DOLAR 0,0000
EURO 0,0000
STERLIN 0,0000
ALTIN 000,00
BİST 00.000
Advert
Prof. Dr. Ahmet Özer
Prof. Dr. Ahmet Özer
Giriş Tarihi : 15-01-2021 18:41

2020’DEN 2021’E DEVREDEN DÖRT KRİZ

Türkiye 2021 yılına dört önemli kriz ile girdi. Bunlar, Yönetim krizi; Ekonomik kriz; Kutuplaşma krizi ve Krono krizidir.

1- Yönetim krizi:
Bu krizin bir iç bir de dış boyutu var. İçerde kati merkeziyetçi yönetim sistemi yürümüyor. Halk partili Cumhurbaşkanı sistemini benimsemedi. Çünkü dünyanın hiç bir yerinde Türkiye’deki gibi tek adam (başkanlık) sistemi yok. Bu noktada bir iktidar kayması yaşanıyor. Kavgacı Siyaset ise sorun çözmekten ziyade kendisi çözülmesi gereken bir sorun haline geldi.

Dış politikada ise hem ABD hem de AB ile derin sorunlar yaşanıyor.

ABD ile Suriye ve PYD krizi bir yandan öte yandan FETÖ krizi yaşanıyor, üçüncü olarak da S400 krizi hala çözülmüş değil. Yunanistan, Doğu Akdeniz, Libya meselesi, Türkiye’nin giderek yalnızlaşması diğer sorun alanları olmaya devam ediyor.

AB ile yaşanan sorun ise Türkiye’nin Kopenhag Kriterlerini  (demokrasi, insan haklarına saygı, hukukun üstünlüğü, azınlık hakları) yerine getirme konusunda ayak sürümesinden kaynaklanıyor. Elbette kimi konularda onların da önyargılı davranışları var, ama bunları besleyip büyüten Türkiye’nin tavrı ve tutumudur. Üstelik demokratik standartları sadece AB’ye dahil olmak için değil kendi vatandaşı için yükseltmek gerekir.

Bütün bunlar artık hem içerde denizin bittiğini hem de dışarda kredinin tükendiğini gösteriyor. Biden’nın seçilmesi, AB’nın sıkıştırması sonucu reform söylemi ile bir atak söz konusu. Elbette gerçek bir reforma ihtiyaç var. (Gelecek yazıda bu konuyu ele alacağım) Ancak bunun ne kadar inandırıcı ve etkili olacağını önümüzdeki günler gösterecek. Hem yerimiz AB deniyor hem de AB’nin en büyük yargı gücü olan AHİM kararları yerine getirilmiyor. Bu çelişkili durum günü kurtarabilir ama iktidarı Avrupada düştüğü zor durumdan kurtaramaz.

Özellikle iktidarı adeta rehin almış olan MHP’nin güvenlikçi ve anti demokratik uygulamalardaki (Ör. 6 milyon oy almış bir partiyi kapatın) ısrarı Türkiye’yi her alanda sıkıştırıyor.

Üstelik bir çok şey (yasaklar, baskılar, düşünce özgürlüğünün önündeki engeller) yargı mekanizmasi ile destekleniyor, hal böyle olunca yargıya duyulan güven azalıyor bu da ister istemez bir yargı krizine yol açıyor.

2-Ekonomik kriz:
Üretimden ziyade rant ekonomisine dayalı ekonomi politika işsizliği dayanılmaz boyutlara ulaştırdı. İşsizlik TUİK verilerinde bile %14 civarında. Bu rakam aynı zamanda yoksulluk ve açlık sınırında büyük kitlelerin varlığına delalet.

Öte tarafta gelir dağılımındaki makas gittikçe açılıyor. Bir yanda lüks içinde yaşayan küçük bir azınlık öbür tarafta akşam evine ekmek götüremiyen milyonların hali pür melali.

