EKONOMİ
Giriş Tarihi : 03-04-2026 14:54   Güncelleme : 03-04-2026 14:54

HÜRMÜZ GERİLİMİ TEKSTİL SEKTÖRÜNE ÜRETİM KAPASİTE ARTIŞI YENİ SİPARİŞLER

MTSO Tekstil Konfeksiyon ve Ayakkabı Sanayi Komitesi Meclis Üyesi Salihcan Sağlam, Hürmüz Boğazı çevresinde yaşanan gerilimin navlun ve hammadde maliyetlerini artırdığını, buna rağmen Avrupalı alıcıların tedarik güvenliği nedeniyle siparişlerini Türkiye’ye yaklaştırdığını söyledi.

HÜRMÜZ GERİLİMİ  TEKSTİL SEKTÖRÜNE ÜRETİM  KAPASİTE ARTIŞI YENİ SİPARİŞLER

HÜRMÜZ GERİLİMİ MALİYETİ ARTIRDI, SİPARİŞİ TÜRKİYE’YE YAKLAŞTIRDI
Sağlam, zor bir dönemden geçen hazır giyim ve konfeksiyon sektörü için bu sürecin doğru okunması halinde yeni sipariş, yeni pazar ve yeni üretim kapasitesi anlamına gelebileceğini belirtti.


MTSO Tekstil Konfeksiyon ve Ayakkabı Sanayi Komitesi Meclis Üyesi Salihcan Sağlam, Hürmüz Boğazı
çevresinde yaşanan gerilimin tekstil ve özellikle hazır giyim-konfeksiyon sektörü açısından iki yönlü bir
tablo ortaya çıkardığını belirterek, bir tarafta navlun maliyetlerinin yükseldiğini, enerjiye bağlı üretim
giderlerinin arttığını ve petrokimya türevi hammaddelerde fiyat baskısının derinleştiğini, diğer tarafta
ise Avrupa pazarında tedarik güvenliği arayışının Türkiye’nin güçlü bir üretim merkezi olduğunu
yeniden hatırlattığını söyledi.
MALİYET BASKISI ARTIYOR, SATIN ALMA DAVRANIŞI DEĞİŞİYOR
Sağlam, konfeksiyon sektörünün son dönemde zaten finansman maliyetleri, işçilik giderleri, zayıflayan
talep ve daralan kârlılık nedeniyle ciddi bir sınav verdiğini ifade ederek, mevcut jeopolitik gelişmelerin
ilk aşamada sektör üzerinde ilave maliyet baskısı oluşturduğunu söyledi. Ancak bugünün ticaret
denkleminde alıcının artık yalnızca birim fiyata bakmadığını vurgulayan Sağlam, ürünün hangi
koşulda, hangi sürede ve hangi güvenlik düzeyinde teslim edileceğinin de satın alma kararında
belirleyici hale geldiğini kaydetti.
Sağlam, özellikle Avrupa’daki markalar ve alıcılar açısından sipariş güvenliği, termin istikrarı ve üretim
sürekliliğinin yeniden öne çıktığını belirterek, Uzak Doğu’dan gelen ürünlerde navlun artışı, gecikme
riski ve hammadde tedarik belirsizliğinin satın alma tercihlerini değiştirdiğini ifade etti. Bu nedenle
Türkiye’nin artık yalnızca daha yakın bir ülke olarak değil, daha kontrollü, daha öngörülebilir ve daha
güvenli bir tedarik merkezi olarak değerlendirildiğini söyledi.
PAHALI GÖRÜNSE DE GÜVENLİ ÜRETİCİ AVANTAJ KAZANIYOR
MTSO Meclis Üyesi Salihcan Sağlam, Türkiye’nin bazı ürün gruplarında ilk bakışta daha yüksek
maliyetli görünebildiğini ancak küresel ticarette kararların artık sadece etiket fiyatı üzerinden
verilmediğini belirtti. Toplam maliyet hesabının içine gecikme riskinin, navlun oynaklığının,
hammaddeye erişim süresinin, sipariş güvenliğinin ve mağaza teslim planlarının da girdiğini ifade
eden Sağlam, bu nedenle Türkiye’nin Avrupalı alıcı açısından daha rasyonel bir seçenek haline
geldiğini söyledi.
Hazır giyim ve konfeksiyon sektöründe hızın, esnek üretimin ve kısa termin kabiliyetinin yeniden
belirleyici hale geldiğini vurgulayan Sağlam, Avrupa pazarının bugün ucuz ama kırılgan tedarik yerine,
biraz daha maliyetli olsa da güven veren ve zamanında teslimat yapabilen üreticiye yöneldiğini
kaydetti.
ZOR GÜNLERDEN ÇIKAN SEKTÖR İÇİN ÖNEMLİ FIRSAT
Salihcan Sağlam, Türk hazır giyim ve konfeksiyon sektörünün uzun süredir sipariş kaybı, fiyat baskısı
ve maliyet artışı nedeniyle güç kaybettiğini, ancak mevcut küresel gelişmelerin bu tabloyu tersine
çevirebilecek yeni bir fırsat alanı oluşturduğunu söyledi. Bu fırsatın kendiliğinden kalıcı kazanca
dönüşmeyeceğini belirten Sağlam, sektörün bunu doğru stratejiyle siparişe, kapasite kullanımına ve
ihracat artışına çevirmesi gerektiğini ifade etti.

