Kimler Geldi, kimler geçti.
“Bir ağaç gibi tek ve hür ve bir orman gibi kardeşçesine…” bu özlemlerle başladık yaşam kavgasına.
Zaman içinde başardıklarımız olduğu gibi başaramadıklarımız da oldu. Toplumsal yaşamda mücadele ederken bir şeyleri değiştirebileceğimizi kendimize kanıtlamaya çalıştık. Bir araya geldik. Başka türlü yaşamak istemiyorduk, “bir başka dünya” için haklı bir kavganın içine girdik, parçası olduk özlemlerimizin, yüreğimizi koyduk dostlarımızla.
Haklı olmak yetmedi, kazanmaya yetmedik, hepimiz bu kavgada ağır bedeller ödedik; güçlüler fırsatları bulunca kırıp geçirdiler bir bir. Bile bile olacaklara direndik, göğüs gerdik, bir sürü yiğit kardeşlerimizi kurban verdik, 12 Mart’ta, 12 Eylül’de. İşkencelerde, zindanlarda, dar ağaçlarda yok edilmelerine tanıklık ettik. Kimileri sürgün edildi, sürgünlerde yitirdik kimilerini. Yalnız kaldık, işsiz kaldık ve çoğunun kaderi yoksulluk oldu.
Geride bıraktığımız yıllar, acı ve sıkıntıları felaketleri unutturamadı, güzellikleri, insanca yaşama arzularımızı kaybetmedik. Kitlesel ne mücadeleler yaşamıştık, on binlerle, yüz binlerle omuz omuza kavgalar vermiştik, düğüne gider gibi ölümlere gitmiştik. Bir birimizin yaşamlarını paylaşmıştık.
70’li yıllar, 12 Eylül’ler, 90’lı yıllar nasıl gelip geçti, dünya değişti, duvarlar yıkıldı, zorlu, sıkıntılı yıllar hiç bitmedi, tek başına kurtuluş hiç olmadı. Yollar ayrılmaya, yaşamlar farklılaşmaya, bir birinden kopmaya başladı. Siyasal yaşam hep güçlüden yana yol aldı gitti. Başarısız olduk, dağıldık, parçalandık. Siyasal yaşamı uzak bir mesafeden izler olduk, yılgınlaştık. Hepimizin yaşamında türlü türlü olumsuz etkilerin içinde boğulduk.
Daha ne yaşanacaksa yaşamaya devam ediyoruz, hastalıklar, yalnızlıklar, yoksunluklar, yaşamları elinden alınmış gelecekleri ; ölümleriyle.
İyice anladık ki çok büyük bedel ödedik, ortak tarihi olan, ortak kültürü olan, aynı yolda emek veren yurttaşlar olarak, ödemekte olduğumuz en ağır bedel, bir birimizden kopmak, bir birimize yabancılaşmak, bir birinin sevincini ve derdini paylaşamamak oldu.
Artık bir son vermeli, ödediğimiz ve ödemek zorunda kaldığımız bedellerden kurtulmak istiyoruz.
Biz bu bedeli çoktan ödedik, yeniden taşın altına elimizi koyma vakti gelmedi mi ?
Sevgiyle,hoşça kalın.
Salih Pala
13.12.2010 / 00:00
Salih A. Pala
İvriz Güzellemesi , Bir Salih A. Pala Şiiri
Mehmet Babacan
CHP’ DE DEPREM
Ahmet Ümit Aloğlu
CHP Bu Süreçte Ne Yapmalı
Dr. Osman Sirkeci
Patrona Yüzde 43! İşçiye Yüzde 30!
Barış Can Sever
SEÇİM GECESİ NOTLARI
Prof. Dr. Kamuran Elbeyoğlu
LA FONTAİNE’NİN AĞUSTOS BÖCEĞİNE YAPTIĞI HAKSIZLIK
Dr. Öğretim Üyesi Duygu Hıdıroğlu
YENİLİKÇİ LİDERLER ve YENİLİĞİN ŞİRKETLERE ENTEGRASYONU
Prof. Dr. Yusuf Zeren
RUSYA’NIN NÜKLEER YAKIT İHRACATINA DOKUNULAMIYOR.