Esnaf zor durumda, kimi sektörler neredeyse çökmüş. Türkiye’nin dış borcu 500 milyar dolara dayanmış, bu borç Milli Gelirin kritik eşliğini çoktan geçmiş. (%60’larda). Bir iktldarım en büyük rakibi ekonomik döküntüdür, iktidar ekonomik sukuntıyı gideremezse kendisi gidecek.

4-Kutuplaşma krizi:
Türkiye sadece ekonomide kutuplara ayrılmış değil. En büyük kutuplaşma siyasette yaşanıyor ve bu vatandaşa da sirayet ediyor ve toplumsal barışı zedeliyor. İktidar bunu önleyeceğine seçmenini konsolide etmek için teşvik ediyor. Kendisini eleştirenleri ortağı ile birlikte anında yaftalıyor.

Bile bile bir gerilim politikası izleniyor. Deniliyor ki, her kes beni sevmesin, beni sevenler beni iktidar yapsın yeter. Hal böyle olunca iktidarda kalmak herşeyden önce geliyor. Amaca varmak için her aracı kullanmak mübah sayılıyor. İktidarı eleştirenlere terörist demek de dahil. İktidar ve ortağı sürekli terörist diyerek hem hedef gösteriyor hem de kendi seçmenini konsolide ediyor. Oysa bu politika tehlikeli. Gelecekte kapanması zor derin çalkantılara yol açabilir.

Farkedilemeyen bir nokta da şudur: iktidar aslında bazı şeylere kızmıyor, kızgın gözüküyor. Çünkü bu işine geliyor. Çoğu zaman muhalefet de bu tuzağa düşüyor. Kapanmış kimi konuları adeta altın tepside ona sunuyor. İktidar bunları (yaşanan gerçek sorunların üstünü örtmek için) gündemleştiriyor, muhalefet de bu gündemin peşinden koşuyor. Oysa muhalefet halkın gerçek gündeminden kopmadan politika üretmeli ve bunları cesaretle gündeme taşıyarak halka umut ve güven vermeli.

4-Krona krizi:
Maalesef 2020 kronanın toplumda yarattığı ekonomik çöküntü, sosyal çözülme ve psikolojik travmalarla geçti. 25 bin civarında insan kaybımız ve 2,5 milyon civarında vakamız var. Sağlık sektörü büyük kayıpların yanısıra sıkıntılı bir süreç yaşadı. Kimi sektörler durma noktasına geldi. Esnaf ve dar gelirli kitleler büyük darboğaz içinde. Bu noktada devreye girmesi gereken sosyal devlet çok zayıf kaldı. Kimi palyatif tedbirler ise sonuç vermedi. Şimdi bütün dünyanın umudu aşının bu belayı defetmesi. Eğer bu sene bu başarılırsa ( ki umarım başarılacak) o zaman da seçimi konuşur olacağız. Dolayısıyla Korona sürecinin sonu ile birlikte yeni bir seçim süreci tartışmaları denk gelecek gibi.

Burada muhalefete büyük görev düşüyor. Peki muhalefet yaşadığı krizi aşıp iktidarı değiştirebilecek mi? ( Başka bir yazının konusu)

