GÜNCEL
Giriş Tarihi : 05-06-2026 12:23   Güncelleme : 05-06-2026 12:23

MERSİN BAROSU: YOKSULLUK NAFAKASI AYRICALIK DEĞİL, SOSYAL DEVLET VE EŞİTLİK İLKELERİNİN GEREĞİDİR

Anayasa Mahkemesinin, Türk Medeni Kanunu'nun 175. maddesinde yer alan yoksulluk nafakasının süresiz olarak bağlanabilmesine ilişkin hükmü iptal etmesini değerlendiren Mersin Barosu Kadın Hakları Merkezi, “Yoksulluk nafakası bir ayrıcalık değil; sosyal devlet ve eşitlik ilkelerinin gereğidir, kadınların ekonomik güvencesi ve eşitlik hakkının bir parçasıdır” ifadelerini kullandı.

MERSİN BAROSU: YOKSULLUK NAFAKASI AYRICALIK DEĞİL, SOSYAL DEVLET VE EŞİTLİK İLKELERİNİN GEREĞİDİR

“ANAYASA'NIN 10. MADDESİNDE DÜZENLENEN EŞİTLİK İLKESİNE AYKIRIDIR”

Anayasa Mahkemesinin nafaka iptaline karşı kadınların kazanılmış haklarını savunan Mersin Barosu Kadın Hakları Merkezi yaptığı yazılı açıklamasında, yoksulluk nafakasına ilişkin tartışmalar, toplumsal gerçeklerden ve kadınların yaşam deneyimlerinden bağımsız şekilde yürütülmesini kabul etmediklerini belirterek, “AYM'nin yoksulluk nafakasına ilişkin iptal kararı, Anayasa'nın 10. maddesinde düzenlenen eşitlik ilkesine aykırıdır. Ülkemizde kadınlar; istihdama erişimde yaşanan eşitsizlikler, bakım emeğinin büyük ölçüde kadınların omuzlarına yüklenmesi, ücret adaletsizliği ve toplumsal cinsiyet temelli ayrımcılık nedeniyle boşanma sonrasında erkeklere kıyasla çok daha ağır ekonomik sonuçlarla karşı karşıya kalmaktadır. Yoksulluk nafakası, bu eşitsizliğin giderilmesine yönelik hukuki mekanizmalardan yalnızca biridir.

“KADINLARIN KAZANILMIŞ HAKLARI PAZARLIK KONUSU YAPILAMAZ”

Boşanma sonrasında yoksulluğa düşecek eş lehine hükmedilen nafaka, bir ayrıcalık değil; sosyal devlet ve eşitlik ilkelerinin gereğidir. Nafakaya ilişkin düzenlemeler değerlendirilirken, kadınların ekonomik ve sosyal koşulları ile toplumsal cinsiyet eşitsizliğinin yarattığı sonuçlar göz ardı edilmemelidir. Kadınların ekonomik bağımsızlıklarını güçlendirecek politikalar geliştirilmeden, bakım hizmetleri kamusal bir sorumluluk olarak üstlenilmeden ve çalışma yaşamındaki eşitsizlikler giderilmeden nafaka hakkının sınırlandırılması, kadınların daha da yoksullaşmasına ve şiddet ortamlarından uzaklaşmasını zorlaştıran sonuçlar doğuracaktır. Kadınların insan onuruna yakışır, eşit ve şiddetten uzak bir yaşam sürme hakkı tartışmaya açık değildir. Kadınların kazanılmış hakları pazarlık konusu yapılamaz.

Hukukun temel amacı, mevcut eşitsizlikleri derinleştirmek değil, hak ve özgürlükleri koruyarak adil bir toplumsal düzenin oluşmasına katkı sağlamaktır. Bu nedenle kadınların kazanılmış haklarının geriye götürülmesine yönelik her türlü girişimin karşısında olmaya devam edeceğiz” ifadelerine yer verdi. 

EditörEditör