EKONOMİ
Giriş Tarihi : 25-09-2026 19:49   Güncelleme : 25-09-2026 19:49

TÜRKONFED 27. İş Dünyası Zirvesi Başladı

Türkiye’nin en büyük iş dünyası buluşması olan TÜRKONFED İş Dünyası Zirvesi’nin yirmi yedincisi, FIRATSİFED ev sahipliğinde Elazığ’da başladı.

TÜRKONFED 27. İş Dünyası Zirvesi Başladı

İş dünyası liderleri ekonomik dayanıklılık için Anadolu’yu işaret etti

 Zirvenin ilk gününde, bölgede güçlenen barış ortamının yeni yatırımlar ve istihdamla kalıcı kazanımlara dönüştürülmesi gerektiği vurgulandı.

TÜRKONFED Yönetim Kurulu Başkanı Süleyman Sönmez, büyük
şirketlerle Anadolu’daki üretim gücünün daha güçlü bağlar kurması gerektiğini söylerken
FIRATSİFED Yönetim Kurulu Başkanı Prof. Dr. Yasemin Açık, iş dünyasını bölgeye yatırım
yapmaya davet etti. Koç Holding Yönetim Kurulu Başkanı Ömer Koç ise küresel belirsizlik
döneminde ekonomik dayanıklılık için üretimin yanı sıra, teknoloji geliştiren, tasarım yapan
ve fikrî mülkiyetin sâhibi olan bir yapı kurma mecburiyetine işaret etti. Kalıcı istikrârın ön
koşulunun kurum ve kurallarıyla eksiksiz işleyen demokrasi ve hukukun üstünlüğünün

hâkim olduğu bir düzen olduğunu söyledi.

Türkiye’nin gönüllülük esasına dayalı en büyük bağımsız iş dünyası örgütü Türk İş Dünyası
Konfederasyonu (TÜRKONFED) tarafından düzenlenen 27. İş Dünyası Zirvesi, Fırat Sanayi ve
İş Dünyası Federasyonu (FIRATSİFED) ev sahipliğinde Elazığ’da başladı. ‘Kalıcı Belirsizlik
Çağında Ekonomik Dayanıklılık’ temalı zirvenin ilk gününde kamu, yerel yönetimler, iş insanları
ve sivil toplum temsilcileri bir araya geldi. Yaklaşık 500 kişiyi buluşturan zirveye TÜSİAD da geniş
bir heyetle katılım gösterdi. Heyette TÜSİAD Yönetim Kurulu Başkanı Ozan Diren, Yüksek İstişare
Konseyi Başkanı Ömer Aras, yönetim kurulu üyeleri ve geçmiş dönem başkanları yer aldı. Zirvenin
onur konuşmacısı ise Koç Holding Yönetim Kurulu Başkanı Ömer Koç oldu.
Süleyman Sönmez: “Reel sektör, ekonomik dayanıklılığın taşıyıcı gücüdür”
Teknolojinin gelişim hızı, iklim krizi ve jeopolitik risklerin, sermayenin ve üretimin niteliği ile ticaretin
matematiğini değiştirdiğini söyleyen TÜRKONFED Yönetim Kurulu Başkanı Süleyman Sönmez,
“Avrupa’da yaygınlaşan yakından tedarik eğilimi, yakın coğrafyamızdaki yeniden yapılanma süreci
ve Türkiye’yi uluslararası bir transit ticaret odağına dönüştürmeyi hedefleyen düzenlemeler;
ülkemizin üretim, ticaret ve yatırımın yeni coğrafyasındaki yerini güçlendirme potansiyeli taşıyor.
Bu, Türkiye için bir kriz yönetme dönemi değil, krizlere dayanıklı bir ekonomi inşa etme dönemi.
Ancak bu süreçte ekonomimiz büyüse de sanayinin büyümeye katkısı arzu edilen seviyeye bir türlü
yaklaşamıyor. KOBİ’lerin yeşil-dijital dönüşüm hedeflerindeki aksamalar ise ihracat kapasitesinde
aşınma gibi pek çok sonuç doğuruyor. Biz iş dünyası olarak kalıcı istikrarın değerini biliyoruz. Bu
nedenle de dezenflasyon sürecinde muazzam bir bedeli taşımaya razı geliyoruz. Ancak reel