Prof. Dr. Ahmet Özer

Prof. Dr. Ahmet Özer

Prof. Dr. Ahmet Özer

DİĞER YAZILARI SUSKUNLUK SARMALI SEÇİME GİDERKEN DEMOKRASİ VE HUKUK-1 YENİ SEÇİM YASASININ HEDEFLEDİĞİ NEDİR? İNSAN ve İNSAN HAKLARI HEGEMONYANIN SONU MU? VAKIF KONUŞMASI AYDIN ve SORUMLULUĞU ÜZERİNE DÜŞÜNCELER BİR ANMA, İKİ BÜYÜK BİLİM İNSANI DOĞUMUN MUCİZESİ İLE ÖLÜMÜN İHTİŞAMI ARASINDAKİ İNSANIN SEFALETİ! KILIÇDAROĞLUNUN KÜRT SORUNU SÖYLEMİ VE YARATTIĞI TEPKİLER ÜZERİNE BİR DEĞERLENDİRME 12 EYLÜL TARİHİN GÖĞSÜNDE BİR KARA LEKEDİR Kapitalizmin Aç Gözlülüğü TALAİBAN’IN AFGANİSTAN İSLAM EMİRLİĞİ MUAMMASI, ETKİLERİ VE SONUÇLARI KİNYAS İBRAHİM MİRZOYEV’İN ANISINA İşleyen Süreçler ve Devam Eden Krizlere Sistemik ve Sosyolojik Bir Bakış ÇÖZÜM ve DİYARBAKIR ZİYARETİ...!? Bir Yazar: Yaşar Kemal – 1 Temiz Toplum ve Temiz Siyasete Giden Yolda Siyasi Partilerin Rolü İNSAN DEDİĞİN NEDİR Kİ? ÖZGÜRLÜK ONU SAVUNMA CESARETİNİ GÖSTERENLERİN HAKKIDIR. KORONA ve SONRASI DÜNYANIN HALİNE POLİTİK BİR BAKIŞ YÜZLEŞMEK...! SUSKUNLUK SARMALI İnsanoğlunun Huzur ve Erdem Arayışı: Kiynisizm ve Hedonizm Arasındaki Yol Mutlu Olma Arayışının Sosyo Psikolojik Temelleri ve Freud Gerçeği MUTLU OLMA ARAYIŞININ SOSYO PSİKOLOJİK TEMELLERİ VE FREUD GEREÇEĞİ ACININ ve NEFRETİN KADINLARI...!? SÖZÜN NAMUSUNA VE İNSAN ONURUNA BAĞLI BİR YAZAR: YAŞAR KEMAL DİLİN ÖNEMİ ve DÜNYA ANA DİL GÜNÜ SEVGİ VE GÜN ÜZERİNE Yeni Anayasa Nasıl Yapılmalı ve Neler İçermeli? İKTİDARIN REFORM SÖYLEMİ...! YENİ YIL Mİ, DEDİNİZ..!? EKRAN TACİZİ...! TARİHSEL VE KÜLTÜREL BİR VARLIK OLARAK İNSAN BİLİM VE BEYİN GÖÇÜ SORU SORMANIN MAHARETİ PİŞO MIHEME İKTİDAR NASIL DEĞİŞECEK, MUHALEFET NE YAPACAK? BİR ÖMRÜN İKİ HİKAYESİ AŞI MUAMMAYA DÖNMESİN...! ÖĞRTEMEN CHP Genel Sekreteri, Sayın SELİN SAYEK BÖKE’nin MESİAD’daki TOPLANTISINDAN NOTLAR CHP GENEL SEKRTERERİ SELİN SAYEK BÖKE İLE TOPLANTI HANGİ CUMHURİYET? PAŞA VE DÖRT KARISI HAYVANDAN TANRIYA! TEKNOLOJİNİN YAPTIKLARI AÇISINDAN İNSAN !-8 İNSANIN MACERASINA DAİR- 7 Başkan Seçer 'le Bir Saat İnsana Dair Düşünceler 1-) HAYATTAN DERSLER...! YAŞAMIN SIRRI YAŞAM(AK) NEDİR? -1- ÖLÜM VE ÖLÜMSÜZLÜK! BABALAR VE OĞULLAR (Sizin Hiç Babanız Öldü mü?) ANNELER GÜNÜN ESBABI MÜCİBESİ...! DOĞA VE ÇEVRE İLE YÜZLEŞMEK KENDİMİZLE YÜZLEŞMEK-3- KENDİMİZLE YÜZLEŞMEK -2 (VE MAKYAVELİZM’İN BİZİ GETİRDİĞİ YER) KENDİMİZLE YÜZLEŞMEK..! -1- YÜZLEŞME...! ÇAĞRI.! NORMALLEŞME NE ZAMAN BAŞLAYACAK-2-
Yol Durumu
E-Bülten Kayıt
ARŞİV ARAMA