Firmaların bu dönemde sadece üretim yapmakla yetinmemesi gerektiğini kaydeden Sağlam,
müşteriye güven veren, termin disiplinini koruyan, kalite standardını sürdüren ve sipariş yönetimini
güçlü biçimde yürüten bir yapının şart olduğunu söyledi. Avrupa’daki alıcının bugün en çok aradığı
unsurun düşük fiyat değil, kesintisiz tedarik olduğunu belirten Sağlam, Türkiye’nin tam da bu noktada
öne çıkabilecek bir ülke konumunda bulunduğunu dile getirdi.
Sağlam, sipariş artışı, güvenli tedarik, üretim hızı ve teslim kabiliyetinin Türkiye açısından önemli bir
avantaj oluşturduğunu ancak ihracatçının bu fırsatı kalıcı kazanca dönüştürebilmesi için döviz
kurunun da kademeli olarak artması gerektiğini belirtti. Dövizin yerinde saymasının üretici ve
ihracatçı üzerindeki baskıyı artırdığını ifade eden Sağlam, ihracatçının nefes alabilmesi ve eline geçen
bu fırsatı yeniden kaybetmemesi için kur politikasının da üretimi ve ihracatı destekleyen bir zeminde
ilerlemesinin önem taşıdığını söyledi.
MERSİN BU YENİ DÖNEMDE DAHA GÖRÜNÜR OLMALI
Meclis Üyesi Salihcan Sağlam, Mersin’in bu süreçte çok daha stratejik değerlendirilmesi gereken
şehirlerin başında geldiğini belirterek, kentin limanı, serbest bölgesi, dış ticaret tecrübesi, sevkiyat
kolaylığı ve üretim birikimiyle tekstil ve konfeksiyon sektörü açısından güçlü bir zemin sunduğunu
söyledi. Mersin’in özellikle hızlı yükleme, kısa sürede organizasyon ve ihracat bağlantılarını yönetme
kapasitesiyle Avrupa’ya dönük siparişlerde daha görünür hale gelebileceğini ifade etti.
Salihcan Sağlam, Mersin’in tekstil ve konfeksiyon alanında sadece potansiyel taşıyan bir şehir
olmadığını, rakamlarla da güçlü bir üretim ve ihracat zemini ortaya koyduğunu belirterek, AKİB
verilerine göre 2025 yılında hazır giyim ve konfeksiyon ile tekstil hammaddeleri ihracatında toplam
304 milyon 909 bin 142 dolarlık dış satıma ulaşıldığını söyledi. Bu rakamın Mersin’in üretim
kapasitesini, ihracat tecrübesini ve sektörel direncini açık biçimde ortaya koyduğunu ifade eden
Sağlam, kentin bu alanda çok daha büyük sipariş akışlarını yönetebilecek potansiyele sahip olduğunu
vurguladı.
TEKSTİL MERSİN’DE YALNIZCA ÜRETİM DEĞİL, ORGANİZASYON GÜCÜ
Sağlam, tekstilin Mersin’de yalnızca bir sanayi kolu olarak görülmemesi gerektiğini, bu alanın liman
hizmetlerinden depolamaya, paketlemeden lojistiğe, yan sanayiden istihdama kadar geniş bir
ekonomik etki oluşturduğunu söyledi. Bu nedenle tekstil ve konfeksiyonda yaşanacak her sipariş
artışının şehir ekonomisine doğrudan yansıyacağını belirten Sağlam, Mersin’in sadece üretim yapan
değil, siparişi yöneten ve müşteriye güven veren bir merkez olarak konumlandırılması gerektiğini
ifade etti.
YENİ DENKLEM DOĞRU OKUNURSA SİPARİŞ TÜRKİYE’YE DÖNER
Meclis Üyesi Sağlam, Hürmüz kaynaklı gerilimin kısa vadede sektör açısından maliyet baskısı
oluşturduğunu ancak orta vadede daha önemli sonucun sipariş tercihlerinde ortaya çıkacağını belirtti.
Avrupa pazarının artık uzun ve kırılgan tedarik zincirlerinden daha yakın ve daha güvenli üretim
merkezlerine yöneldiğini vurgulayan Sağlam, Türkiye’nin bu kırılmayı doğru okuması halinde hazır
giyim ve konfeksiyon sektöründe yeniden güçlü bir ivme yakalayabileceğini söyledi.
Salihcan Sağlam, sektörün içinden geçtiği zor dönemin ardından önünde yeni bir eşik bulunduğunu
belirterek, bu sürecin doğru yönetilmesi halinde Türkiye’nin konfeksiyonda yeniden daha güçlü
sipariş alan, daha yüksek kapasiteyle çalışan ve daha sağlam müşteri ilişkileri kuran bir üretim merkezi
haline gelebileceğini, Mersin’in de bu dönüşümde en güçlü aday şehirlerden biri olduğunu sözlerine
ekledi.

YALANCI BAHARA ALDANILMAMALI
Sağlam, Türkiye’de oluşan bu sipariş akışının kalıcı olmasını arzu ettiklerini ancak savaşın sona
ermesiyle birlikte belli ölçüde bir kan kaybı yaşanabileceğini söyledi. Bu nedenle mevcut siparişlerin
korunarak yalancı bahara aldanılmaması gerektiğini vurgulayan Sağlam, sektörün geleceğe yönelik
alması gereken tedbirlerin ihmal edilmemesinin büyük önem taşıdığını ifade etti. Sağlam özellikle
üretim gücünü, müşteri sürekliliğini ve ihracat kabiliyetini kalıcı hale getirecek adımların bugünden
planlanması gerektiğini kaydetti.

EditörEditör