ÖNÜNDEKİ ENGELLERİ KALDIRMAKTIR”

Yıldız konuşmasında, bir avukatın mesleki değerinin, merdivenleri nasıl çıktığıyla veya koridorlarda ne kadar hızlı yürüdüğüyle değil; hukuk bilgisi, muhakeme gücü, savunma yeteneği ve mesleki birikimiyle ölçüldüğünü belirterek, “Kamu idaresinin görevi, engelli bireyin neden çalışamayacağına ilişkin gerekçeler üretmek değil, çalışmasının önündeki engelleri kaldırmaktır.

Nitekim ülkemizde farklı engel gruplarından hukukçular kamu kurumlarında ve belediyelerde avukatlık yapmaktadır. Türkiye İnsan Hakları ve Eşitlik Kurumunun bir kararına konu olayda da doğuştan görme engelli bir avukatın yıllardır bir belediyenin hukuk işleri müdürlüğünde görev yaptığı görülmektedir. Engelli avukatların yıllardır kamu hizmetinde görev yaptığı bir ülkede, bugün halâ engelli bir avukatın belediyede çalışıp çalışamayacağının tartışılması, çağdaş hukuk anlayışı bakımından kabul edilemez bir geriye gidiştir.

“HUKUKİ GÜVENLİK, BELİRLİLİK VE EŞİTLİK İLKELERİYLE BAĞDAŞMAMAKTADIR”

Üstelik meslektaşımızın yerleştirildiği kadro için önceden ilan edilmeyen bir fiziksel yeterlilik şartının sonradan sağlık raporunun genişletici yorumuyla yaratılması; hukuki güvenlik, belirlilik ve eşitlik ilkeleriyle bağdaşmamaktadır. Burada üzerinde durmak dahi istemediğimiz bir hususu da dile getirmek zorundayız. Merkezi yerleştirmeyle bir kadroya hak kazanan kişinin, önceden ilan edilmeyen bir koşul ileri sürülerek göreve başlatılmaması, atama sürecinin objektifliği konusunda soru işaretleri doğurmaktadır.

“BELEDİYE BAŞKANI VE BAŞKAN YARDIMCILARIYLA SORUNUN DİYALOG YOLUYLA ÇÖZÜLMESİ İÇİN GİRİŞİMLERİMİZ KARŞILIK BULMADI”

Elbette bu kadronun önceden belirlenmiş bir kişiye tahsis edilmek istendiğine dair bir zihniyetin var olduğunu ve meslektaşımızın bu nedenle göreve başlatılmadığını ileri sürmüyoruz. Böyle bir ihtimali düşünmek dahi istemiyoruz. Ancak Toroslar Belediyesi yönetiminin, atamanın neden gerçekleştirilmediğini ve ileri sürülen koşulların hangi somut hukuki gerekçelere dayandığını kamuoyuna açıklaması, şeffaflık ve kamu yönetimine duyulan güven bakımından zorunludur.

Mersin Barosu olarak, konuyu kamuoyuna taşımadan önce Belediye Başkanı ve Başkan Yardımcılarıyla iletişim kurduk. Sorunun diyalog yoluyla çözülmesi için girişimlerde bulunduk. Ne yazık ki bu girişimlerimiz karşılık bulmadı. Biz çözüm için diyalog yolunu tercih ettik. Ancak karşılaştığımız yaklaşım, sorunun yalnızca bir atama işleminden ibaret olmadığını; engelli haklarına ilişkin yönetim anlayışının da ciddi biçimde sorgulanması gerektiğini ortaya koymuştur.

“TOROSLAR BELEDİYESİ YÖNETİMİNE AÇIKÇA SORUYORUZ”

Buradan Toroslar Belediyesi yönetimine açıkça soruyoruz: Yarın belediyenin veya bugün bu kararı alan yöneticilerin karşılaşacağı ciddi bir hukuki uyuşmazlıkta, kendilerini en iyi savunacak avukatı hangi ölçüte göre belirleyeceklerdir?

O avukatın belediye koridorlarında nasıl yürüdüğüne, merdivenleri nasıl çıktığına mı bakacaklar; yoksa hukuk bilgisine, muhakeme yeteneğine ve savunma gücüne mi güveneceklerdir?