sektörün sürdürülebilir büyüme ve ekonomik dayanıklılığın taşıyıcı gücü olduğunun unutulmaması
gerektiğini her zamankinden daha güçlü şekilde vurgulamak istiyoruz” dedi.
“Refahın ağırlık merkezini değiştirebilecek güce sahibiz”
Türkiye’nin büyük ölçekli kurumsal sermayesi ile Anadolu’ya yayılmış üretim sermayesinin daha
sistematik biçimde birbirine bağlanması gerektiğine değinen Sönmez, TÜSİAD-TÜRKONFED iş
birliğinin yeni dönemin stratejik ihtiyacı olduğunu kaydetti. İki kurumun yöneticilerinin ve üye iş
insanlarının Anadolu’da hayata geçirdiği yatırımlardan örnekler veren Sönmez, “Bugün geldiğimiz
noktada biliyoruz ki, bu büyük aile bir arada hareket ettiğinde, Türkiye’de refahın ağırlık merkezini
değiştirebilecek bir güce sahip. Gelin, yıllardır il il, bölge bölge büyüttüğümüz bu iradeyle
Türkiye’nin ikinci yüzyılındaki başarı hikayesini hep birlikte yazalım” diye konuştu.
“Bir yanda eşitsizlikler diğer yanda çalışma inadımız ve barış kararlılığımız var”
İş dünyasının üstlenmesi gereken toplumsal ve teknolojik sorumluluklara da dikkat çeken Sönmez
konuşmasını şöyle sürdürdü; “Cumhuriyetimizin ilk yüzyılı bizi çağdaş dünyayla buluşturdu. İkinci
yüzyılda eşit vatandaşlık, kamu yararı, hukuk ve fırsat eşitliği gibi kurucu değerlerimizi bugünün
toplumsal gerçekliği içinde yeniden tanımlamalıyız. Ülkemizin yapay zekâyı geliştiren, veriyi
işleyen, temiz enerjiyi üreten, veri merkezlerini ve yeni nesil sanayi altyapısını kuran ülkeler
arasında yer almasını sağlamalı; teknolojinin kullanıcısı değil, üreticisi haline gelmeliyiz. Ekonomik
sıkışmalarımız, bütçe açıklarımız, fırsat eşitsizliklerimiz ve gelişmişlik farklarımız var. Ancak
bitmeyen çalışma inadımız, bir olma gücümüz, değerlerimiz ve burada dile getirmekten ayrıca
memnuniyet duyduğum barış kararlılığımız da var. Bugün ve daima yapmamız gereken, Atatürk’ün
dediği gibi Türkiye’de Türkiye’den başka bir şey düşünmemektir.”
Prof. Dr. Yasemin Açık: “Sermaye nereye akıyorsa üretim de genç de oraya akıyor”
Doğu ve Güneydoğu Anadolu’nun yıllarca korku, acı ve göçle anıldığını, bugün ise bölgenin
enerjisini üretime, yatırıma ve istihdama yöneltebileceği yeni bir dönemin başladığını belirten
TÜRKONFED Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı ve FIRATSİFED Yönetim Kurulu Başkanı
Prof. Dr. Yasemin Açık, bu değişimin ekonomik karşılık bulması için sermayenin Anadolu’ya
yayılması gerektiğini söyledi. Toplam banka kredilerinin yarısından fazlasının yalnızca İstanbul,
Ankara ve İzmir’de toplandığına işaret eden Prof. Dr. Açık, “Sermaye nereye akıyorsa üretim de
genç de gelecek de oraya akıyor ve akacak. Oysa yeni dünya düzeninde, ekonomik gücünü
ülkenin dört bir yanına yayabilen ülkeler öne çıkıyor. Bu nedenle Türkiye’nin bir sonraki büyüme
hikâyesi İstanbul’un dışında, Anadolu’da yazılmalıdır” şeklinde konuştu.
“İş insanlarımızı Yukarı Fırat’ın geleceğine ortak olmaya davet ediyorum”
Bölgenin ihtiyaç duyduğu iki temel unsurun ölçek ve sermaye olduğunu ifade eden Prof. Dr. Açık
şöyle devam etti; “Elazığ Malatya, Bingöl ve Tunceli’yi kapsayan Yukarı Fırat Havzası; güçlü
yatırım teşvikleri, ham maddeye yakın üretim imkânı, mevcut sanayi birikimi, genç insan kaynağı
ve henüz yeterince değerlendirilmemiş yatırım alanlarıyla çok büyük bir potansiyel barındırıyor.
Fırat Havzası bu hikâyeyi yazmaya hazır. Bu havzada, kurulmuş bir yay gibi gerilmiş muazzam bir
potansiyel birikti. Artık o yayı serbest bırakmanın, yeni bir sayfa açmanın tam zamanıdır. Burada
yapılacak her yatırım, gençlerimize doğdukları yerde çalışma, üretme ve gelecek kurma fırsatı
sunacak, kadınların ekonomik hayata katılımını artıracak, bölgedeki aile şirketlerinin
kurumsallaşmasını sağlayacaktır. Bugün bu salonda ülkemizin sanayi tarihini yazmış isimler var.
Sizleri bu bölgeye yatırım yapmaya, Yukarı Fırat’ın geleceğine ortak olmaya davet ediyorum.”

Ömer Koç: “Kalıcı istikrârın ön koşulu kurum ve kurallarıyla eksiksiz işleyen bir
demokrasinin ve hukukun üstünlüğünün hâkim olduğu bir düzendir.”
Zirvenin onur konuşmacısı Koç Holding Yönetim Kurulu Başkanı Ömer Koç, dünyada
öngörülebilirliğin giderek zorlaştığını, krizlerin istisnâ değil, ‘yeni normal’ hâline geldiğini belirterek,
“Krizlerin biri bitmeden diğeri başlıyor; jeopolitik gerilimler, teknolojik dönüşüm, iklim değişikliği
kaynaklı hâdiseler ve iktisâdî dalgalanmalar birbirini tetikleyen zincirleme tesîrler yaratıyor.
Dolayısıyla dayanıklılık artık sürekli belirsizlik ortamında isâbetli kararlar alabilme, değişen şartlara
sürâtle ayak uydurabilme ve her şartta istikrârı koruyabilme becerisidir” diye konuştu.
Şirketlerin uzun vâdeli yatırım kararları alabilmesi ve ekonominin dış şoklara karşı mukavemet
kazanması için öngörülebilirliğin elzem olduğuna vurgu yapan Koç, “Kalıcı istikrârın ön koşulu
kurum ve kurallarıyla eksiksiz işleyen bir demokrasinin ve hukukun üstünlüğünün hâkim olduğu bir
düzendir” dedi.
Türkiye’nin önündeki fırsat ve beraberinde getirdiği sorumlulukları da değerlendiren Ömer Koç,
sahip olunan birikimin yüksek katma değerli üretim ve güçlü insan sermâyesiyle ileri taşınması
gerektiğini vurguladı. Koç, “Başarı için; yüksek katma değerli üretime ve bu üretimi mümkün
kılacak beşerî sermâyeye yatırım yapmak esâstır. Sâdece üreten değil; teknoloji geliştiren, tasarım
yapan ve fikrî mülkiyetin sâhibi olan bir yapı kurmak mecburiyetindeyiz” diye konuştu.
Koç, “Ülkemizin, Cumhûriyetin kuruluşundan itibâren geliştirdiği sanâyi ekosistemi ve farklı
sektörlerde sâhip olduğumuz üretim yetkinliği kayda değer bir kıymettir. Bugün bizi misâfir eden
Elâzığ da dâhil olmak üzere Anadolu'nun dört bir yanında üretim yapan KOBİ'lerimiz, tarîf ettiğim
birikimin güçlü temsîlcileridir” değerlendirmesinde bulundu.
Zirvenin ikinci gününe Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz katılacak
Zirvenin ilk günü, farklı şehir ve sektörlerden iş insanlarını ikili iş görüşmelerinde bir araya getiren
TÜRKONFED Ticaret Köprüsü etkinliğiyle tamamlandı.
26 Eylül’deki ikinci ve son gün programı ise Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz’ın açılış
konuşmasıyla başlayacak. Gün boyunca gerçekleştirilecek panel ve oturumlarda ekonomik
dayanıklılığın iş dünyası ve Türk ekonomisi açısından taşıdığı önem farklı yönleriyle
değerlendirilecek.

TÜRKONFED Hakkında:
Çatısı altında 31 federasyon ve ulusal-uluslararası 340 üye dernek üzerinden 100 bini aşkın şirket yer alan
TÜRKONFED, üye tabanı ile toplam (enerji dışı) dış ticaretin %83'ünü, tarım ve kamu dışı kayıtlı istihdamın
yaklaşık %55’ini sağlamaktadır. İstanbul, Batı Anadolu, Marmara ve İç Anadolu, Trakya, Batı Karadeniz, Orta
Karadeniz, Orta Anadolu, Kuzey Anadolu, Doğu Karadeniz, İç Anadolu, Güney Ege, Doğu Marmara, Batı
Akdeniz, Doğu Akdeniz, Güney Marmara, Çukurova, Kuzey Marmara, Doğu ve Güneydoğu Anadolu,
Güneydoğu, Zafer, İpekyolu, Kapadokya, Mevlana, Doğu, Serhat, Dicle ve Fırat Sanayici ve İş İnsanları
Federasyonu’nun yanı sıra Sektörel Dernekler Federasyonu, Yapı Ürünleri Üreticileri Federasyonu, Ev ve
Mutfak Eşyaları Federasyonu, Plastik Sanayicileri Federasyonu ve Serbest Mimarlar Dernekleri Federasyonu
da TÜRKONFED’in organizasyon yapısında yer almaktadır. TÜRKONFED, Avrupalı KOBİ’lerin çatı örgütü
olan ve 12 milyon firma ve 55 milyon çalışanı temsil eden Avrupa KOBİ Birliği (SMEunited) üyesidir.

EditörEditör