Hukuk, koridorlarda hızlı yürüyenlere değil; hukuku bilen, yorumlayan ve savunabilenlere ihtiyaç duyar.

Engelli bir bireyin önündeki merdivenleri erişilebilir hâle getirmek yerine, o merdivenleri mesleki yeterliliğinin ölçüsü hâline getiren bir anlayış, çağdaş kamu yönetimiyle bağdaşamaz.

Daha açık ifade ediyoruz: Engelliliği bir avukatın kamu hizmetinde görev yapmasına engel olarak gören bu anlayış, bir ilçe belediyesini yönetmeye ve seçilmiş bir makamda görev yapmaya engel sayılmıyorsa; hukuk eğitimini tamamlamış ve mesleki yeterliliğini kazanmış bir meslektaşımızın avukatlık yapabilmesinin tartışılması kabul edilemez bir çelişkidir” şeklinde konuştu.

“YALNIZCA ÇAĞIN GERİSİNDE KALMIŞ BİR DÜŞÜNCE BİÇİMİ DEĞİL; HUKUKUN VE İNSAN ONURUNUN AÇIKÇA KARŞISINDA DURAN BİR YÖNETİM ANLAYIŞIDIR”

Yıldız konuşmasında, Toroslar Belediyesini bu hukuka aykırı ve dışlayıcı yaklaşımından dönmeye çağırarak, Bugün asıl sorgulanması gereken, meslektaşımızın avukatlık yapma yeterliliği değil; engelli bireylerin haklarını korumakla yükümlü bir belediye yönetiminin eşitlik, liyakat ve insan onuruna saygı ilkelerini ne ölçüde benimsediğidir.

Unutulmamalıdır ki engellilik yalnızca bugün engelli olan bireylerin meselesi değildir. Bugün herhangi bir engeli bulunmayan herkes, yarın bir hastalık, kaza veya yaşamın beklenmedik bir sonucu nedeniyle engelli bir birey hâline gelebilir. Ancak engelli haklarına saygı göstermek için bir gün engelli olma ihtimalini beklemek gerekmez.

Eşitlik, insan onuruna saygı ve erişilebilirlik; kişisel duyarlılığa bırakılmış tercihler değil, kamu yönetiminin yerine getirmek zorunda olduğu anayasal ve yasal sorumluluklardır. Engelliliği halâ bir eksiklik olarak gören, eşitliği içselleştiremeyen ve erişilebilirliği kamusal bir yükümlülük olarak kavrayamayan zihniyetin, kamu gücüyle birleşerek bir insanın çalışma hakkının önüne engel çıkarması, yalnızca çağın gerisinde kalmış bir düşünce biçimi değil; hukukun ve insan onurunun açıkça karşısında duran bir yönetim anlayışıdır.

“TOROSLAR BELEDİYESİNİ, BU HUKUKA AYKIRI VE DIŞLAYICI YAKLAŞIMINDAN DERHAL DÖNMEYE ÇAĞIRIYORUZ”

Asıl vahim olan, bu anlayışın yalnızca düşüncede kalmaması; engelli bir hukukçunun mesleğini icra etmesini engelleyen idari bir karara dönüşmesidir. Çünkü engelli bireylerin önündeki en büyük engeller her zaman kaldırımlar, merdivenler veya fiziksel yapılar değildir. Bazen asıl engel, o engelleri kaldırmakla görevli makamların zihniyetidir.

Toroslar Belediyesini bu hukuka aykırı ve dışlayıcı yaklaşımından derhal dönmeye, meslektaşımızın bedensel farklılığını değil mesleki yeterliliğini esas almaya ve merkezi yerleştirmeyle kazandığı hakkın gereğini yerine getirmeye çağırıyoruz.

Mersin Barosu Engelli Hakları Komisyonu olarak meslektaşımızın yanında olduğumuzu ve bu sürecin sonuna kadar takipçisi olacağımızı kamuoyuna bildiriyoruz.

Engellilik bir eksiklik değildir. Eşitlik bir lütuf değildir. Makul düzenleme bir tercih değildir.
Çalışma hakkı engellenemez. Hiç kimsenin bedensel farklılığı, bir başkasının zihnindeki engellerin gerekçesi yapılamaz” diye konuştu.

EditörEditör